Hayatı kendine zehir etmek

18 Temmuz 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Yaşamın kendisini ve yaşamayı sever misiniz? 

O halde hayatı niye kendinize zehir ediyorsunuz? 

İnsanoğlu gerçekten çok garip bir canlı... Doğanın ve yaşamın kendisine sunduğu nimetleri mümkün olduğunca çok kullanmak yerine hayatı kendine işkence haline getirmek için elinden geleni yapıyor.

Bilmiyorum kişinin kendi kendine yaptığı eziyeti, yaşattığı sıkıntıları bir başka kişi yaşatıyor mudur?

"Senin tuzun kuru galiba, para olmadan nasıl yaşayalım" diyenleriniz olabilir. İnanın paradan puldan lüks yaşamdan filan bahsetmiyorum. Günlük sıkıntılarımızdan kurtulmanın ya da onları giderek azaltmanın aslında çok da basit olduğunu söylüyorum.

Her şeyden önce aslında yaşam çok basit ve onu karmaşık, kompleks hale getiren bizleriz. Her şey dert ederek "onu yapamadım bunu yapamadım, onu alamadım bunu alamadım" diyerek kendini strese sokmanın kime ne yararı var?

En önemlisi de yaşam düşündüğünüzden çok çok kısa... Birçok konuda kendinizi boş ve gereksiz şeylerle üzmeye değmeyecek kadar kısa...

Bu dediklerimi kimileri hiç anlayamazken, kimileri yaşamın kendisine attığı kazıklar, yaşattığı acılar vb nedenlerle çok erken yaşlarda bunu görebiliyor.

Peki günlük sıradan kaygılarımızdan kurtulup yaşamı nasıl basitleştirebiliriz? Daha doğrusu yaşamın tadını nasıl çıkarabiliriz?

Öncelikle başkaları için yaşamayı bir kenara koyun sadece kendiniz ve sevdikleriniz için yaşamaya çalışın. Bırakın başkaları sizin hakkınızda ne düşünürse düşünsün, başkalarına göre yaşamayı bıraktığınız an zaten 1-0 öndesiniz demektir. Varsın evi çöplük gibi leş, sizin için pasaklının teki, üstü başı dökülüyor desinler. 

Yok öyle yaparsam o ne der, böyle yaparsam şunlar ne düşünür? Bunu giyersem/takarsam benim için ne derler, filan takmayın bunları "beğenmeyen küçük kızını vermez" deyin ve geçin gidin. Mahalle baskısına asla boyun eğmeyin, ruhunuzu özgür bırakın.

Yapmak istedikleriniz ertelemeyin, olanak buldukça bir ucundan başlayın. Sizi sıkan strese sokan insanları yaşamınızdan çıkarın, yani size ağırlık yapan safraları birer birer atın, bakın ne kadar hafifleyeceksiniz.

İstemediğiniz şeyleri başkalarını mutlu etmek için yapmayı bırakın. Dolayısıyla bazen hayır demeyi öğrenin. Bakın kendi istediklerinizi yaptığınız zaman ne kadar özgür ve mutlu olduğunuz göreceksiniz.

Kendinizi ve sahip olduğunuz tüm değerleri başkaları ve onların sahip oldukları ile asla kıyaslamayın. Siz sizsiniz, başkaları da başkaları Asla ulaşamayacağınız yaşamlara özenmeyin, elinizdekilerin değerini bilin. Sizlerin yaşamına özenen birçok kişi olabileceğini de unutmayın. 

Bazılarınız bu dediklerim için "yani Polyannacılık mı oynayalım" diye düşünebilirler.  Varsayalım Polyannacılık oynadık, ne kaybederiz? Sürekli karamsar, sürekli mutsuz ve asık suratla dolaşmaktan daha iyi değil midir?

Elimde olanak olsa başta her şeyden yakınan, her şeyi kendine dert edinen insanların mezarlık, hastane, hapishane gibi yerleri ziyaret edip buralarda uzun uzun zaman geçirmelerini sağlarım.

Bakın bakalım o zaman dert, sıkıntı, gam, keder kalıyor mu?

İlhan İlmenöz