Hatalara son vermeliyiz

30 Haziran 2017 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Bir hataydı, Kıbrıs Türklerinin bir tüzel kişilik olarak, Kıbrıs Türk halkı olarak, Kıbrıs Elen halkı ile eşit olduğunu, ve olası ve yeni bir Kıbrıs devletinde iki halkın siyasal eşitliğini kabul ettirmeden, olası anlaşma için eski sahiplerine verilecek toprakları içeren haritayı kasada kilitli kalacak da olsa BM yetkililerine vermek.

Bu hatayı yaptık mı KKTC  ve Kıbrıs Türk halkı olarak?

Evet yaptık.

Bu fahiş bir hatadır ve fakat artık yapılmıştır. Gönül arzu ederdi ki, bu hatayı yapmayalım, siyasal eşitliği ve egemenlikteki ortaklığı almadan harita vermeyelim. 

Biz bu hatayı da, her konuda anlaşma sağlanmadan bir konuda anlaşma geçerli olamaz safsatasına , iyi niyetimizle kandık.

Aslında en büyük hatamız, 'muhtaplarımızdan bir adım önde olacağız' gibi ne olduğu, hangi adımı atacağımızı ve bu adım hangi adıma karşılık atılacaktır, meselesini belirsiz bırakan bir zihniyeti hem de sık sık tekrarlamak olmuştur.

Bunun yanına, var yere yok yere, habire söylediğimiz ' anlaşmaya hazırız ' ve hele de 'masadan kalkan taraf biz olmayacağız' tehlikeli söylemini de koymalıyız.

Bunlar hata mı?

Evet hatadır ve biz bu hataları yaptık.

Şu anda bir kaybımız yok ve fakat ' cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile döşenir' sözünü hiç unutmadan kendimize bir çeki düzen vermeliyiz.

Eşitliği, egemenlikteki tam ortaklığı ve dönüşümlü başkanlığı kabul ettirsek dahi, Kıbrıs Türk halkının tek güvencesi olan garantörlüğü, bu güvenceyi tehlikeye atacak şekilde tartışmayı asla ve katiyen kabul etmemeliyiz.

Masadan ilk kalkan taraf biz olursak ne olur?

Olacak olan çok basit ve net. BM ve AB başta olmak üzere bütün büyük devletler, KKTC'yi ve sanırım daha çok Türkiye'yi suçlu sandalyesine oturtacaktır.

Kıbrıs sorunu söz konusu olduğunda, ' suçlu ' sandalyesine oturtulmadığınız herhangi bir süreç hatırlayan varsa bana da telefon edip hatırlatsın lütfen.

Son olarak 2004 yılında, Annan Planı'na KKTC halkı % 65 oranında evet derken, KC halkı % 75 oranında hayır demiş ve AB ile işbirliği halinde BM'nin hazırladığı Annan Planı'nın tarihin çöp sepetine atılmasını sağlamış fakat suçlu sandalyesine yine de KKTC oturtularak, KC, ohi- hayır demiş olmasına rağmen AB üyeliğine, yeşil götlü mumla davet edilerek ödüllendirilmiştir.

Yanisi şu:

Kıbrıs sorununda önümüzü görmeden, daha ileriye gitmemeli ve KC ile Yunanistan'ın atacağı adımları görmeden ' muhataplarımızdan bir adım önde olacağız' sözünü askıya aldığımızı duyurarak, muhataplarımızın atacağı adımlara bakıp biz de adım atabilir, ya da olduğumuz yerde durabiliriz demeliyiz.

Masada durmaya mecbur ve mahkum olmadığımızın bilincine varmalıyız.

Bu bilinçteki bir kararlılık, Yunanistan ve onun yavru vatanı KC'yi daha ciddi müzakere yapmaya yöneltecektir.

Bir Kıbrıs Türkü olarak bundan eminim.

Rumlara ve BM ile AB'ye, KKTC olarak anlaşma istediğimizi ve fakat buna mahkum ve mecbur olmadığımızı karalılıkla anlatmalıyız.

Anlatabiliriz