Alo gökyüzü

03 Ağustos 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Kelebekler nereye konar?

 

Hiç zorlamayın kendinizi yanıt bulmak için. Bulabilirsiniz biliyorum da benim yanıtım tartışmaya kapalı.

 

Kelebekler nereye mi konar?

 

Kesinlikle kapsama alanı dışına.

 

Bir de kapsama alanı çıktı insanlığın başına ki, tüm insani şeyler alanın dışına itildi.

 

Yaşama ve güne dair hiçbirşey kapsama alanında değidir.

 

Neyin mi?

 

Keyfinize, bilginize, duygularınıza göre, neyin kapsama alanı dışında kaldığınıza siz yanıt bulacaksınız, elbette böyle bir sorunsalınız varsa.

 

İnsanların bir zamanlar telefonsuz, cep telefonsuz da yaşayabildiği günler çok eskilerde kaldı, hatta yeni doğanların cep telefonsuz bir yaşamın sürdürülebilir olduğunu anlayıp kabul etmeleri neredeyse imkânsız.

 

Konu komşu artık unutulmuş bir kavramdır, ev alma komşu al demişti eskiler; komşuluk öylesine önemli bir ilişkiydi ki. Ev denilen duvarlar ve dam ancak ve yalnız komşu kavramı ile anlam artırırdı içinde yaşananlarla birlik.

 

Yanisi şu ki, evinizde sürecek olan yaşam serüveniniz, komşu evde yaşanan serüvenlerle iç içe geçerek hayat denilen bütünü oluştururdu ki o bütün sizsiz eksik kalırdı.

 

Komşu kapsama alanı dışındadır artık, aramayınız bulamazsınız demiyeceğim, inadına arayın.

 

Bulmak zordur bilirim bilmesine de kolay bulunan herşey, aslında bulunmuş değildir tüketmeniz için size sunulandır hatta dikte ettirilendir.

 

Kelebekler tüketim maddesi olabilir mi?

 

Olamaz diye kestirip atamam ama yine de kitlelerin, kuru kalabalıların, bilinçle kasıtla kelebek tüketeceğini, hani ketçap mayonez gibi tüketeceğini sanmıyorum amma kelebek türünün de yaşadığımız bu teknoloji tapınması düzeninde sonunun yakın olduğunu seziyorum.

 

Kelebekler mavinin 17 bin değişik tonunu algılayabilirlermiş.

 

Kelebek türünün ne zaman yokolacağını bilmiyorum amma mavinin 17 bin tonu nerde acaba diye kendi kendime sorup çıldırıyorum. Herhangi bir otomobil fabrikasının 17 binden bile fazla tonunda mavinin, otomobil üretebileceğinden ama bunu yapmayacağından asla kuşku duymazken, bütün insanların gökyüzüne bakıp da ayni maviyi görüyor olmasını aklım almıyor. 

 

Ne biçim akılsa bu benim aklım, yüz binlerce mavi tonunu biliyor hatta yüreğim bu tonları görüyor da gözlerim herkesin görebildiği tek maviye doğru kaçınılmaz yolculuğuna devam ediyor elbette zor altında.

 

Kapsama alanınızda kaç ton mavi var diye sorsam, cep telefonunuza sarılıp numarayı çevirebilirsiniz.

 

Alo mavi diye seslerken siz telefonunuzu, gelecek cevap aradığınız numara kapsama alanında değildir bile olmayacak.

 

Ya ne olacak?

 

Yanlış numara çevirdiniz lütfen numarayı kontrol edip yeniden deneyiniz, olacak

 

Maviye telefon edilemez demeyin sakın.

 

Çünkü edilebilir; evet edilemez amma maviyle konuşmayı denediniz mi ?

 

Deneyin, göreceksiniz ki maviyle konuşulabilirmiş, hatta siz onu anlamasanız da onun sizi anlaması olanaklıdır.

 

Küresel ısınma dediğiniz şey, sizin bütün ömrünüz boyunca gökyüzü ile konuşmayı hiç denememiş olmanızdan kaynaklaıyor olabilir, hatta kesinlikle öyledir.

 

Eğer gökyüzü komşunuz arkadaşınız, yareniniz olsaydı...

 

Ah! Gökyüzünün sizi ne kadar sevdiğini bilebilseydiniz,

 

Hayat kapsama alanınızda kalacaktı her zaman...