Kale Volkan'ın tapulu malı mı?

14 Ağustos 2017 Pazartesi  |  MENTOR

Beşiktaş maçı; Uçan tekme devam rakibin rüzgarından yıkılan Cenk Tosun lehine penaltı.

Trabzonspor maçı ; maç demeye dilim varmıyor Trabzonsporlu futbolcular "Ninja" gibiydi kırdılar, parçaladılar, tekmelediler, öldürmeyi denediler ama sahada kaldılar.

Fenerbahçe maçı;  Alper'in ayaklarını yerden kesen ve topla hiç ilgisi olmayan rakip oyuncu için sadece sarı kart sonra ceza alanı dışında başlayıp içeride biten pozisyona penaltı yerine serbest vuruş ama Fenerbahçe'nin yalnızlığı bununla da bitmiyor.

Volkan Demirel, Fenerbahçe kalesinin tapusu manevi babası tarafından "hizmetleri"!!!! karşılığı kendisine verilmiş kaleci değil de mal sahibi, kaleci olmadığını Göztepe maçında gösterdi, hiç olmayacak bir topu sırf artistik bir hareket yapma çabası nedeniyle içeri aldı, erken gol bulmuşken, maçın kopması söz konusu iken takım dağıldı ve puan kaybetti. Sonra da hala nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde ikinci golde ters köşeye yattı.

Volkan artık kaleci bile değil, kilolu, refleksleri zayıflamış, oyun içinde konsantrasyonunu kaybediyor , daha da kötüsü kendisi de bunu biliyor bunun için saha dışı amigoluk çabaları ile Fenerbahçe'nin milyon avrolarını cebine atmak için her türlü yolu deniyor. 

Üstelik bugün olan bir durum değil, son 5-6 yılda hep böyleydi çok ağır bir bedel ödedi Fenerbahçe, Fenerbahçe'yi çok seviyormuş, komik, takımda hep en yüksek ücret alan ve takıma en az katkı yapan isimlerden biriydi, hiç hak etmediği milyon avroları kazandı.

Hal böyle iken "Volkan Fenerbahçe'yi çok seviyor" demek talimatla Goebbels rolüne soyunmaktır her yıl hak etmediğin üstelik bir servet tutarında beleş para para kazanıyorsun bunun bir yerine sevgi koymak ya yetersiz zekaya ya da yandaşlığa işaret eder.

Volkan artık kaleci bile değil, hazırlık maçlarında da böyle olduğunu açıkça ortaya koydu. Son zamanlarda Fenerbahçeli'nin mutabık olduğu nadir konulardan biriydi Volkan'ın yerine Kameni'nin oynaması gerektiği.

Herkesin gördüğü bu gerçeği  Aykut Kocaman göremedi ya da gördü ama gereğini yapamadı. Her iki durumda da onun için "iyi hoca ve iyi insan" tanımlaması yapmanın çok iddialı olduğunu düşünüyorum. 

Aslında bu durum Fenerbahçe'de sorunun ne olduğunu da gösteriyor, düşünebiliyor musunuz Fenerbahçe gibi bir takımın kalesini başkan güzellemeleri yaparak yıllarca koruyabiliyorsunuz, kulübün her yerine yandaşlık, nefret, sevgisizlik, çağ dışılık sinmiş durumda Fenerbahçe tam bir enkaz görünümünde üstelik buna çare de üretemiyor.

Bize gelen her futbolcunun bizden önceki performasının altına düşmesi bizden gittikten sonra da harikalar yaratması tesadüf olabilir mi??Bir kulüp sakat futbolcu alıp bunu hiç mahçup olmadan kamuoyuna söyleyebilir mi? Bu kulübe kimse saygı duyar mı? 

Hakemler, Federasyon, toplum hatta artık Fenerbahçeli bile saygı duymuyor.

O yüzden hakem veya Federasyon demeye dilim varmıyor, nasıl diyeyim ki; her şeyi yanlış yapan bir yönetim ve bu konuda çaresiz bir camia varken daha kendi evimizin önünü süpüremiyorken zaten her türlü bizden nefret eden insanların fırsatı değerlendirmesinden daha doğal ne olabilir?

Not; Önceki yazımda yazmıştım Beşiktaş'ın 102.052.716.-TL.,  Galatasaray'ın 35.343.728.-TL. ödenmemiş vergi borcu Fenerbahçe'nin ise ödenmemiş borcu olmadığı gibi vergi dairesinden 1.6 milyon TL. alacağı var. 

Hal böyle iken Fenerbahçe'nin vergi ödemesi aptallıktan başka bir anlam taşımıyor. Rakipler alışmış ödeme, ceza al sonra devlet affetsin Fenerbahçe niye ödüyor bunu anlamanın olanağı yok. Eğer Fenerbahçe de rakipleri gibi vergi ödemese şu anda "sıfır" borcu olacaktı.
Ya ödemeyeceksin ya da bıkmadan usanmadan bunu kamuoyuna anlatacaksın ki diğerleri de ödemek zorunda kalsın.

Fenerbahçe'nin menfaatleri ucuz milliyetçi söylemlerle rakiplerin cebine aktarılamaz, Fenerbahçe'nin menfaatleri ile mesaj verilemez,

Fenerbahçe'nin çıkarları sizin babanızın malı değildir. 

Ya herkes ödesin ya da Fenerbahçe de ödemesin ama anlaşılıyor ki verginin tahsilinden sorumlu olan devlet bunu umursamıyor,  o zaman alemin salağı biz miyiz?