Merhumu nasıl bilirdiniz?

07 Ağustos 2017 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, bu hafta köşesini ölen ünlü kişilerin ardından yazılanlara ayırdı:

Cengiz Semercioğlu'nun, sanatçı Harun Kolçak'ın yaşamını yitirmesinin ardından kaleme aldığı ve tepkiler alan yazısı, medyanın ölen ünlülerle ilgili tutumunu tartışmaya açmış oldu.

Okurlarımızdan Turgut Türkeş, Semercioğlu'nun yazısına atıfta bulunarak, "Acaba ölen ünlülerin ölümleri sonrasında onların sorunları, ilişkileri vb ne ölçüde ifade edilip okuyucunun dikkatine sunulmalı?" sorusunu yöneltti. "Bu konunun çok iyi tartışılması ve herkesin üzerinde mutabık kalacağı etik düzenlemeler yapılması gerektiğini" savundu.
 
Bu görüşe ben de katılıyorum. Bilgi vereyim derken kırıp dökmemek, kimseleri üzmemek için "ölenlerin biyografisinin nasıl yazılacağını" tartışmalıyız. Önce Semercioğlu'nun dile getirdiği görüşünü hatırlayalım:
 
"... Türk basını sözleşmişçesine Harun Kolçak'la ilgili tek bir şeyden bahsetmedi: 'Bir dönem alkol ve uyuşturucu tedavisi gördüğünden. Bizde kaybettiğimiz bir ismin ardından bu konuları konuşmak saygısızlık olarak algılanıyor. Oysa Batı medyası, kaybedilen bir sanatçının kariyerinden bahsederken her şeyi dan dan yazıyor."
Bir kere "Batı medyası" denilen yer, bütün medya kuruluşları ve gazetecilerin her zaman ilkelere uygun davrandığı öyle homojen bir yer değil. Doğru, orada bazı gazetelerde "dedikodular bile dan dan yazılır" ama bazı gazetelerde ise "obituary" (ölen kişinin ardından yazılan kısa biyografi) yazımı, hassasiyeti nedeniyle uzman gazetecilere bırakılır. Bir yöntem sırf "Batı medyası"nda bazıları uyguluyor diye savunulamaz. Zaten ünlü iletişim kuramcıları, Doğu medyasındaki yanlışların birçoğunun kaynağının Batı medyası olduğunu söyler.

 Semercioğlu, yaşamını yitiren ünlü kişilerle ilgili bütün bilgilerin okurlara verilmesi gerektiği noktasında haklı. Çünkü biz gazetecilerin asli işi, insanlara doğru ve eksiksiz bilgi vermek. Türkiye'de özellikle de ölen siyasi liderlerin ardından sırf "güzellemeler" yapıldığı, başarılarının yanında başarısızlıklarının, olumlu işlerinin yanında olumsuzların da verilmediği de doğru. Sanatçılar için de benzer yazılara tanık oluyoruz.
Bütün mesele bunu nasıl yapacağımız. Temel ölçü, ölen kişiyle ilgili bilginin bilinmesinde kamu yararı bulunması ve biyografinin tamamlayıcı unsuru olup olmadığı. Bu bilgileri yazarken hayatta olmayan kişinin anısını lekelememek ve yakınlarını haksız yere üzmemek kırmızı çizgimiz olmalıdır.
 
Yazının devamını okumak için TIKLAYIN