Aseksüel, biseksüel, demiseksüel

26 Haziran 2017 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Kimin kiminle ya da kimlerle seviştiğinin "çok önemli" olduğu ülkemizde şu sıralar kulaktan kulağa tartışılan bir "şey" var: Aseksüellik.

25. İstanbul Onur Haftası'nın bu seneki teması "Aramızda Ne Var".

Kafamızı kaldırıp sadece gökyüzüne değil etrafımızda olan bitene baktığımızda görüyoruz ki gerçekten de aramızda bir şeyler var! Benimle onun, onunla diğerlerinin, diğerleriyle bizim ve bizimle devletin

Onur Haftası kapsamında, beden farkındalığı atölyesinden tutun da aseksüellikten çokeşliliğe  pek çok sunum, panel, atölye gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen bütün etkinliklerin ortak özelliği aramızda olanları ve olmayanları masaya yatırmalarıydı.

Bazı sunumlar ve paneller ise "ara"larında çok yakın bir mesafe olmasına rağmen birbirlerinden haberdar olmayanlar üzerineydi.

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği'nin (SPoD) Pazar Sohbetlerinin moderatörü Mert Elmas'ın sunumunu yaptığı "Aseksüellik" bu mesafeyi arşınlamak adına anlamlıydı.

Aseksüellik, hem LGBTİ hareketi hem de heteroseksüel bireyler için "yeni" diyebileceğimiz bir mesele. Peki nedir bu aseksüellik? Ya da herkes iki hafta biriyle sevişmedi diye kendini "Ben artık aseksüelim" diye tanımlayabilir mi?

Aseksüellik nedir?

Sunum, "Aseksüelliğe Giriş 101" kıvamında bir tanımlar dizgesiyle başlıyor. Buna göre:

Aseksüel, cinsel bir çekim tecrübe etmeyen birey demek.

Birey herhangi bir etnik kökene, dine, politik görüşe, cinsiyet kimliğine, cinsel yönelime, vücut tipine sahip olabilir. Zengin ya da fakir olabilir, herhangi bir giyim tarzına sahip olabilir. Ve bununla beraber aseksüel olabilir.

Aseksüellik ise, cinsel bir çekim tecrübe etmeyen bireyleri temsil eden bir cinsel yönelim anlamına geliyor.

Aseksüel bireyler için kullanılan bir takma ad da var: "Ace".

Nereden çıktı bu aseksüellik?

Aseksüellik, Storms Modeli denilen cinsel yönelim haritasında kendine yer bulmasıyla konuşulmaya başlandı. Bu cinsel yönelim haritasında 1 ve 6 arasında belirlenmiş olan bir cinsel yönelim skalası mevcut. Aseksüellik de başına 0 konularak bu haritaya dahil edildi.

Bilinen en büyük aseksüel topluluğu 2001 yılında David Jay tarafından kurulmuş olan AVEN The Asexual Visibility and Education Network. Topluluğun 28 binden fazla üyesi mevcut.

Dünya nüfusunun yüzde 1'i

Henüz aseksüellik ve aseksüeller ile ilgili çok geniş kapsamlı ve derinlikli bir çalışma yapılmış değil.

Yapılan kısıtlı sayıda araştırmaya göre; Dünya nüfusunun yüzde 1'i aseksüel. Ve aseksüeller arasında da geniş bir çeşitlilik hakim.

Örneğin; karşılarındaki aseksüeller ya da seksüel bireylerle romantik bir ilişki kurma arzusu ve edimi içinde olan romantik aseksüeller de var; romantik ilişki kurmak istemeyen ve bireylere karşı romantik bir çekim hissetmeyen aromantik aseksüeller de.

Anlaşılan herkes kendini "taşıyabilecek" insanlar aramıyor.

"Çekim" önemli

Aseksüellikte altı çizilen önemli noktalardan biri de "çekim".

"Ne çekimi?", "Neyin çekimi?" soruları etrafı sarmadan burada bahsi geçen "çekimin", "İnsanları birbirine yakınlaştıran zihinsel ya da romantik bağ" olduğunu hatırlatalım.

"Çekim meselesi neden önemli?" sorusuna gelecek olursak aseksüel bir birey, karşısındaki kadına, erkeğe, dışındaki bir cinsiyete ya da tüm cinsiyetlere karşı cinsel, romantik veya estetik bir çekim hissedebilir.

Bir aseksüel, cinsellik deneyiminin kendisi için arzu ve cinsel çekim hissedebilir. Fakat bu seksüel bir çekim için duyulan arzu ve arzu sonunda harekete geçmekle karıştırılmamalı. Yani burada libidolar konuşmuyor!

Romantik çekim / aromantik hoşlanma

Romantik çekim ise bireylerin belirli birisi ile romantik bir ilişki kurma arzusunu doğuran çekim. Bu da kendi içinde hoşlanma (crush) diye tabir edilen birisine karşı duyulan romantik çekim ve aromantik bir hoşlanma olan squish; birisi ile romantik ya da cinsel çekim duymadan beraber olma arzusu olarak ayrılıyor.

Romantik çekim diğer çekim türlerinden bağımsız ya da onlarla birlikte gerçekleşebilir.

Estetik çekimde karşıdaki birey ile bir şey yapma arzusu- seksüel ya da romantik- yok. Estetik çekim de seksüel ya da romantik çekimler gibi aynı anda ya da bağımsız olarak gerçekleşebilir.

İlişkiler ilişkiler Gri alan ve demiseksüellik

Gri alan, aseksüellik ve seksüellik arasındaki bölge olarak tanımlanıyor.

Kendini Gri-A olarak tanımlayan bireyler kendini sınırlamamakla beraber, genelde cinsel bir çekim hissetmiyorlar, fakat bu sürekli bir durum değil. Cinsel çekim hissetseler de düşük bir cinsel dürtüye (libido) sahipler.

Gri-A'lar teknik olarak seksüeller fakat cinselliği hayatlarının önemli bir parçası olarak görmüyorlar. Cinsel çekim ve dürtü hissediyorlar, fakat bu yaşamlarında uygulamaya geçirecek kadar kuvvetli bir his değil.

Bir de demiseksüeller var. Demiseksüeller, karşısındaki bireyle güçlü bir duygusal bağ oluşturamadan seksüel çekim hissedemiyor ve sadece belirli partner ya da partnerlerine karşı seksüel bir çekim ve arzu hissediyorlar.

"Ben artık aseksüelim/ben artık lezbiyenim"

Aseksüellik popüler kültürün köpürttüğü ve kendine göre biçimlendirdiği diğer pek çok "değerler ve kavramlar" bütünü içerisinde bir "kendini tanımlama sıfatı" olarak karşımıza çıkmak üzere, yahut çıktı.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan, görece kent kültürlü 18-30 yaş arası bireylerin ağzından "Ben aseksüelim" cümlesini işitir olduk.

Mert Elmas'a bunun nedenlerini soruyorum.

"Elbette ki kişinin kendini nasıl tanımladığına karışamayız. Fakat her şey o kadar elimizin altında ki. İnsanlar cinsiyet kimlikleri ile ilgili oradan buradan sosyal medyadan pek çok şey görüyor. Ve gördükleri, okudukları kimi zaman gerçeklikle bağdaşan şeyler değil.

"Örneğin heteroseksüel bir kadın heteroseksüel bir kadını beğendiğinde direkt kendine 'Ben artık lezbiyenim' diyebiliyor.

"Ya da bir hafta boyunca depresif durumda gezen ve kimseyle iletişim kurmayan bir kişi 'Bir haftadır sevişmiyorum, ben artık aseksüelim' diyebiliyor.

"Çoğunlukla bunu söyleyen kişi bir iki hafta sonra bunun tam tersi bir şekilde davranmaya, sosyalleşmeye ve cinsel beraberlikler kurmaya başlıyor. Bu defa söylediği şeyin tam tersi yöne gitmiş oluyor.

"İnsanın kendine etiket koyması çok kolay. Önemli olan bunla yani kendine koyduğu tanımlamayla rahat edebiliyor mu, mutlu mu? Çünkü bundan sonraki yaşantısında öyle yaşayacak ve dış dünyayla bu şekilde iletişim kuracak. O yüzden bireyin kendisine 'Ben aslında neyim?' diye sorması ve bunu dürüst bir şekilde yanıtlaması gerekiyor."

Sahi "Biz aslında neyiz?"

Zelal Yardımcı, Bianet

Yazının orjinalini okumak için TIKLAYIN