Beyaz Saray'da 'postal' sesleri

31 Temmuz 2017 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Washington'daki gazeteciler herhalde meslek hayatlarının en eğlenceli  dönemini yaşıyorlar: Dünyanın en güçlü ordusunun ve en büyük ekonomisinin yönetim merkezinde, başkanın en yakın iki danışmanından biri ötekine ağıza alınmadık küfürler savuruyor, hem de çok okunan bir gazeteye demeç verirken. Küfürlerin hedefi olan danışman istifa ediyor ve başkan anında istifayı kabul edip boşalan makama atama yapıyor  ve o yönetim merkezinde, yani Beyaz Saray'da hayat hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor.

Eğer benzer bir olay George W. Bush ya da Barack Obama'nın başkanlık döneminde yaşansaydı, yalnızca basın değil, üniversiteler, düşünce kuruluşları, sivil toplum kuruluşları günlerce süren tartışmalara dalar, olaylara bir anlam vermeye çalışırdı. Trump  Beyaz Saray'ı ise bambaşka, herkes Başkan'ın ve kadrosunun ne kadar "olağandışı" olduğunu çoktan kanıksadığı için, olanlara artık gülüp geçiyor çoğu insan.

İşin eğlenceli olan teatral yönü bir yana, Donald Trump'ın özel kalem müdürü Reince Priebus'un istifasını kabul edip (buna görevden uzaklaştırma demek de mümkün) yerine  İç Güvenlik Bakanı emekli general John Kelly'i ataması, önümüzdeki dönemde Beyaz Saray'ın hükümet etme taktiğinde bir değişikliğe gideceğinin işareti olabilir.

Şöyle ki, görevden alınan Priebus Cumhuriyetçi Parti yönetiminde önemli bir konuma sahipti ve Trump'ın Kongre'yle olan ilişkilerinin yönetiminde, hemşehrisi olan ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan ile olan kişisel yakınılığını da kullanarak önemli bir rol oynuyordu.

Ancak ABD Senatosu'ndaki  Cumhuriyetçi Parti çoğunluğunun, beş altı kez oylama yapmasına karşın, Trump'ın seçim kampanyasının en önemli vaatlerinin başında gelen önceki başkan Obama'nın yürürlüğe soktuğu sağlık sigortası politikasını geçersiz kılan bir yasayı kabul edememesi  sonrasında Trump zaten Kongre'ye güvenini yitirmiş görünüyor ve bunu tweetleriyle her gün ilan etmekten de kaçınmıyor.

Burada dikkat çekilmesi gereken bir nokta Beyaz Saray özel kalem müdürlüğüne bir generalin atanması.

Böylece Trump'ın kendisini Beyaz Saray'da  askerlerle kuşattığını ve yönetimde askerlere güveneceğini dünya aleme ilan ettiğini görüyoruz. (ABD'nin sivillerin askerler üzerinde tartışmasız otorite sahibi olduğunu iddiasını Türk Silahlı Kuvvetleri'nin itibarını yok etmek için kullanan Türkiye'nin liboş entellektüellerinin kulakları çınlıyor mu acaba?)

Hatırlanırsa, Trump göreve gelir gelmez, teamüllere uygun olmamamsina karşın, yeni emekli olmuş bir generali, Jim Mattis'i Savunma Bakanlığına hetirmiş, ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn'i görevden almak zorunda kaldıktan sonra da Pentagon'da aktif görevde bulunan General H.R. McMaster'ı ulusal güvenlik danışmanlığına atamıştı. Son gelişmeyle Dışişleri Bakanı Rex Tillerson dışında, yönetimin kilit önemdeki kadroları askerlere emanet edilmiş oldu.

Başkan Trump'ın iktisat yönetimi kadrosunun büyük ölçüde Wall Street bankerlerinden  oluştuğunu biliyoruz. Askerler ve Wall Street'in direksiyonda olduğu bir Beyaz Saray'dan, gelir dağılımının giderek bozulduğu, yoksulluğun tırmandığı bir dönemde nasıl sosyal politikalar beklenebilir?

Trump, Kelly'yi göreve atadıktan sonra attığı ilk tweetlerden birinde, Kongre Obama'nın sağlık şiogortası yasasını iptal edip yerine yeni bir yasa koymadığı sürece, yürürlükteki yasanın gerektirdiği ödemeleri durduracağını ilan etti. Bu gelecek gunlerin habercisi mi?

Beyaz Saray'a girişinin üzerinden altı ay geçtikten sonra, Donald Trump'in başkanlığı  bir kaos görüntüsü vermeye devam ediyor. Bu süre içinde ABD borsaları rekor üzerine rekor kırdı ama bu yükselişin temelinde başarılı ekonomik göstergeler yerine beklentilerin olduğunu bilenler biliyor.  Ne var ki bu beklentilerin dayandırıldığı yasal düzenlemelerin yapılabilirliği hayli kuşkulu.

Cumhuriyetçi Parti'nin yedi yıldır iptal edeceğini ilan ettiği Obama'nın sağlık sigortası yasasının Trump'ın ittirmesine ve  Kongre'nin her iki kanadındaki Cumhuriyetçi çoğunluğa  rağmen yürürlükten kaldirilamaması, hem Başkan'ın, hem Kongre'nin  ABD'yi yönetebilme becerisinin ciddi biçimde sorgulanmasına neden olmuş durumda.

Bu ortamda, bir savaş çıkması, millyetçi ABD kamuoyunun farklılıklarını unutarak birleşmesini ve böylece siyasilerin de eleştirilerden kurtulmalarını sağlayabilir.  Kuzey Kore lideri Kim Jong Un bilerek ya da bilmeyerek böyle bir fırsatın yaratılması için de gayet güzel çanak tutuyor. Hazır Beyaz Saray'da askerler de bu kadar elverişli bir şekilde konumlanmışken, Trump için Kuzey Kore'yi bombalamak harika bir taktik olabilir.

Cengiz İzmirli (mahlas)