Eğitimde cinsiyetçilik

14 Haziran 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

EĞİTİM SEN 9 Haziran 2017 günü eğitim-öğretim yılının bitmesi nedeniyle 12 Haziran tarihinde son derece önemli bir raporu kamuoyuna sundu.

Rapor uzun, yaklaşık 6 sayfa. Günümüzde eğitimde cinsiyetçiliği gözler önüne seriyor. Raporu sizler için özetledim.

"Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığı, eğitimden çalışma yaşamına, sağlıktan karar mekanizmalarına katılıma kadar yaşamın her alanında ciddi boyutlardadır. Bu eşitsizlik, özellikle kadınları ve kız çocuklarını etkilemektedir. Kız çocuklarının okula devamını sağlamak

tutarlı, ısrarlı ve sürekliliği kadar toplumsal cinsiyet boyutunun tüm düzenlemelerle ve uygulamalarla hayata geçirilmesi gerekir. 

Türkiye, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Pekin Bildirgesi gibi uluslararası yükümlülüklerinin gereği olarak kadınlarla erkeklerin eğitim olanaklarından eşit olarak yararlanmasını kabul etmiştir. Ancak Türkiye'deki eğitim politikası kadınlar için fırsat açmamakla birlikte AKP iktidarı süresince toplumsal cinsiyet algısı giderek geleneksel ve cinsiyet eşitliğini reddeden bir anlayışta derinleşmektedir. 

Eğitimde var olan cinsiyet eşitsizliği ''doğal'' ve ''var olması gereken'' bir durum olarak kavratılmaktadır. Kız çocuklarının eğitimi konusunda mevcut yasa ve düzenlemelerin yetersiz kaldığı, eğitim süreçlerinin cinsiyet eşitsizliği ile pekiştirildiğini görmekteyiz. Eğitimdeki cinsiyet eşitsizliği, toplumsal eşitsizliğin bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitim, toplumsal eşitsizliğin yeniden üretilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. 

2016-2017 Eğitim Öğretim Döneminde Çocuk İstismarı Artmaya Devam Etti;

12 yaşından büyük çocukların kendi yaşlarıyla orantılı cinsel farkındalıkları araçsallaştırılarak tecavüzcüleri aklamak için bir düzenleme yapılmak istenmesi 2016 yılına kara bir leke olarak geçti. Karşı karşıya olduğumuz tehdit, sadece bir ceza düzenlemesi değil, bu ülkedeki milyonlarca kız çocuğuna biçilen, layık görülen karanlık bir gelecektir. AKP'nin kız çocuklarını istismarcıları ile evlendirmek istediği yasa taslağı kadın örgütlerinin eylemleri ile geri çekilmiştir. 2016 yılında Ensar Vakfı'nda 45 erkek çocuğunun cinsel istismara uğramasının ardından, Adıyaman'da 30 öğrencinin cinsel istismara uğraması ile çocuk istismarının geldiği boyut ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı çocuk istismarını önlemek için politikalar geliştirmediği gibi konuyla ilgili istatistik tutmaya bile gerek duymuyor. Kadın örgütlerinin yaptığı istatistikler ve mahkemelere yansıyan olaylar neticesinde, MEB'in cinsel istismarı meşrulaştıran politikaları sonucu, 2017 yılının ilk beş ayında 182 çocuğun cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı. 

Türkiye'de AKP'nin iktidarda olduğu 2002'den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti. Tüm bu verilere karşın hükümet, çocuklara yönelik istismarı önleyecek tedbirleri almamıştır. 

Kız Çocuklarının Okullaşma Oranı;

Türkiye'de özellikle kız çocukları başta olmak üzere yoksul, emekçi ailelerin, kırsal kesimde ve/veya bölge illerinde yaşayan çocuklar; eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanamamaktadır. Ulusal, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler gibi en temel sorunlar hükümetlerin çözmek bir yana daha da derinleştirdiği temel sorunlar olarak eğitim sisteminin öncelikli gündem maddeleri olmayı sürdürmektedir. 

Müfredatın Cinsiyetçi Yapısı Derinleşiyor;

Eğitimin özellikle AKP hükümetinin resmi politikaları bağlamında eğitim kurumlarının, dolayısıyla ders kitaplarının cinsiyet rolleri açısından incelenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü AKP hükümeti, ders kitapları aracılığıyla ideolojisini geleceğe aktarıyor. Çocuklar küçücük yaşta evlensin, evde erkeğin, toplumda da devletin denetimi altında olsun istiyor. 

Geleneksel kadınlık rollerini İslami kurallar ile meşrulaştırmaya çalışan MEB, eğitimin en önemli unsuru olan ders kitaplarıyla, aile yaşamını kutsayan ve kadını yok sayan politikalarla kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini meşrulaştırıyor. 

Karma eğitime yönelik müdahaleler, eğitimin dinselleşmesi ve çocukların geleneksel rol kalıpları ile yetiştirilmesine yönelik müfredatlar da cinsel istismarın önünü açıyor."

1930 yılından itibaren çıkarılan yasalarla önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934'de Anayasa ve Seçim Kanunu'nda yapılan yasa değişikliği ile seçme seçilme hakkının tamamı tanınmış oldu. 

1930'lu yıllarda seçme seçilme hakkına kavuşan kadınlarımız ve 2017 çocuk gelinler...

Nereden nereye...