Arda'nın terbiyesizliği, medyanın çaresizliği

06 Haziran 2017 Salı  |  GÜNLÜK

Haberi duymuşsunuzdur, futbolcu Arda Turan, gazeteci Bilal Meşe'ye uçakta saldırmış, boğazını sıkmış, küfürler savurmuş.

Zenginlik ve şöhretin bazı şeylere yetmediğini, en önemlisinin "hazmetmek" olduğunu gösteren çirkin bir örnek. Her şey bir yana, saldırıya uğrayan 45 yıllık gazeteci Meşe Turan'ın dedesi olacak yaşta.

Elbette Turan için ağır cümleler kurabiliriz ama gazetecilere yönelik saldırıların asıl sorumlusunun medya olduğu gerçeğini gözden kaçırmamalıyız.

Neden mi?

Daha geçen hafta Habertürk muhabiri Leyla Ünal Üsküdar'da zabıtaların saldırısına uğradı, kolu büküldü, basın kartı yırtıldı ve hakarete maruz kaldı.

Peki, Ünal'ın temsil ettiği, kimliğini taşıdığı, bu yüzden de saldırıya uğradığı gazetesi Habertürk gazetesi ne yaptı?

Muhabirine sahip mi çıktı?

Hayır!

Olayın ardından Habertürk "haber değeri" görmemiş olacak ki, birinci sayfasından bu konuya yer vermeye gerek duymadı!

Herhalde "ayıp olmasın" diye bir haber yapıp iç sayfalara attı!

Muhabirine sahip çıkmak, onun saçının teline dokunulduğu zaman ortalığı ayağa kaldırmakla olur.

Çünkü...

Daha önce de yazdığımız gibi, Ünal orada kendisini değil bir medya kuruluşunu temsil ediyordu.

Medyanın en temel görevlerinden biri, kamuoyu adına sorma ve sorgulamaktır.

Saldırıya uğrayan Ünal'ın şahsında halkın bilgi edinme hakkını küçümseyen, ciddiye almayan anlayış.

Gazetenin muhabirine sahip çıkmadığını gören bu anlayış eline fırsat geçtiğinde aynı saldırganlığı sergiler mi sergilemez mi?

Daha geçenlerde Başakşehirli futbolcular gazetecilere saldırmadı mı?

Sonra ne oldu?

Dostlar alışverişte görsün misali sözde bir "özür"le skandal hemen kapatıldı.

1980'lerin sonunda Milliyet'in Genel Yayın Yönetmeni Doğan Heper, muhabir Aydın Özdalga, otopark mafyasından dayak yiyince ertesi gün dev puntolarla, "Eşkıya şehre indi" manşetini atmıştı. Bu durumu garipseyen ve Heper'in abarttığını düşünen gazeteciler oldu. Ama haklıydı çünkü Heper o manşetle aslında hem kendi muhabirine hem de gazeteciliğe sahip çıkmıştı. Çünkü Özdalga gazeteci olduğu için, kamu adına bir çarpıklığı sorguladığı için saldırıya uğramıştı.

Ünal'la ilgili yazıyı,"Bu kafayla biz daha çok dayak yeriz!" diye tamamlamıştık.

Maalesef haklı çıktık!

Suçlu Arda Turan mı, yoksa onun gibilerin saldırılarına hak ettiği tepkiyi göstermeyen medya mı?