İnsan olmaktan utanıyorum!

23 Ağustos 2017 Çarşamba  |  MENTOR

Bazen düşünüyorum da, hep yöneticileri, medyayı falan eleştiriyoruz, haksızlık ettiğimi falan düşünmüyorum ama her talebin de kendi arzını yarattığını bilmemiz gerekiyor.

Sahte duyguların, göstermelik ilkelerin olduğu, iyiliğin içimizden kalbimizden yükselmediği bir ülkede yaşıyoruz, vicdanımız ölmüş.

Vicdanımız o kadar ölmüş ki, aç bir kediyi tekmeleyerek öldürüyoruz, bir eşeği bağlayıp bağırsaklarına su basıp işkence ederek öldürebiliyoruz, şimdi bu ifadeyi yolda insanlara söylesen çoğunluk benim fazla romantik olduğumu düşünür ama öyle olmuyor işte.

İnsan zihni bir bütün ve hala nasıl çalıştığı bilinmiyor ama davranışlarımızı belirleyen en önemli unsurlardan biri tecrübe, yani bugün yaşadığınız şeyler gelecekte nasıl biri olacağınızı belirliyor. Yaşınız ilerledikçe daha az öğreniyorsunuz çünkü zihniniz çoktan yaşama ilişkin şablonunu oluşturmuş oluyor ve yeni bilgilere ön yargı ile yaklaşıyor.

Hayvanlara eziyet etmeyi meşru gören bir ortamda yetişen çocuklar bu nedenle giderek vahşileşir ve vicdansızlaşırlar, kötülük zihinlerinde kabul edilebilir olur ve giderek insanlara hatta yakınlarına karşı zalim olurlar, hatta çocuklarını döverler, eşlerine şiddet uygularlar, iş yerinde zalimliği yönetim ilkesi haline getiriler. Çocukları öldürürler, masum insanları ezerler , en küçük suçu olmayan insanların arasında kendilerini patlatırlar.

Bütün bu çirkinliklerin, bu zülmün, kanın, çocukluğunda bir kedinin başını okşarken görmediğin babanın, bir sokak köpeğini tekmeleyen annenin eseri olması basit gibi görünebilir ama öyledir, bütün büyük sonuçlar küçük şeylerden kaynaklanır sonra kar topu gibi büyür, hayvanlara eziyet etmekle, sevmemekle başlayan hikaye de insan kanı dökmekle sonuçlanır.

Barış ve sevgi bize çaresiz bir köpeğin başını okşamak kadar yakındır. Çocuğunuza  barınaktan alacağınız bir kedi ile onu mühendis yapabilir misiniz bilmem ama size garanti ederim ki sizi ve kendini sonsuza kadar sevecek ne yaşarsa yaşasın mutlu olacaktır.

Güya Müslüman bir ülkede yaşıyoruz ve dinimiz merhamet ve sevgiyi telkin eder, hayvanlara eziyet ve işkenceyi yasaklar ama ülkemizde her köşede insan zulmüne uğramış bir hayvan bulmak mümkündür.

Kısacası kötülüğü içselleştirmiş ve iyi olmak için hiçbir çabası olmayan bir toplumda yaşıyoruz, iyi insanlar var ve iyi insanlardan umudumu hiç kesmedim ama kötülüğün ağır bastığını görmemek için de kör olmak gerekiyor.

İkiyüzlüyüz, bir eşeği bağırsaklarından su pompalayarak öldürmek, bir kedinin yiyecek istiyor diye kafasını ezmek ve yüzlercesi haber bile olmazken bu çirkinliğin parçası olan toplumumuz birdenbire ırkçılık üzerinden dünyanın en duyarlı toplumu falan olabiliyor, araştırsan en iyisinin geçmişinden kedi tekmelemek çıkar.

Çoğu zaman insan olduğumdan büyük bir utanç duyuyorum.

Demem o ki kardeşim; kedileri aç oldukları için başını ezerek öldüren bir toplumda yalancı spor yöneticisi, yönetici yancısı spor medyası, meslektaşının emeğini çalmak için kendini yere atan  futbolcu olur, daha fazlası ve farklısı mucize olurdu.

Bunlar olmasın istiyorsanız önce kendinizi, sonra diğer insanları sonra da yaşama ilişkin her şeyi sevmelisiniz.

İşte size ve çocuklarınıza bunu öğretecek olan o küçük sevimli hayvanlardır ve siz bunu fark edene kadar kötülük bu dünyayı terk etmeyecek.