Güven duygusu

12 Temmuz 2017 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

Bir toplumda huzur içinde yaşayabilmenin ilk koşulu ve kaynağı güven duygusudur. Toplumun temelini oluşturan kurumlara ve kitleleri yönlendiren kişilere güven duymuyorsanız asla huzurlu ve mutlu olamazsınız.

Evde eşinize, yakınlarınıza, komşularınıza, iş yerinizde amir ve arkadaşlarınıza güvenmiyorsanız, sürekli şüphe içinde nereye kadar yaşayabilir, ne kadar mutlu olabilirsiniz?

Bizim gibi düşünmeseler bile topluma yön veren, adalet dağıtan, hizmet götüren kişi ve kurumların güvenilirliği her şeyden daha önemlidir. Diyelim çocuğunuz okula başladı. Onu yaşama hazırlayan öğretmeninden ilk olarak ne beklersiniz? 

Sınıf içinde adil olmasını, herkese eşit davranmasını ve öğrencileri arasında ayırım yapmadan yaklaşmasını beklemek en doğal hakkınızdır.

Adaletine inandığınız bir öğretmen hakkında en küçük bir şüphe duymuyorsanız, ona güveniyorsanız çocuğunuza kızsa bile ona hak verirsiniz.

Ama tam tersi durumda öğretmen haklı bile olsa ona kızarsınız.

Geçelim medyaya; yazılı ve görsel basında haberlerin ve olayların gerçekten tarafsız bir şekilde sunulduğuna inanıyor musunuz? Yani medyaya güveniniz tam mı? Ya da başka bir deyişle sizin görüşünüze ters bile olsa farklı medya kaynaklarına güven duyuyor musunuz?

Bu soruya çok büyük bir çoğunluğun evet diyeceğini düşünmüyorum. Son yıllarda toplumun gözünde en büyük güven kaybı yaşayan kurumların başında bence medya geliyor. Bir zamanlar akşam olunca haber saatini bekleyenlerden bugün kaçımız haberleri izliyor?

Haber kanallarının gerçekten haber peşinde koştuğuna ve bunu anında kitlelere tarafsızca ulaştırdığına inanıyor muyuz? Artık kimse politik düşüncesine ters gelen kanalları hiç izlemiyor bile... Gazeteler de televizyonlardan farklı değil. Birçok gazete havaalanları, otogarlar, tren istasyonları gibi yerlerde bedava dağıtılıyor ama neredeyse dönüp alan yok gibi...

Bir zamanların tüm toplumun en çok güvendiği kurumlardan olan ordu son yıllarda eskisi kadar güvenilen kurumlar arasında değil. Adalet dağıtan ve en çok güven duyulması gereken kurumların başında olan mahkemelere, hakim ve savcılara ne kadar güveniyorsunuz? İşini gerçekten vicdanıyla ve layıkıyla yapanlar bir kenara ama bu kişi ve kurumlara duyulan güven acaba gün geçtikçe azalıyor mu?

Özel sağlık kurumlarının birçoğu ticarethane gibi çalışıyor. Ellerine bir düştünüz mü yandınız. Hiç ihtiyacınız olmadığı halde para için yapılan bir sürü gereksiz tetkik ve çekilen filmler bir de üstüne o yaşadığınız "acaba ben de bir şey mi var?" stresi...

Kamu yöneticileri, üniversiteler, belediyeler, devlet daireleri, bankalar, özel işletmeler, güvenlik güçleri, spora yöne veren federasyonlar kısaca aklınıza gelen her türlü kişi ve kuruma olan güven duygunuz son yıllarda artıyor mu azalıyor mu?

Politikacılar eskiden beri belki de diğerleri arasında güven bakımından çok ön sıralarda değildi ama artık öyle bir noktaya geldik ki, bırakın rakip siyasetçileri kendi partinizden olanlara bile güven duymuyorsanız ortada büyük bir sorun var demektir.

Bu sorunun temel nedeni toplumda hızla eriyen ve yok olan güven ve adalet duygularıdır. Pazarda pazarcıya, mahallede esnafa, sokaktaki insanımıza sürekli bizi aldatacak/kandıracak psikolojisi ile yaklaşıyorsak bizi bu hale getirenler asıl sorumlulardır. 

Bir zamanlar kapı-cam-pencere açık yatarken, çocuklarımızı en uzak okullara yalnız gönderebilirken şimdi yaşamın tüm alanlarında savunmaya, kendimizi korumaya geçiyorsak ortada yanlış giden bir şeyler var demektir.

Bundan daha da tehlikelisi, kaybolan güvenlerimizi, yok olan adalet duygularımızı, tekrar geri kazandırma durumunda olanların içinde bulunduğu durumdur.

İlhan İlmenöz