Çılgınlık...

23 Ağustos 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Bir çılgınlık evresindeyiz. Kontrol kimde bilmiyoruz ama bizim "yapısal değişiklikler" dediklerimiz şu anda olanlar değildi. 

16 Nisan referandumu öncesi dost sohbetlerinde, kitabımızın imza günlerinde, hatta sosyal medya hesaplarımızda bir görüş paylaşıyorduk:

Referandumda sonuç ne çıkarsa çıksın Türkiye referandum sonrası bir hikaye yazmak zorundadır ve yazacaktır. 

Referandumda "evet" çıkarılmasının sonucunda da bu başladı. 

Herkesin kabul ettiği bir gerçek, hisse senetlerinin ucuz olmasıydı. Lakin bir ülkede hisse senedi ucuzluğunu terse çevirmenin iki yolu vardır..

Birincisi yatırım koşullarını düzeltmek, hukukun üstünlüğünü yerleştirmek, bürokratik engelleri ortadan kaldırmak gibi kitapların yazdığı okullarda öğretilen kurallar manzumesi yoludur. İkinci yol daha kolaydır, fiyatları manipüle edersiniz. Oyuncular bir araya gelir veya getirilir, fiyatların yükselmesinin herkesin çıkarına olduğu kararı verilir, pamuk eller cebe atılır, harcanan birkaç milyar dolarla eldeki malların piyasa değeri şişirilir, herkes kağıt üzerinde zenginleşir. Satabilirseniz satarsınız, satamazsanız ne gam oyun artık kağıt üzerinde değil mi zaten.. Borsaya yeniden ilgi getirirsiniz, satacağınız epey de bir hisse var zaten. 

İlk atak olarak TVF'yi (Türkiye Varlık Fonu) kurdular. Oraya son kalan değerleri koydular (örneğin, Halk Bankası, Vakıfbank, THY, Türk Telekom, Ziraat Bankası, TPAO, BOTAŞ, PTT, BIST, TURKSAT, Milli Piyango, TCDD, Eti Maden, Denizcilik İşletmeleri, TJK imtiyazları, Çaykur ve mebzul miktarda taşınmazlar). Tabii ki borsanın yükselmesi bunların satışlarından elde edilen gelirleri artıracaktır.

İkinci aşamada KGF'yi devreye soktular. Donmuş, batmış krediler yüzünden "yandım Allah" modundaki bankalara can simidi attılar. Bankalar, yatırım için bir miktar para verseler de esasen batak kredilerin "şeklini" değiştirdiler.

Türkiye ülke olarak tasarrufu bilmediği/sevmediği/yapamadığı için hazine borçlanmalarını faizleri artırarak yaptıkları itfaların önce %120'si sonra %145'i bu hafta da %170'i kadar borçlanmaya başladılar. E tabii madem ki büyük ekonomiyiz biz de QE (Parasal Genişleme) yapabiliriz. Bu şekilde de piyasaya likidite enjekte ettiler.

Elinde halka arz edilmiş şirketlerin %63 ünü bulunduran yabancılar da bu oyuna katılmak "zorunda" oldukları için piyasaya dolar getirerek bozdurup oyuna katıldılar ve paylarını %66'ya yükselttiler. 

Doları düşük tutup %12 faiz sözü vereceklerini söyleyerek Türk Lirası enstrümanları carry-trade oyuncuların insafına terk ettiler..

Görünen o ki kim ne derse desin bu sistemle 2019'a çıkamazlar. Ufukta erken seçim var. Erken seçime kadar para basmaya, KGF ile bankaları kurtarmaya borsayı şişirmeye devam edecekler.. 

Yukarıda saydığımız hisselerin yanı sıra endeksi yukarı çekecek hisseleri de şişirecekler ve oyun daha bitmedi. 

Bu bizim şahsi görüşümüz tabii ve genel değerlendirme..

Sonucunu merak ediyorsanız buyurun size Anadolu'dan bir nefesle bildirelim..

Hasan dağı arpalıktır, eğer saban yürürse,

Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse,

Her köylüden bir tavuk, eğer köylü verirse,

Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse...
 

İlgili linkler

http://www.medyagunlugu.com/Haber-1531-turkiyede-dolarin-seruveni-tamami.html

http://www.medyagunlugu.com/Haber-2981-devletle-yataga-girmem.html