FETÖ'nün çaldığı şampiyonluklar

24 Ağustos 2017 Perşembe  |  MENTOR

Spor camiasında bir çok FETÖ/PDY sempatizanı veya militanı olduğunu hepimiz biliyoruz.

Bunlardan biri de Bekir İrtegün, ByLock kullanacak kadar militanmış! Ben Bekir İrtegün'ün kritik maçlarda ve derbilerde çok dikkat çeken bireysel hatalarını hatırlıyorum. Ayrıca bir dönem Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Caner Erkin ile birlikte Fenerbahçe'deki futbolcu çetesinin lideri olduklarını biliyoruz.

İlginç olan hiç kimsenin Bekir İrtegün'ün veya benzeri durumda olanların ideolojik bakış açısı nedeniyle Fenerbahçe'ye zarar verip vermediğini düşünmüyor olması, sanırım sonuçlardan korkuyorlar. 

Hiçbir taraftarlık insanın ideolojisinden önce gelmez ve bunun olabileceği çok açıktır.

Beyni yıkanmış bu insanlar masum halkın üzerine ateş açtılar, Fenerbahçe bir kaç maç kaybetsin diye bir topu rakibe atması şaşırtıcı olmadığı gibi gerçeğe en yakın tespittir.

Ayrıca bunun tersi de doğrudur, FETÖ/PDY  kendi çıkarları doğrultusunda kimin başarılı olmasını istiyorsa tüm FETÖ/PDY mensubu veya sempatizanı futbolcu ve hocalar o yönde çaba göstermiş olamaz mı?

Mesela ben sürekli Hakan Şükür'ün çok şanslı olduğunu düşünürdüm meğer şans değilmiş ruhani güçler tarafından korunuyormuş!

Veya Arif Erdem'in her kendini yere atışta hakemlerin nasıl olup da bunu anlayamadığını düşünürdüm meğerse anlamak istemezlermiş!

Dünyaca ünlü bir hocanın elinde tel tel dökülürken birden bire şahlanıp FETÖ/PDY sempatizanı bir hoca elinde kupalara uzanmanın ve ondan sonra da FETÖ/PDY tasfiye edildikten sonra her el attığı yerde başarısızlıktan başarısızlığa koşmanın hiçbir şekilde başkaca mantıklı bir açıklaması yok.

Başka örnekler de var, tek şampiyonluğu esnasında her işi rastgelen bir FETÖ/PDY sempatizanı bir hoca ve takımının ondan sonra her gittikleri yerde ve takımda başarısız olmalarını çok dikkat çekici buluyorum. O sene şampiyon olan ekipte yer alan tüm teknik kadro ve futbolcuların başarısızlıktan başarısızlığa koşmalarını tesadüfle açıklayamayız.

İngilizcede buna too good to be true diyorlar, yani inanılmayacak kadar iyi, yani yaşamın akışına aykırı. 

3 Temmuz'da Federasyon'da görev yapan, Türkçe Olimpiyatlarında eşi ile birlikte boy gösteren ve FETÖ'nün propagandasına eşi ile birlikte destek veren bir kişinin FETÖ/PDY'nin can düşmanı Fenerbahçe'nin ceza alması için UEFA'da faaliyet göstermediğini veya yetkilerini Fenerbahçe başarısız olsun diye kullanmadığını, FETÖ/PDY sempatizanı bir hocanın Fenerbahçe'nin rakiplerine yatmadığını, aynı örgütün sempatizanı bir futbolcunun Fenerbahçe'nin rakipleri başarılı olsun diye onlarla oynanan maçlarda "kötü oynayarak" rakibe avantaj  sağlamadığını düşünen biri varsa acilen bir doktora gitmesini veya IQ testi yaptırmasını öneriyorum..  

Sonuç; FETÖ/PDY ve futbol organizasyonu soruşturulmalı ve bu organizasyonun yarattığı sportif başarı ve ödüller geri alınmalıdır.

Ülkenin tüm kurumlarına sızmış, darbe yapıp halkı esir almayı düşünmüş bir suç örgütünün en büyük propaganda makinesinin futboldan uzak durduğunu, hiç sonuç yaratmadığını söylemek veya öyle bir sonuç ortaya çıkması, hem FETÖ/PDY mücadelesinin inandırıcılığına darbe vurur hem de futbolun sonsuza kadar lekeli kalmasına neden olur.

FETÖ/PDY'nin bazı kulüplere sızarak toplumsal sempati sağladığı bilinen bir gerçek, daha büyük bir etki sağlamak amacıyla sızdığı kulüplerin başarılı olması, diğerlerinin başarısız olması için gayri ahlaki gayri hukuki yollar izlediğini düşünmenin hiçbir mantıksız yanı yok.

Ben bir Fenerbahçeli olarak FETÖ/PDY tarafından en az 4-5 şampiyonluğumuzun çalındığına inanıyorum. İnanmanın da ötesinde biz her yerde   takılırken bazılarının kedi gibi dört ayağının üstüne düştüğünü ve FETÖ/PDY gittikten sonra işlerin tamamen terse döndüğünü görünce emin olduğumu söyleyebilirim.