'Şeytan' ve 'İzmir Marşı'

07 Haziran 2017 Çarşamba  |  MENTOR

Rıdvan Dilmen'i sevmem, çünkü samimi bulmuyorum: kendi hedefleri ve beklentileri doğrultusunda her türlü değeri yok sayacak birisi. Son iki yıldır arkadaşı Aykut Kocaman Fenerbahçe'nin başına geçsin, kendisi de Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkanlığı için sempati toplasın diye Fenerbahçe'yi kırdı geçirdi. Çok ama çok uzun süredir onu takip etmiyorum.

Ama Fenerbahçeliler'in çok kötü bir özelliği var: Nefret satmayı çok "seviyorlar". Yani, Fenerbahçe'ye kim küfrediyorsa bulup buluşturup bütün mesajlarını bilinir hale getiriyorlar. Fenerbahçelilerin bu huyu sayesinde ünlü olan bir çok yetersiz var. Adamlar Fenerbahçe nefreti satıyor, rakiplerin zaten alıyor, sen bari alma, adamın amacı neye mal olursa olsun rating, sen onu görmezden geldiğinde en büyük kötülüğü etmiş olursun ancak öyle olmuyor Fenerbahçe'ye edilen küfürün ilk alıcısı Fenerbahçeliler.

Neyse konu bu değil. Rıdvan Dilmen'in takip etmediğim halde söylediklerini önüme getiren mekanizma bu. Dediğim gibi Rıdvan Dilmen'i sevmem ama İzmir Marşı konusunda tamamen haklı. Ben Atatürk hayranı bir insanım ve Kemalizm'den nefret ederim çünkü Atatürk bir ülke kuran büyük bir liderken, Kemalizm Atatürk'ün arkasına saklanmaya çalışan bir adaletsizlik ve hukuksuzluk yumağıdır, halka rağmen halktır, halkı küçük gören bürokrasidir, vatandaşın ödediği vergi ile okuyup onun vergisi ile maaşını alıp o vatandaşı aşağılamaktır, vatandaşın parası ile yapılan kamplarda, otellerde sefahat içinde yaşayıp vatandaşa "ay bunlar köylü demektir". En kötüsü de yahu senin oyun olsa ne olur sen bu işlerden anlamazsın canımı sıktın deyip vatandaşın seçtiği meşru liderleri asan darbeler yapmaktır.

Elbetteki İzmir Marşı doğduğunda siyasi bir içerik taşımıyordu ama salonlarda söylenmesi ona siyasi bir içerik kazandırdı kimse karnından konuşmasın şu an salonlarda söylenen İzmir Marşı halkın oyuyla seçilmiş iktidara mesajdır ve bal gibi de siyasi içerik taşımaktadır. Sadece asker-sivil bürokratların ve onların yarattığı devlet kaynaklı zenginlerin sınırlı bir kesimin halka biz buradayız demesidir. Rıdvan Dilmen haklıdır ve Atatürk'ün politize edilmesi en çok Atatürk'e zarar vermektedir.

Nedir kardeşim bu; Fenerbahçe'nin arkasına saklan, salonlara saklan siyaset yap ondan sonra da siyaset yapmıyoruz deyip bu defa da saklanmak için Atatürk'ü kullan. Ayıp biraz cesur olun, parti kurun, izin alın, miting yapın, hukuki eylemler yapın, yazı yazın, blog açın ama Atatürk'ün, Fenerbahçe'nin arkasına saklanmayın salonlara gizlenmeyin, bizim 3 kuruşluk keyfimizin de içine etmeyin.

Ama saklanmak zorundalar çünkü onların kaybedecek çok şeyi var, Cadde'de lüks daireler, bodrumda yazlıklar, kolejden sonra ABD'ye eğitime giden çocuklar, bu kadar abartmaya bile gerek yok  bu ülkenin % 39'u akan çatısı olan gecekondularda oturup % 71,4 hafta sonu tatilini bile ödeyemezken ülkenin % 30'u bu kavramın içinde yer alır.

Beğenseniz de beğenmeseniz de Recep Tayyip Erdoğan bunu okumuştur ve her seçimde o % 70'e parasını vatandaşın vergilerinden alan doktorun onu azarlamaya hakkı olmadığını, tam tersine ona hizmet etmek için canını dişine takması gerektiğini anlatarak iktidar olmaktadır. Siz İzmir Marşı söylemeye devam ettiğiniz sürece de iktidar olmaya devam edecek, siz bırakın marş söylemeyi de sırça köşklerinizden inip halkı tanımaya çalışın.

Fenerbahçeli olup da Rıdvan Dilmen demişken Aykut Kocaman dememek olmaz...  

Çok benziyorlar birbirlerine, ikisi de amaç için ilke tanımıyor. Aykut Kocaman 3 Temmuz kahramanı gibi davranırken birdenbire 3 Temmuz'un en zalim gazetesine yazar oldu. Bu söz nereye giderse gitsin deyip kahramanlık yaptıktan sonra Fatih Terim Stadının açılışında top oynadı, sonra da doğal olarak uluslararası düzeyde çok üst düzey bir değer olan hocamız tam işsiz kalmışken Konyaspor'a hoca oldu. İlginç işte, top oynamak iyidir, özellikle de stat açılışında.

İki yıldır TFF başkanlığına aday olan Rıdvan Dilmen de onun Fenerbahçe hocası olması için canını dişine takıyor ama sorsan 3 Temmuz kahramanı.

Şimdi de diyor ki; 12 Mayıs'ta şampiyon olmamıza izin vermezlerdi!!! Ben böyle samimiyetsizlik görmedim. Bunu maçtan önce söyleseydin ya, hadi maça çıkmamak gibi radikal bir tavır Fenerbahçe'ye çok zarar verirdi maçtan önce çıkıp  "Biz kazanmak için elimizden geleni yapacağız ama kazanmamıza izin vermeyecekler" deseydin, en azından ima etseydin olmaz mıydı?

Biz de bugün "Bak hocamız bile maçtan önce söyledi, FETÖ'nün askerleri o maçı bize kazandırmaz dedi ve dediği oldu" derdik, kimse de ağzını açamazdı, şimdi herkes o maçı FETÖ/PDY militanlarının manipüle ettiğini biliyor ama sen o gün bunu söylemek zorunda olan adamdın,  söylemedin, hani kahramanlık?

Ayıp oluyor hocam...

Sonuç; kahraman diye bir şey yoktur ve Fenerbahçe'nin gerçek kahramanı münferit Fenerbahçeli'dir, Fenerbahçe'nin tek ihtiyacı olan şey sizin ona sahip çıkmanız, kalkan olmanızdır. Fenerbahçe'nin sizden başka sahibi ve kahramanı yok, ne kulüpten milyon dolarlık maaş alanlar ne de Fenerbahçe'nin sağladığı güce aşık olanlar sizin gibi değil.

Ve son cümle; ben kahramanlara ve bir tek insana çok büyük anlamlar yüklemeyi zayıflık olarak görürüm, her insan zayıflıkları ve güçleri ile bir bütündür, hatası da olur sevabı da ama Ali Koç için farklı düşünüyorum o da en az senin kadar benim kadar Fenerbahçeli ve sanırım Fenerbahçe tarihinde ilk defa tek derdi hatta bütün derdi Fenerbahçe olan bir taraftar başkana kavuşacak, bana göre Ali Koç'un başkanlığı, Fenerbahçe'de  3 Temmuz'da başlayan taraftar devriminin iktidarı ele geçirmesi olacaktır.

Not; Aykut Kocaman'ın takım hakkında söylediklerini beğendim analizleri çok doğru idi, Fenerbahçe futbol takımının ihtiyacı olan şey futbolcu değil o futbolculara yeteneklerini sergileme olanağı verecek huzurlu bir ortam ve  aklı Hollanda'da da olup her maç sonu onları aşağılamayan bir hoca: bu ikisi şampiyon olmaları için yeter.

Artık Federasyon ve hakemlerin Fenerbahçe'yi asmak için her fırsatı kullanan tavrı için onun stat açılışında gösterdiği performansa güveniyoruz, bence seneye adil olacaklardır, bu da Fenerbahçe'ye yeter.