2 Aziz Yıldırım

22 Haziran 2017 Perşembe  |  MENTOR

Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı şampiyon olduğundan beri yazmak istiyordum ama bekledim çünkü duygusal bir şeyler karalayıp böyle bir organizasyonu yaralayacak hamaset dolu cümleler kurmak istemedim.

İyi ki beklemişim ve doğrusunu yapmışım çünkü şampiyonluk sonrası ortaya çıkan tablo gösterdi ki hikaye tam bir sıfırdan başlayıp zirveye uzanan kavgayı anlatıyor.

Alın teri, organizasyon, mücadele, çalışma ve her şeyden önemlisi  adamlık, takımın önüne geçmeye çalışmayan en büyük amacı takımın parçası olmak olan egosunu takımın içine saklamayı başarmış olgunlukta sporcular.

Türk oyuncu oynatmıyor diye eleştiren bu takım, Milli Takım'a 5 oyuncu verdi, 3 tane de Fenerbahçe altyapısından yetişmiş oyuncu var Milli Takım'da. Aslında ortalama öz saygı düzeyine sahip bir ülkede gazete sayfalarının özür metinleri ile dolması gerekir ama Türk medyasının yüzü olmadığı için bunu göremiyoruz! Onlar Benjamin Franklin'i önemsiyor başka ilke yok.

Fenerbahçe'nin Avrupa şampiyonluğunun  bir çok sonucu var ;

Bunlardan en önemlisi Fenerbahçe'nin bir dünya markası olması, Boston sokaklarında yürüyen basketbolla ilgili bir insanı çevirip sorduğunuzda artık "en büyük Fenerbahçe" diyor. Bunu diyen kişinin muhtemelen Galatasaray ve Beşiktaş'ın ne olduğu konusunda bile fikri yok. Sadece Fenerbahçe değil artık Boston'daki o adamın Türkiye ve Türk insanı hakkında da az buçuk fikri var. Ben buna paha biçemiyorum, 10 milyar avro, 20 milyar avro kaç para desem bilemedim çünkü bu marka değeri Fenerbahçe için taraftar, taraftar da gelir demek. Bazı Galatasaraylı ve Beşiktaşlıların sızlanması ve hakaret etmesi çok normal çünkü Fenerbahçe Basketbol onların her şeylerini elinden aldı.  Belki bir iki sezon sonra artık çürümüş, tel tel dökülen, her yerinden karanlık ve irin fışkıran futbolu da ellerinden alacak, ben olsam çok korkardım.

Bir başka konu da Obradovic ve basketbolcuların anlattıkları Aziz Yıldırım... 

Sanki başka bir adamı anlatıyorlar, bizim hiç tanımadığımız. Futbol olsa ellerine kağıdı vermişler onlar da söylemişler derdim ama bu Fenerbahçe Basketbol Takımı onlara düşünmedikleri şeyi söyletecek kimse yok bunu biliyorum, o yüzden de söylediklerini çok önemsedim. Anlattıkları Başkan "dengeli, sinir krizleri geçirmeyen, saygılı, yenilgilerde bu standardını bozmayan, sürekli destek olan ve siz kararları alın size güveniyoruz istediğiniz her konunun yaşama geçmesi için elimizden geleni yaparız" diyen biri. Yahu acaba basketbol takımı Başkanı mı karıştırdı diyeceğim ama adamlar orta sahadan üçlük sokuyor yapmazlar. Öyleyse Başkan'ın başarıyı yakalayacak yönetici potansiyeli var.

Peki sorun ne?

En önemli sorunlardan birinin Başkan'ın yanında Obradovic'lerin bulunmaması olduğu anlaşılıyor. Başkan'ın ve Fenerbahçe'nin en büyük problemi onun etrafına kümelenmiş ve onunla ilişkisinden bir şeyler uman şakşakçılar  ordusu.

Elbette Başkan'ın da egosu ve etrafında asla onu eleştiren insanlara tahammül edemiyor olması büyük sorun ama Obradovic gibi biri olunca da dinlediği ve uyduğu çok açık. Eğer başkan önümüzdeki yıl başarı istiyorsa her söylediğine büyük başkan alkışları ile cevap veren bu "şakşakçılardan" kurtulmalı.

Fenerbahçe Erkek Basketbol takımının yaratığı en büyük sonuç ise bu camianın rakipsiz olduğu ve doğru yönetildiğinde camianın hiçbir engel tanımadan başarıyı bulacağını göstermesidir.

Sonuç; biz büyük kulübüz kardeşim o yüzden de çok paramız var ve hep sizden çok paramız olacak. Çok zengin taraftarımız olduğundan değil, biz o sınırlı bütçelerimizden Fenerbahçe'ye para ayırmayı hiç unutmadığımızdan, o yüzden biz tek siz hepiniz.

Fenerbahçeliler için yeni bir gelecek başlıyor ve ben önümüzdeki 10-15 yılda Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi kupası kaldıracağından ve bu ülkede rakipsiz kalacağından en küçük şüphe duymuyorum. Bu bir hamaset değil, kimsenin adını söylemeye cesaret edemediği devlet destekli terör örgütünü 3 Temmuz'da tüm zulme rağmen yerle bir edip  Avrupa şampiyonluğuna ulaşan inancın bilgiye dayalı analizidir.