Avanta-lavanta-hukuk vesaire

20 Haziran 2017 Salı  |  GÜNLÜK

Kaçak FETO'cu savcı Zekeriya Öz hakkında, yandaş bir gazetede çıkan haberi okurken ne diyeceğimi, nereden başlayacağımı ve hangi makamdan kulaklarını çınlatacağımı bilemedim.

Zekeriya Öz ve benzeri zevatın, malum Fetullahçı kumpas davaları döneminde yedikleri haltları o gün alkışlamalarına, "Kahraman Savcı, Heykeli Dikilecek Hukuk İnsanı, Türkiye'nin Bağırsaklarını Temizleyen Yiğit Adam, Darbecilere Kemalist Vesayetçilere Kan Kusturan Civanım" muamelesi yaptıktan sonra bugün ise maaşallah bizden daha fazla "Kellesini isteyen" durumda olmalarını bir tarafa koyuyorum. O konuda tek bir laf etmeyeceğim. Zaten düzgün bir laf değil, küfürü hak ediyorlar da.. Orası ayrı konu.

Esas değinmek istediğim konu başka...

Malum YandaşYalakaYılışıkYawshak gazete, Zekeriya Öz kişisine aklı sıra bakın nereden vurmuş. Özetle neler yazıyor:

"........Bodrum'da Gaziantepli bir işadamına ait olduğu belirtilen lüks otelde günlerce kalarak eğlendiği ve binlerce dolarlık masrafları bir işadamına ödettiği tespit edildi. ... Öz'ün bu tatil karşılığında Bodrum'da ünlü bir bar sahibinin kardeşinin adliyedeki sorununu çözmek için araya girdiği öne sürüldü.....lüks otelde tek başına günlerce kalan Zekeriya Öz'ün kendini kral dairesinde ağırlattığı belirlendi. Bir görgü tanığının ifadesine göre, otelde sık sık sauna ve jakuziye giren ve zaman zaman da Bodrum'da bir bar sahibiyle birlikte tekne ile Yunan adalarına giden Öz, burada sabahlara kadar eğlendi. Öz'ün bir eskort kızla birlikte olduğu da iddialar arasında yer aldı........."

Bir kamu görevlisinin, olacak bir işi hızlandırmak, ya da olmayacak bir işi "oldurmak" karşılığında rüşvet-avanta benzeri çıkar ilişkilerine girmesi, dünyanın her yerinde suçtur ve tabii ki haberdir. Ama, bunu yazan çizen medyanın da, bu konuda en az kamu görevlileri kadar temiz olması gerekmez mi?

Şimdi soruyorum: 

- Bu haberi yazan gazetenin yöneticileri ya da muhabirleri, kendilerini "ikram" edilen kaç tane "avantadan lavanta" gezi davetini ya da konaklama ikramını kabul etmiş, kaçını reddetmişlerdir? Bir dökümünü yapabilirler mi? 

- Basında bu "avanta gezi, davet, konaklama, ağırlanma" işleri ne kadar yaygındır? Kaç medya kuruluşu ve kaç gazeteci bu konuda "pir-ü pak" olduğunu gönül rahatlığı ile savunabilir? 

- Haber-görünürlük-tanıtım-ilan görünümlü yazı-yazı görünümlü ilan karşılığında kaç gazetenin köşe yazarı veya muhabirleri nerelerde nasıl ağırlanmış, ne gibi ikramları kabul etmiş ya da reddetmişlerdir? 

- Medyada bu yawshak ne kadar yaygındır?

- Birileri çıkıp bunun yanıtını "Aslanlar gibi" verebilir mi?

- Eskort meskort mevzularına girmiyorum. Oralara girersek çıkamayız. Belden aşağı mevzular benim (ne kamu görevlileri ne de gazeteciler söz konusu olduğunda) ilgi alanıma girmiyor. Yatak odalarının dışında tartışalım bu işleri. 

Demem o deme ki beyler/hanımlar... Birine vuracaksak, birilerini yargılayacaksak, tam da sözünü ettiğimiz konularda önce kendimiz tertemiz, sütten çıkmış ak kaşık olmalıyız. Tam da bu yüzden, sürekli olarak "Medya etiği" bahsi her açıldığında, "Elaleme talkın verirken salkımı yutmamak gerekliliğine ve "Kendi evimizin içinde ortalığı dışkı götürürken, kokular ayyuka çıkmış iken, elaleme vaaz veremeyeceğimizi" yazıp çiziyorum.

Siyaset ve dürüstlük konularda zaten en başta dedim diyeceğimi. Yani o konuda yandaş yalaka tayfasının iki yüzlülüklerine, dönekliğine ve sahtekârlıklarına girmedim bile.

Zafer Arapkirli