Dünya Türkiye ile uğraşıyor mu?

02 Haziran 2017 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Kendimizi çok mühim bir devlet olarak görmeye ne kadar da bayılıyoruz.

En küçüğünden en büyüğüne, en kıdemlisinden en sıradan vatandaşına kadar herkes birilerinin bu ülkeyle sabahtan akşama uğraştığını düşünüyor, hatta kayıtsız şartsız inanıyor.

Sosyal medyada, basında, orada burada her yerde bu böyle.

Bir rahat bıraksalar uçup gideceğiz, önümüze herkesi katıp dünya lideri olacağız gibi geyiklerle sürekli veciz halkımız dolduruluyor.

Öylesine kibirliyiz ki, her önümüze gelene posta koyar gibi yapıp aslında bi halt etmediğimizin farkında bile değiliz. 

Oysa gerçekler ne?

Bir kere ekonomik olarak ciddi şekilde dışarıdan gelecek paraya bağımlıyız. Enerjide tamamen bağımlıyız. Dünya çapında bir markamız yok, katma değer üretemiyoruz, yani fasoncuyuz. Eğitim sistemimiz felaket, kültür yozlaşması hat safhada, dindarlıkla dincilik iyice sulandırılmış vaziyette, halkımızın en az %35'i çok fena şekilde görgüsüz, mahalle baskısı her yerde, kıçımıza giyecek dönümüz yokken yabancı markalara olan hayranlık o biçim, tasarruf kelimesini bilen yok, iş hayatında yalan dolanın bini para, trafikte saygısızlık asabiyet korkunç seviyede.

Bu kadar olumsuzluklara rağmen bütün dünya Türkiye ile uğraşıyor, öyle mi?

Yahu bi gidin işinize. Kimsenin Türkiye ile uğraştığı ettiği yok. Bizim sorunumuz kendi içimizde. Tamam, bu topraklarda emperyalistlerin gözü hep var ve olacak ama adamların biz Türk halkıyla uğraşacak ne zamanı var ne de öyle bir derdi. Bizimkisi tamamıyla kendi kendini doldurup sonra elaleme çamur atmak. Adama teslim etmişsin şirketi, s... batırmış ama kabahat dünya piyasalarında...De get...

Eğer bir ülkede en çok kar elde eden kurumlar bankalarsa o ülke soyuluyor demektir. Bu memleketin sorunu bu işte. Mütemadiyen soyuluyoruz. İçeride bi yığın zevat buna çanak tutarken, sermaye sahibi uluslararsı firmalar geliyor, alacağını alıyor ve gidiyor. Sonra geliyor, bizden aldıklarını bize borç diye çakıyor, sonra yine geliyor yine alıyor. Veciz halkımız da uyanmasın diye tüm basın, hükümet, muhalefet, osu busu topyekün "bizi kıskanıyorlar da ondan" edebiyatıyla beceriksizliklerini örtbas ediyor. 

Diyeceksiniz peki neden bunlar bizim başımıza geliyor?

Onun da cevabı çok basit; çünkü biz Anadalu denilen topraklarda yaşayan bir milletiz. Bu toprakların değerine paha biçilemiyor. Öylesine bereketli, öylesine güzel ki bu topraklar, bizim burada olmamız başımızı sürekli derde sokuyor. Aha da şuraya yazıyorum, alıp başımızı bu diyardan gitsek, mesela Sibirya'da bir yere taşınsak, o dakika bizi kimse hatırlamaz.  Buraya, bizim terkettiğimiz yere taşınanlar ise aynen bizim bugün yaşadığımız dertlerle boğuşmaya başlarlar. 

Sonuç itibarıyla ne olacak?

Olacağı şu; biz bu toprakların kıymetini bileceğiz ve aklın gerektirdiği gibi kendimizi geliştireceğiz. Üreteceğiz, ekonomik olarak güçleneceğiz ve kimseye muhtaç olmayacak seviyeye geleceğiz. Bunu başardığımız zaman övünecek seviyeye gelmişiz demektir. 

Peki bu zihniyetle bu mümkün mü?

Asla! Çünkü bu zihniyet tam da bu topraklarda gözü olanların istediği şartları oluşturan zihniyet. 10 yıl, bilemediniz 20 yıl içinde topraklar elden çıkmaya başlayacak. Ve yemin ediyorum, veciz halkımızın buna gıkı çıkmayacak. İşte o seviyeye gelmeden önlem alınması şart. Bu önlemi alacak tek merci ise muhalefet.

Peki öyle bir muhalefet ülkede mevcut mu?

İsmen evet ama cismen hayır!

İşe buradan başlamalıyız, hem de acilen...

Analizör