Trump debelendikçe batıyor

24 Temmuz 2017 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump'ın görevi devralmasının üzerinden tam altı ay geçtikten sonra Beyaz Saray'daki konumunu yukarıdaki başlıktan daha iyi tanımlayan iki sözcük bulmak herhalde epey zor olsa gerek.

Trump bu görüntüyü değiştirmek için Beyaz Saray'ın iletişim ekibinin başına, işi daha çok paradan para kazanmak olan ve iletişimle zerre kadar ilgisi olmayan  Anthony Scaramucci'yi getirince, cumartesi gecesi TV programlarının vazgeçilmez mizah konusu olan sözcüsü Sean Spicer'in istifasını kabullenmek zorunda kaldı.

Herşeyden önce, görevdeki ilk iki ayı içinde kendi atadığı Ulusal Güvenlik Konseyi danışmanını işten atmak zorunda kalan, altıncı ayında da sözcüsünü istifaya zorlayan Trump'ın uyumlu ekip kurmaktaki beceriksizliği artık tescillenmiş gibi.

Ama ABD Başkanı için bundan  daha çok baş ağrıtan unsur,  Rusya'yla ilişkileri nedeniyle söylediği  yalanların artık gizlenemez hale gelmiş olması.

Son birkaç gün içinde ortaya çıkarılan yeni yalanlarla Trump için artık sonun başlangıcına gelinmiş olduğunu söylemek abartı sayılmamalı.

Önce Trump'ın Hamburg'daki  G20 doruk toplantısında, Rusya devlet başkanı Putin'le gündem dışı olarak yaptığı gayriresmi görüşme:   Hamburg'daki  doruk sırasında verilen bir akşam yemeğine konuk olarak katılan bir uluslararası ilişkiler uzmanı, yemek sırasında Trump'ın sandalyesinden kalkarak Putin'in yanına gittiğini ve Putin'le yaklaşık bir saat boyunca görüştüğünü, bu görüşme sırasında da ABD Başkanı'na, kendi resmi heyetinden kimsenin eşlik etmediğini söyledi.  Bu konuşmaları, iki liderden başka sadece Putin'in çevirmeni duymuştu.

Bir ABD başkanının yabancı bir devlet adamıyla yaptığı bir görüşmede söylediği herşey devlet politikası sayılır, bu Beyaz Saray'ın iki yüzyıldan uzun süren bir geleneğidir. Trump'ın bu görüşmede Putin'e ABD'yi hangi yükümlülükler altına sokabilecek ne vaatlerde bulunduğu veya ne pazarlıklar yaptığı, en azından resmi olarak bilinmiyor.

Beyaz Saray sözcüleri bu görüşmeyi sadece 15 dakika süren havadan sudan bir konuşma olarak nitelendirdilerse de, buna inanmak için çok saf olmak gerek. Dünyanın en büyük iki nükleer gücünün liderlerinin 15 dakika boyunca iklim koşullarından ya da yemek salonunun güzelliği ya da menünün zenginliği üzerine konuştukları düşünüllebilir mi?

Hamburg dönüşü Washington'da bekleyen başına sızdırma haberler Trump'ı acımasızca taciz etmeye devam etti.  Bunlardan biri, Adalet Bakanlığı'nın atadığı, ABD Başkanı'nın Rusya ile ilişkilerini soruşturan özel savcı Robert Müeller'in,Trump'ın Avrupa'nın en büyük bankası olan Deutsche Bank'la olan ilişkilerini araştırmaya başlayacağı haberi idi. Ve bu haber Beyaz Saray'da paçaların tutuşmasına neden oldu.

Trump'ın milyarlarca dolarla oynadığı gayrimenkul işi çerçevesinde varlıklı Ruslarla çok alışverişi olduğu biliniyor. Ruslara lüks malikaneler satan Trump'ın, bu mülklerin satışı için Deutsche Bank'tan büyük rakamlı krediler ayarladığı ve bu kredilere Rusya'nın da devlet güvencesi verdiği iddia ediliyor. Müeller'in bu ilişkileri ortaya dökmesi, ABD Başkanı'nın görevini sürdürmesini tehlikeye sokabilir.

İşte bu nedenledir ki, Washington başını Trump'ın kurduğu bir ekiple Müeller'in ve ekibinin geçmişini araştırmaya başladığını duyurdu. Amacın, Müeller veya ekip üyelerinin geçmişteki çıkar ilşikileri üzerinden giderek yaptıkları soruşturmanın yasal geçerliliğini sorgulamak olduğu söyleniyor.

Ama burada Trump'ın elinin çok güçlü olmadığını anlamış olması hayli muhtemel, çünkü bu haberlerin hemen ardından attığı tweetlerle  Trump, başkan olarak af yetkisinin sorgulanamayacağını ve hatta kendisini bile affetme gücüne sahip olduğunu savunmaya başladı. Eğer ortada bir suç yoksa, af tartışması neden başlatılmış olabilir?

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Washington Post gazetesi  Adalet Bakanı Jeff Sessions'in Senato'ya resmen yalan söylediğinin kanıtlandığını bildirdi.

Post'un haberine göre, Rusya'nın Washtington büyükelçisi Sergey  Kislyak, Moskova'yla yaptığı telefon konuşmalarında, 2016 seçim kampanyası sırasında Sessions ile yaptığı görüşmelerde Rusya'ya uygulanan yaptırımların kaldırılması veya azaltılması konusunu ele aldığını bildirmişti. Bu konuşmaları dinleyen ABD'nin elektronik istihbarat örgütü de konuşmaların içeriğini kayıt altına almıştı, Post'a göre. Halbuki Sessions, görevine atanmak için Senato'da verdiği ifadede, ne Rusya ne de başka bir ülkenin temsilcisiyle kampanya odaklı bir görüşme yapmadığını söylemişti.

Trump zaten Sessions'a kızgındı, çünkü Adalet Bakanı daha haftalar önce kendisinin Trump-Rusya ilişkilerini irdeleyen soruşturmadan vareste tutulmasını resmen istemişti. Şimdi Sessions'ın da işini kaybedip etmeyeceği konuşuluyor.

Trump'ın başkanlık seçimi kampanyasını destlekleyen ilk ABD Kongre üyesi olan Sessions'in Kislyak ile yaptığı görüşmelerde bu tür konuları konuşmamış olabileceği, ancak Kislyak'ın, telefonlarının dinlendiğini bildiği için Moskova'ya rapor verirken bu görüşmelerin içeriğini saptırmış ve böylece ABD istihbaratını aldatmayı hedeflemiş olabileceği de söyleniyor k, bu oldukça mantıklı bir açıklama olabilir. Ama bu açıklama bile, Rusya'nın ABD'nin başkanlık seçimi kampanyasını manipüle etmeyi başarmış olduğunun bizzat ABD tarafından itirafı değil mi?

Scaramucci'nin, yalnızca ABD'de değil tüm dünyada hızla komikleşen Trump imajını ne derecede değiştirebileceği meçhul. Bu çabanın başarılı olması süregiden haber sızdırmaları nedeniyle de hayli kuşkulu.

Trump yeni  iletişim ekibiyle görüntüyü kurtarma çabalarına yeni bir ivme kazandırmaya çalışırken, Washington'daki  Rusya Büyükelçisi Sergei Kisylak, ABD başkentinde 10 yıldır sürdürdüğü görevini tamamlayarak sessiz sedasız Moskova'ya döndü.

Kislyak'ın dönüşünde Putin tarafından hayli saygın bir biçimde ödüllendirileceğinden kuşku duyulmamalı, çünkü Büyükelçi son bir yıl içinde ABD'nin siyaset ve devlet mekanizmalarının içine öyle yaralar açtı ki  ki, Washington'un bu yaraların iltihabını temizlemesi yıllar alacak.

Cengiz İzmirli (mahlas)