Taraftarların yarattığı canavar

11 Ağustos 2017 Cuma  |  MENTOR

Dursun Özbek aslında bizim spor camiası olarak, futbol camiası olarak ne kadar gerçeklerden uzak, aldatılabilir, kandırılabilir ve sömürülebilir olduğumuzu gösteriyor. 

Tüm taraftarlara söylüyorum, Çubuklu, Parçalı, Kartal hepsi için geçerli sadece sportif başarıya odaklanan, sevdiğiniz kulüplerini geleceğine değer vermeyen anlayışınız sizin soyulmanıza ve sizin cebinizden bir sürü insanın zengin olmasına neden oluyor, kulüpler taraftarların yarattığı değerlerdir eğer siz sahip çıkmazsanız onun bunun elinde yok olup giderler. Glasgow Rangers'ı unutmayın. 

Gerçeklerin olduğundan farklı ifade edildiğini anlatan en güzel örnek Dursun Özbek, herkes ona sallıyor, ben de çok başarılı bir başkan olduğunu düşünmüyorum, Riva daha iyi değerlendirilebilirdi, camiaya Galatasaray'ın geleceğinin risk altında olduğu anlatılıp 5-6 yıl sportif başarı beklentisinden uzaklaşıp kulübün geleceğinin kurtulması için banka borçlarına odaklanılması gerektiğini, altyapıya odaklanmak için zamana ihtiyacı olduğunu falan anlatması gerekirdi anlatamadı. Bütün spor yöneticileri gibi egosuna "büyük başkan" goy goyuna yenik düştü. Galatasaray ile birlikte kendi geleceğini de riske ediyor, kulübüne para vermiş, kefalet imzaları atmış, bu işin içinden çıkması oldukça zor ama kendini riske edecek kadar da Galatasaray'ı sevdiği açık. Bu açıdan haksızlık ediliyor çünkü Galatasaray'ın sorunu yıllarca halı altına süpürülerek çığ gibi büyümüş ve bu hale gelmiş. Eğer Galatasaray'da suçlu aranıyorsa popülizme teslim olan tüm geçmiş Galatasaray başkanları sorumludur. Dursun Özbek de yapabileceği tek şeyi yapmış, kulübün varlıklarını satarak sportif başarı için bir takım kurmuş ve kumar oynamış tutarsa Şampiyonlar Ligi geliri ile 3-5 yıl idare edecek sonrası yine öyle. Galatasaray camiası önceki başkanlarına, hocalarına alkış tutarken düşünecekti bunları, 3 Temmuz'da müthiş bir devlet desteği, ödenmeyen vergiler ve ortamın sağladığı sportif başarı ile Galatasaray'ın 1 milyar doları olabilirdi. Oysa o dönem çöpe atılan milyarlarca lirayı, Galatasaray'ı mahkemelik eden borsa skandallarını, kulübe kazandığının üstünde harcatıp bugünkü durumun baş sorumlusu olan hocaları kimse hatırlamıyor. 

Kayyum atanmalıydı

Galatasaray'ın mali tabloları tam skandal; bırakın SPK kurallarını, yasaları ortada şirket kalmamış normal bir şirket olsa ortaklar dava açıp şirketin yönetiminin şirketi basiretli bir şekilde yönetemediğini söyler ve şirkete kayyum atanmasını isterdi. Bence mahkeme de ilk celsede şirkete kayyum atardı ama futbol ve çirkinlikleri her türlü korunduğu için böyle bir şey olmaz. Diğer kulüpler farklı değil ki, onlar da aynı. 

Şimdi aynı şey Beşiktaş için geçerli, halkın avukatı olması gereken medya bugün için yeni kahraman üretmekle meşgul oysa yarın şampiyon olamadığında Beşiktaş da en az Galatasaray kadar belki daha kötü olacak. Beşiktaş 13 yıldır ilk defa kar etmiş. Tek gördüğüm Beşiktaş'ın sportif başarıya bağlı gelirlerle tek seferlik şampiyonlar ligi gelirleri olmasa imzaladığı uzun süreli sözleşmeler nedeniyle zor durumda kalacağıdır. 3 yıllık satılan localardan elde edilen gelire ve şampiyonlar liginden elde edilen ödül parasına rağmen hem banka borçları hem oyunculara olan borçları büyüyor, zamanında ödeyemedikleri 102.052.716.-TL. vergi borçları var. Galatasaray' bu tutar 35.343.728.-TL. Fenerbahçe' ise ödenmemiş borcu olmadığı gibi vergi dairesinden 1.6 milyon TL. alacağı var. 

Soruşturulması gerekiyor

Beşiktaş'ın da SPK düzenlemelerine aykırı olarak (aynı Fenerbahçe gibi) futbol A.Ş.'ye borcu var. Stadın gelirlerini önce kulübe sonra tekrar A.Ş.'ye devretmişler Her 3 kulübün de bu stat devirleri kulüp-AŞ arası alma verme işlemleri küçük yatırımcı aleyhine sonuçlar doğuruyor ve mevcut yasalara göre soruşturulması gereken finansal işlemler. Fenerbahçe'nin son 20 yılda Beşiktaş ve Galatasaray'ın toplamından fazla geliri var ama en az onlar kadar borcu var nerede bu paralar, işin açıkçası bu konulara meraklı bir insan olarak ben de bilmiyorum. Tabiri caizse paraların ota arsaya harcandığını düşünüyorum orada arsa, burada otel, şurada topuk, dostlara televizyon, yandaşlara radyo, üniversite falan harcandı medya o günlerde öve öve bitiremiyordu bu saçmalıkları, hala da öyle.

Son mali tablolara bakıyorum Fenerbahçe Futbol A.Ş.'den Fenerbahçe Spor Kulübü' yaklaşık 150 milyon TL. daha para aktarılmış, SPK düzenlemelerine aykırı olarak kulübün A.Ş.'ye olan borcu 347 milyon TL., son 5 yılda aktarılan para neredeyse 1 milyar TL.'yş aştı, bu para nedeniyle AŞ sürekli zarar ediyor, A.Ş. bu zarar nedeniyle FFP kıskacında, daha da önemlisi FFP nedeniyle ceza alabilir ve A.Ş.'nin yatırımcıları zarar görebilir. Fenerbahçe Kulübü faiz ödüyorum diyecektir ama hangi faiz? A.Ş.n parasını A.Ş.'ye öde ayrıca UEFA bunu finansal gelir sayar mı bilmiyorum çünkü asla tahsil edilemiyor. Böyle bakarsanız Fenerbahçe'nin zararı da 200 milyon TL.'den fazla olur. Fakat ne kongre üyeleri ne taraftarlar ne medya ne de devlet ne yapıyorsunuz diye sormuyor.

Ceza gelebilir

Sonuç; Her 3 kulüp de mali olarak berbat durumda, UEFA'nın öyle ondan buna bundan ona devir, ona buna transfer falan kolayca tatmin olacağını sanmam o yüzden Türk futbolu FFP nedeniyle büyük risk altında UEFA'dan Milli Takım dahil çok ağır ceza alabiliriz çünkü bu olanların TFF'nin yönetim zaafiyetinden ve olanlara göz yummasından kaynaklandığını hepimiz biliyoruz. Türk Futbolunun her geçen gün daha fazla saplandığı bataktan kurtulmak için SPK kulüp yöneticilerinin sermaye piyasası düzenlemelerine harfiyen uymalarını sağlamalı gerekirse dava ederek yöneticileri zorlamalı. Ayrıca tam bir sorumsuzlukla yönetilen futbol kulüplerini eylem ve işlemleri ile "muflis" duruma sokan, objektif iyi niyet kuralına uymayan (Objektif İyi Niyet (Dürüstlük İlkesi): Toplum içerisindeki normal bir insanın, haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken uyması gereken kurallara objektif iyi niyet kuralları deniliyor.) kendi şirketlerini yönetirken asla yapmayacakları şekilde borç batağına sürükleyen kulüp yöneticileri hakkında kulüp üyeleri dava açmalı. Küçük yatırımcılar bir araya gelerek işlem ve eylemleri ile küçük yatırımcıların "azınlık haklarını" çiğneyen A.Ş. yöneticileri aleyhine dava açmalı ve yerlerine "kayyum" atanmasını sağlamalı. Bir an önce kulüpler yasası kanunlaştırılarak yöneticilerin keyfi uygulamalarına olanak sağlayan dernek saçmalığı sona erdirilmeli ve kulüplerde harcanan 1 kuruşun bile halka açıklanması ve bilgi verilmesi zorunlu hale getirilmelidir.

Bir de halkın bilgi alma görevini yerine getirmek yerine yöneticilerle kol kola taraftar uyutan Goebbles medyası konumuna gelen spor medyası baştan sona değişmeli, kinlerini, para kazanma arzularını, arkadaşlıklarını, renklerini, hırslarını, çirkinliklerini kusan medya yerine sadece doğruya değer veren medyaya geçilmeli. En önemlisi transfer yerine kulübünün geleceğine değer veren taraftar bulmak gerekiyor ha bunlar olmaz diyorsanız bende size herkes layık olduğu şekilde yönetilir diyorum.

Şikayet etmeyin

Kulübünün geleceği ile ilgilenmeyen sadece sportif başarı odaklı taraftara bu yöneticiler çok fazla, hiç şikayet etmesinler. Beşiktaş ve Galatasaray'ın sorunu kronik, Fenerbahçe kadar gelir yaratmayı başaramıyorlar ama Fenerbahçe'den çok harcıyorlar bu da onları yok oluşa götürüyor, taşıma suyla değirmen dönmez bir gün muhakkak küçülüp rekabet dışında kalacaklar, bir Fenerbahçeli olarak bu tabloda beni teselli eden tek iki şey var;. Birincisi; gururluyum çünkü Fenerbahçe yönetimi yaptığı hataların bedelini diğerleri gibi bu ülkenin askerine, polisine, öğretmenine kısacası tüyü bitmedik yetimine ödetmiyor, sadece ve sadece bedeli Fenerbahçeliler ödüyor, ben de bir Fenerbahçeli olarak bundan gurur duyuyorum. Mehmetçiğin mermi parasını ona buna peşkeş çeksek, bir Fenerbahçeli olarak utanır insan içine çıkamazdım. İkincisi; Fenerbahçe'nin sorunu ise kötü yönetim, yönetim anlayışındaki değişiklik Fenerbahçe'nin sorunlarından tamamen kurtulmasını sağlar. 

 

Not: Bu yazıdaki değerlendirmeler yatırım tavsiyesi değeri taşımaz, yazarın kişisel görüşleridir.