'Tutuklanmamın nedeni tetikçiler'

18 Haziran 2017 Pazar  |  GÜNLÜK

Cumhuriyet Gazetesi İnternet Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven, 32 gün süren tutukluluğunun ardından Medyaradar'dan Alev Gürsoy Cimin'e yaşadıklarını anlattı:

- 55 saniye kalan bir başlık  ve 32 gün süren bir cezaevi süreci, tutukluluk. Öncelikle aramıza hoş geldiniz diyorum. Ne hissediyorsunuz? Neler yaşadınız? Özgürsünüz mutlu musunuz?
 

Çıktığımda söylediğim gibi mutlu olamıyorsunuz. Bu ülkede mutlu olmak kolay değil. Kişisel mutluluğunuz sürekli yaşanan olaylarla gölgeleniyor. Her gün kalbimizin sızlar hale geldiği bir memlekette yaşıyoruz. Toplumsal mutluluğun gerisinde kalan kişisel mutluluk çok anlamsız geliyor hayat felsefeme. Tahliyemin benim durumumda olan tüm tutukluların ve meslektaşlarımın tutuksuz yargılanmaları için bir başlangıç olmasını diliyorum. İnsan, inanın geride arkadaşlarını bıraktığı için cezaevinden çıktığına utanıyor. Soruyorsunuz bana özgürsünüz ve mutlu musunuz diye. Değilim. Çıktığım gün buruk bir sevinç yaşar gibiydim ama Enis Berberoğlu'nun tutuklanması bu sevinci de kursağımda bıraktı.Şu an o mutsuz ruh hali içindeyim.

Bu ülkenin iyi olması, barış içinde yaşaması, demokrasi içinde yaşaması için bu meslekte 32 yıldır mücadele veriyorum. Tabii sadece ben değil, bu yolda yürüdüğümüz tüm meslektaşlarım da aynı mücadeleyi veriyor. Ama şu an başladığımız noktadan da daha geriye gittiğimiz günler yaşıyoruz.  Gerçekten Silivri'nin kapısından çıktığımda bir yanım içeride kaldı, oradaki arkadaşlarda kaldı.  İçeridekilerin de en büyük derdi kendi değil. Aileleri, çocukları yani dışarıdakilerdi. Dediğim gibi kalbimin yarısını orada bıraktım.
 
"ÖMRÜM BU ÖRGÜTLERLE MÜCADELE İLE GEÇTİ, ONLARDAN HEP NEFRET ETTİM"
 
- Hayatının büyük bir kısmını solda ve sosyalist mücadelede geçirmiş bir isim diyorlar sizin için. "Hayatım boyunca da nefret ve mücadele ettim" dediğiniz bir örgütün propagandasını yapmakla suçlandınız. Üstelik sadece bir kelime yüzünden... Elbette o yazılanı etik bulmuyorum ama siz de kasıt yok, hata var diyorsunuz. Peki, ne hissettiniz?
 
- Ben 12 Eylül'ün sert yanını biraz yumuşatarak yazmış bir insanım, üzerinden yıllar geçti o ağır yılların bir de tirajı komik yanını bulup hikayeleştirdim. Bugün kendi başıma geldi hakikaten gülüyorum. Düşünüyorsunuz hiçbir suçunuz yok  ama içeridesiniz ve çok garip bir şekilde suçlanıyorsunuz. Bu çok acı bir şey. Bende bir şey bulamayacaklarından o kadar eminim ki ne örgüt bulabilirler ne bağlantı bulabilirler. Çünkü o ben değilim. Yani aradıkları. Ben yıllardır tek işi gazetecilik olan bir insanım. Hayatımda tek bir örgütle toz kadar ilişkim olmadı olamaz. Hele o FETÖ denilen örgütle asla işim olmadı, olamaz.  Yıllarca hep nefret ettiğim, hep mücadele ettiğim bu örgütlerdi zaten. Ama bakıyorsunuz buna rağmen bir gün pat nezarethanedesiniz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, talimatla tetikçilik yapan 'gazeteciliğe' hiç kimsenin sessiz kalmaması gerekir. Artık klasik bir cümle olmuştur ama ben de söyleyeyim: Adalet bir gün herkese lazım olur. Olacak da

"GÜLMÜŞTÜM İLK KAPIMA GELDİKLERİNDE"

Cinayet işlenir bir cezası vardır ya da hırsızlık yaparsınız, ne kadar ceza alınacağı bilinir ama siz şahsınıza yönelik hangi suçtan yargılanacak başınıza ne gelecek bilmeden beklediniz. Umudunuz var mıydı çıkacağım diye.

 Polisler kapıya geldiğinde o kadar bekliyordum ki ne diye sormadım bile. Sonra giyindim. Haber vermem gerekiyor insanlara durumu ama telefonum kilitlenmiş haber veremiyorum. O arada elimi yüzümü yıkadım gittim ve neden geldiniz dedim. Suçlama nedir? Bu tweeti söylediler. Güldüm, rahatladım. Dedim ki "Suçum buysa beni 5 dakika tutamazlar" zaten polisler de geldiğinde bunun anlamsız olduğunu biliyorlardı herhalde. Böyle bir suç olur mu olmaz elbette ama onlar da görevlerini yapıyorlar. Çok da güzel görevlerini yapıyorlar yani ona da değineyim bu arada.
 
"DAHA KÖTÜSÜ DE OLABİLİRDİ MESELA BYLOCK YÜKLEYEBİLİRLERDİ"
 
- Nasıl görevlerini güzel yapıyorlar, ironi mi yapıyorsunuz gerçekten mi öyle düşünüyorsunuz?
 
- Oradaki polis görev sınırları içinde nasıl davranması gerekiyorsa öyle davrandı. En azından şunu gördüğünüzde mutlu oluyorsunuz, polis karşısındakini insan olarak görüyor. Tanık olduğum olaylara dayanarak bunu söylüyorum.

Benim rastladığım orada karşınızdakini insan olarak görüyorsunuz ve ona göre polislik görevi neyse her şartını yapıyor ama karşısındakinin insan olduğunu yani CMUK'a uygun bir şekilde bizi gözaltına alıyor, gözaltında aynı şekilde devam ediyor. Bunu  bile bir ilerleme olarak görüyorsunuz Türkiye'de.  Bakın polis bana suçlamayı okudu.

Sabah gazetesini de gördüm orada. Tetikçi gazetecilerin yaptığı bir haber. Biz bir haber yapmışız ve bunu sosyal medyada duyururken hatalı bir kelime yazmışız ve bunu 55 saniye içerisinde derhal kaldırmışız ama sabah bunu o 55 saniyede nasıl hemen almış da haber yapmış buna bakmak lazım. Kumpas budur. Ayrıca düzeltilen bir şeyi suç gibi veriyorlar, bırakın onu bir suç yok o cümlede. Hata var. Çok rahattım. İfadeye gideceğiz zaten dedi polisler. Güldüm çok rahattım yeter ki suçlama bu olsun diye düşündüm. Düşünsenize çok daha ağır bir iftira da atabilirlerdi.  Mesela telefona Bylock yüklerlerdi. Yani bunun örneklerini daha önce yaşadık.  Ahmet Şık'ların bilgisayarlarına nasıl virüs yüklendiğini gördük. Elbette benden böyle şeyler asla çıkmaz ama ya dışarıdan müdahale ile yapılsaydı. Ergenekon ve Balyoz sürecindeki haksızlıkları ne çabuk unutuyor insanlar? Tweeti duyunca rahatladım,  gazeteciyim neticede gider ifademi verir dönerim diye düşünüyordum. Onun rahatlığı vardı üzerimde. Suçlama o kadar saçmaydı ki. Yeter ki bundan suçlan başka bir şeyle suçlanacağına diye düşündüm içimden. Hırsızlıkla, arsızlıkla, yolsuzlukla, örgüte üye olmakla suçlanacağına bununla suçlanmak hiçbir şey değil, devede kulak.

O rahatlıkla gittim ama sonra ifade uzadı, gözaltı süresi uzadı. Nezarethane çok kötü bir yer. Baktım gözaltı süresi 19 Mayıs'a geliyor, 19 Mayıs tatil. Sonra bir hafta daha uzar o süreç olur 14 gün.  Beni orada tutar ve ardından çıkartır mahkemeye bu suçtan tutuklatır 3-4 ay iddianame hazır ve 3-4 ay sonrasına da mahkemeye gün verir beni 6-7 ay rahatlıkla içeride tutabilir. Ben kendimi buna göre hazırladım yani bu suçtan OHAL'İ bahane edip tutabileceği en fazla  şey bu.

Bunu düşünüyorsunuz yani ben içeri girdim 7 aydan önce çıkamam. Diye düşünür hale geliyorsun. Suçun yok ama bunu yaşıyorsun. Aynısını birçok meslektaşım yaşadı neticede. Bakın bugün halen 12 arkadaşım içeride. Onlar bu süreci en ağır haliyle yaşıyor. 4-5 ayda çıkan iddianame 6-7 ay sonraya verilen mahkeme günü. Siz de doğal olarak  direkt bunu düşünüyorsunuz ve bunu düşündüğünüzde de kendinizi ona göre hazırlıyorsunuz.

"ONLARIN YANINDA BENİM KONUŞMAM AYIP KAÇIYOR"

- 32 gün nasıl geçti kısaca anlatır mısınız yaşadıklarınızı? Duvarlar size siz duvarlara bakıyorsunuz elbette de koğuş arkadaşlarınız siz ne düşünüyordunuz? Kolay değildir anlatması ama dinlemek isterim

- Ben kolay anlatırım da orası çok da kolay bir yer değil. Benim oradaki hikâyem kısa sürdü ama içeride  6 aydır 8 aydır daha da uzun yatanlar var. İnsanların  bakıyorsunuz çoğunun suçu yok ama içerideler, seslerini duyuramıyorlar. En acısı da bu. Mesela eskiden tanıdığım ve gazeteciliğini bildiğim Oğuz Usluer Habertürk'ün Haber Müdürü biliyorsunuz, o da yanımdaydı orada. Tahliye olmuştu, kapıdan döndürdüler tekrar alındı. Çocuk  kendisine yönelik suçları işlemediğini kanıtladı. Suçta suç olsa 17-25 Aralık günü işe erken geldi diyorlar. Çocuk her gün aynı saate gelmiş, işe geldiği gün 9'da geliyor  bunlar 7'de geldi diye bir tanık ifadesine dayanarak bunu suçluyorlar. Sonra bu tanık yok ben yanılmışım diyor. Bildiğiniz deli saçması. Ardından Bylock var diyorlar ama o da çıkmıyor. Tek suçlama bu. Sonra tahliye oluyor ama hepsini torbaya doldurdukları için 29 kişiyi tahliye olmasına çocuklarına kavuşmasına ramak kalmış, 30 saniye kalmış kapıya gelmiş Silivri'de ve polis arabası önünü kesiyor toplam 30 gün nezarethane ve yeni bir suç buluyorlar ve iki kez müebbetini istiyorlar. Şimdi bu insanın yanında benim konuşmam hakikaten ayıp. Sonra Sözcü'den muhabir Gökmen Ulu geldi. 5 tane savcı aramış suç bulamamış.  6. Savcı geliyor suç buluyor. Cumhurbaşkanı'nın tatil yaptığını haber yapmak suç unsuru oluyor. 10 ay geçmiş aradan 10 aydır neredesin? Ayrıca bu haber,  dünyanın her yerinde haberdir. Cumhurbaşkanının nerede tatil yaptığını haberleştirmek nasıl suç olabilir?
 
- Şartlar nasıl peki cezaevinde?
 
- Nezarethaneden sonra Silivri cezaevi cennet gibi geliyor. Yeni cezaevi olduğu için çok da nasıl bir yer olduğunu anlayamıyorsunuz. Silivri'de çok değişik koğuşlar varmış, ben de bilmiyorum ama tecrit edildiğiniz hücrelerde tecrit edildiğiniz için ayrı bir zulüm. Birkaç gün ben orada kaldım. İlk başta bilmiyorsunuz ne oluyor, kitap yok, gazete yok, insan yok, hiçbir şeyden haberiniz yok, neye ihtiyacınız var bilmiyorsunuz her şey  dilekçeyle olduğu için bir kere veriyorsunuz. İlk gününde bilmeyince tabii bir sürü eksiğiniz oluyor ama zamanla onlar oturuyor.
 
- Kaç kişiydiniz siz?

 
- Ben tek başımaydım.
 
- Silivri'de de mi tektiniz?

- İlk başta tektim. Birkaç gün sonra Oğuz Usluer ve başka bir avukat vardı ayrı hücrelerde ama aynı avluya çıkıyorduk. Sabah 8.15'te açıyorlardı kapıyı akşam 20.15'te kapanıyordu. Gece tektik yani. Sabah avluya çıkıyorduk kahvaltı yapıyorduk. Orada hep beraber, gazete okuyorduk.
 
- Kendi gazetenizi okuyabiliyor muydunuz?
 
- Tabii Cumhuriyet'i okuyordum. Birgün, Hürriyet.

- Siz içerdeyken dışarıda en çok konuşulan isim Nedim Şener ve attığı o tweet oldu. Hatta bazı kesimler sizin onun attığı tweet yüzünden gözaltına alındığınızı bile iddia etti. Epeyce de sosyal medya üzerinden linç edildi. Bugün siz kendisiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

 
- Onu söylemek çok ağır olur. Ben insanları suçlayacak, itham edecek cümleler kurabilecek bir adam değilim. Karakterime de sığmaz. Ben böyle bir cümle kurmam. Benim tutuklanmamın nedeni Sabah gazetesindeki tetikçi gazeteciler.
 
- Kırgın mısınız peki Nedim Şener'e?
 
- Hiçbir şekilde kırgın değilim. Öyle hafif birine cevap bile vermem ben. Onu açık yazması kendi seviyesini gösterir. Bu konuda gerçekten konuşmak istemiyorum anlamsız benim için. Devam etsin bildiği gibi öyle. Benim için hiç önemi yok. Öyle bir polemiğe girmek istemiyorum. Bu konuyu geçelim

Söyleşinin tamamını okumak için TIKLAYIN