9 Temmuz'dan 15 Temmuz'a

20 Temmuz 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

"-Maltepe'ye nasıl gidebiliriz ?"

İstanbul E-5 Karayolu üzerindeki bir trafik kontrol noktasında, görevli polis memuruna yol tarifi sorduk.

Polis, önce nereden geldiğimizi sordu.

İzmir'den geldiğimizi öğrendiğinde yüzündeki gülümseme arttı.

Maltepe'ye giden yolu bize en ayrıntılı şekilde tarif etti. 

İşler yolundaydı. Polis, mitinge giden 35 plakalı bir araca yol tarifini, yüzünde güller açarak anlattığına göre, işler yolundaydı. Mitingin coşkulu olacağı, daha İstanbul'a girişte belliydi.

Aracımızı miting alanının 3 kilometre uzağına bırakabildik.

Sabah saatleri olmasına rağmen çevrede araçlar için park alanı bulmak oldukça zor oldu.

Sokaklar, kaldırımlar öyle hareketliydi ki mitingin başlamasına 6 saat olmasına rağmen bu canlılık, katılımın geniş olacağını göstermekteydi.

Daha önce katıldığım mitinglerden farklı olan bir durum vardı: Türkiye'nin dört bir yanından Maltepe'ye gelenler ilk kez tam bir dayanışma içerisindeydi. Birbirine yol veren, destek olan, yaşlısına, kadına, çocuğa saygılı bir kitle vardı.

Mitinge katılan kişi sayısı elbette önemli.

Bir milyon, iki veya üç.

Bundan daha önemli olan, katılanların heyecanlı, umut dolu ve istekli olmalarıydı. 

Saat 19:00'da Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının bitmesiyle birlikte dönüşe geçenler, birçok İstanbullu'nun alana yeni gelmeye çalıştığını gördü.

Belli ki metrobüs, otobüs, vapur seferleri aksamış ve yüz binler alana zamanında yetişememişti.

9 Temmuz Adalet Mitinginden bir hafta sonra 15 Temmuz darbe girişimini önleme yıldönümü kutlamaları yapıldı. Alanlar yine doldu, taştı. 

Bir tarafta adalet için yürüyen, toplanan milyonlar, diğer tarafta darbeye karşı haykıran, yürüyen milyonlar.

Şimdi, önümüze bakma zamanı.

Şimdi, bu iki grubun birbirini anlama zamanı.

Her iki mitingin de ortak paydası "ülkemizin geleceği" oldu.

Önce Alevi - Sünni; sonra Kürt - Türk diye ülkeyi kutuplaştırmaya çalışanlar, başarılı olamayınca, şimdi de adalet arayanla, darbeye karşı olanların sanki farklı gruplarmış gibi bir algı yaratmaya çalışması yapaydır; tutmaz.

Herkesin derdi, ülkemizin geleceğidir.

Evlatlarının daha demokratik, daha adil, daha zengin, daha güvenli bir ülkede yaşama beklentisidir.

SON SÖZ: Adalet isteyen de, darbeye karşı olan da bu ülkenin evladıdır. Ortak beklenti, aydınlık bir gelecektir.