İyiyse içimiz

24 Ağustos 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Ol alem içimizden ibarettir.

Ne ki vardır içimizdedir. 

Ve her ne ki içimizde yoktur, o zaten var değildir.

Kâinatı sarıp sarmalayıp paket yapıp bir dolaba koyamaz USA (ABD) teknolojisi bile.

O kadar kocamandır ve fakat bütün kâinatı hatta erişemediğimiz uzaklıklarda olsalar da komşumuz kâinatlar da dahil olmak üzere gözümüze, gönlümüze içimize sığdırdığımız, sığdırabildiğimiz tartışılamaz hakikattir.

Ha, tartışma tiryakisiyseniz hele de tartışmalarınızı mutlaka kazanacak kadar çağdaş, uzlaşmacı demokratlardansanız tartışınız.

Zamanlar bile, akıp geçmiş nehirler gibi içimizdedir.

Fırat Nehri ve Kızılırmak, Nil, dahi Amazon içinizde akmıyor mu, akmıyorsa küresel ısınma dışınızdadır ki tüketmeye kendinizi devam edin, hiçbir vaveylanız, ağlamanız sahici değildir.

Köroğlu, kıratı ile eşginden dörtnala alıp yatırmıyorsa içinizin yalçın dağlarında, rüzgâr hiç yalamayacaktır saçlarınızı, konserve bir esinti ile şakaklarınıza düşecektir aklar, geçip uzaklarınızdan giden uzaklarınıza transatlantikler gibi.

İçinizdeki coğrafya değilse bombalanan Irak adı altında, 'desene ki güzelim siz hiç yaşamamışsınız'.

Kalkıp konduğu bütün dallar Zümrüdüankanın içiniz değilse, muhabbet kuşlarıdır kafesinde mutlu, özgürlük sizin için.

Çıplaktır doğa ve ayıpsızdır, günahsızdır ve suçsuz. 

Her ne ki suçtur, içimizin karanlık dehlizlerinde, pusularında beslenmektedir azgın ve kuduz, doyumsuz, toplumsal benliğimizle.

Toplu yaşamak eylemi insanın, ille de ve mutlaka ayıpları, amanları, suçları, lânetleri geliştirmemeliydi ve fakat toplu yaşamanın olası erdemleri, bencilik-bencillik ve ben merkezcilik- ruhsal bozuklukları hastalıkları ile tahribata uğramasaydı, hayat ve dünya, başka türlü olurdu.

Yine de, başka bir hayat mümkündür ruhumuzu arındırırsak eğer.

Armudun tadı içimizde midir? Dışımızdadır tabii, fakat ısırınca ağzımızdan başlayarak yayılan o tat ve reyiha dışımızda olabilemez, tanıdıktır bildiktir çünkü. Hep içimizdedir de dişleyince armudu çıkar bilince, üşümek duygusu dışımızda olsaydı, yanıp kavrulduğumuz bu günlerde hasretle andığımız, beklediğimiz o durumu nasıl özlüyor, bekliyor olacaktık.

Güzel günler hangi dağın ardındadır diye sormazdık asla, eğer içimizde bir Köroğlu, Dadaloğlu olmasa. 

Ve okuyunca bir şiiri, aştığımız güzel günler dağları olmasa.

Ne demişti Aşık Veysel... 

'güzelliğin on para etmez / bu bendeki aşk olmasa'

Güzel ve güzellik içimizde varsa vardır.

İçimiz kötüyse, hayat ve dünya çok güzel olsa ne yazar...