Dış politika tutarlılık ister

31 Mayıs 2017 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

CHP'nin dış politikadan sorumlu genel başkan yardımcısı Öztürk Yılmaz geçtiğimiz günlerde Washington'da temaslarda bulunduktan sonra Türk gazetecilere aşağıdaki değerlendirmeyi yapmış (Hürriyet):

"...Biz şunu diyoruz; PYD 'Ben PKK'yı kınıyorum ve faaliyetlerini desteklemiyorum, kesinlikle bir bağım yok' diyorsa bu bir yol olabilir. Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi PKK'yı reddettiği için onlarla ayrı bir kanal açtık. Aynı şey neden Suriye'de olmasın? Suriye halkı özerk bir yapı isterse bu, o bölgenin Türkiye ile ilişkilerini de kolaylaştırabilir ama tek bir şartla; PYD'nin PKK ile bağlarını kesmesi halinde. PYD'nin o bağı koparması mümkün. Hatırlayın Talabani ve Barzani de 'PKK'yı kabul etmiyoruz. İşbirliği yapmıyoruz ve ofisini kapatıyoruz' noktasına bir süreçle geldi. Halbuki ilk önceleri PKK ile Peşmerge ayrımı pek yapılmazdı..."

Öztürk Yılmaz'ın bu söylediklerinin Cumhurbaşkanı ve Adalet Kalkınma Partisi Genelbaşkanı'nın  başdanışmanı İlnur Çevik'in geçen ay New York Times'da çıkan "kuzey Suriye Barzanileşirse onlarla ilişki kurarız" mealindeki demecinden bir farkı var mı? Yok!

Öztürk Bey'in yukarıdaki sözleri önceki tutumları ile taban tabana zıt olduğu gibi, kendi içinde de çelişkili.

Geçmişte Türkiye'nin Esad rejimi ile temas kurması gerektiğini savunan, Vaşington'a gitmeden birkaç gün önce TBMM'ne düzenlediği basın toplantısında hükümetin politikasını eleştirerek "Suriye bölünüp gider ve Suriye'nin bütün yükü Türkiye'nin üzerinde kalır" diyen Öztürk Bey, şimdi Suriye'nin bölünmesini kabul etmiş görünüyor.

Sözlerinin kendi içindeki çelişkilere gelince...

Barzani'nin Kürdistan Demokratik Partisi PKK'dan çok önce vardı. Hatta Barzani, PKK ile bir dönem savaştı. Aralarında bir organik bağ yok.

PYD'yi ise, doğrudan PKK (Öcalan) oluşturdu. 

Şimdi ABD'nin kurduğu tezgah şu: PYD'ye bir açıklama yaptırılarak PKK ile bağlarının güya kesildiğini bildirmesi sağlanacak ve Türk hükümeti buna "inanacak". Daha doğrusu inanmış görünecek. Böylece PYD ile temasın önü açılmış olacak. 

Öztürk Yılmaz'ın sözlerinden anlaşıldığına göre, CHP bu tezgaha peşinen tav olmuş.

Öztürk Bey'in söylediği gibi Barzani "PKK'yı kabul etmiyoruz. İşbirliği yapmıyoruz" dediyse bundan hangi yararı sağladık? "Bir Kürt kedisini bile Türkiye'le vermem" sözü Talabani'ye ait değil mi? Barzani'nin Kuzey Irak'daki Kandil'in faaliyetlerinin engelleyici herhangi bir oldu mu? Kuzey Irak ile doğrudan temasları geliştirerek Bağdat yönetimini kendimize düşman ettiğimizi ve Barzani'yi bağımsızlık yolunda cesaretlendirdiğimizi Öztürk Bey görmüyor mu? Aynı hataların şimdi Suriye'de tekrarlanmasını nasıl savunur? 

Belli ki Vaşington'da ABD yetkilileri ile yaptığı temaslar Öztürk Yılmaz'ın zihnini açmış. 

Şahin Mengü