Satsuma, midye dolma, dondurma

26 Ağustos 2017 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Sabahın erken saatlerinde, sadece cır cır öten Ağustos böceklerinin sesi duyulur Bitez'de. O saatlerde ne rüzgâr olur ne de dalga. Çarşaf gibi bir denizin üzerinde rengarenk sandallar, irili ufaklı yelkenliler, ve yansımaları... Kıyıdaki pembe, mor begonvillerin, Bodrum mandalinası "Satsuma" ve portakal ağaçlarının, pudra şekerine bandırılmış gibi duran kutu kutu bembeyaz evlerin sudaki yansımaları...
 
Rüzgarın çıkmasıyla birlikte sahildeki yelken kulüplerinden yelken öğrencileri denize açılır. Ördek ailesine benzerler. Önde anne ördek, yani hocanın kullandığı büyük yelkenli, arkada onu takip eden yavrular, optimistler. Sanki bir ipe bağlanmış gibi sırayı bozmadan kıvrıla kıvrıla süzülürler Bitez koyunda. Ördek ailesinin peşine rengarenk sörfler takılır bir süre sonra. Sörf genelde gençlerin tercihidir. Sıkı bir rüzgarla havada neredeyse taklalar atarlar. Rengarenk sörfleri izlemek kadar kıyıda onların dönüşünü heyecanla bekleyen diğer gençleri izlemek de pek keyiflidir.
 
Mavi bayraklıdır Bitez plajları, özellikle Sarnıç ve Aktur müthiştir. Kuzey Ege kadar olmasa da oldukça soğuktur Bodrum denizi. Suya atladığın anda nabız zirve yapar, ilk soğuk şokun hemen ardından   "Oh be, dünya varmış!" der insan.
 
Eline bir dilim ekmek bir de kepçe alan çocukların hepsi balık avlar, kimi iskeleden, kimi beline kadar suya girerek. Avlanan yavru balıklar ve deniz yıldızları bir süre kovada tutulup incelendikten sonra suya geri bırakılır. Daha iddialılar şnorkeli takıp zıpkınla dalarlar. Kayalıklardan çıkartılan ahtapotlar yeterince büyükse akşam meze olur sofralara, hele ki dalgıçlar mürenle döndülerse sahile, kahraman gibi karşılanırlar.
 
Portakal ve mandalina bahçeleri vardır Bitez köyünde. Bodrum mandalinası "Satsuma"nın kokusu, aroması diğer mandalinalardan çok daha yoğundur. Tadı insanı baştan çıkarır. Kolonyasından gazozuna, reçelinden dondurmasına birçok yerde kullanılır. Soğuk içeceklere, kokteyllere özellikle çok yakışır. Satsumalı, alkollü ya da alkolsüz bir içeceğin tadına bakmadan dönmemek lazım Bodrum'dan.
 
Aktur Fırın'dan günlük çıkan taptaze portakallı kurabiye ve haşhaşlı çörek ile içilen akşamüzeri çayının da yeri ayrıdır.  Çay faslı uzar da uzar...
 
Bitez köyündeki "Sabriye profiterol" muhtemelen hayatınızda görüp göreceğiniz en başarılı profiterollerdendir. Tane ile satılan profiterollerin bitter çikolatadan yapılan sosu o kadar lezzetlidir ki yiyenler ziyan olmasın diye genelde tabağı yalayıp, öyle teslim ederler dükkân sahibine. Çocukların sadece ağızları değil her tarafları çikolata içinde kalır "Sabriye profiterol" de. Islak mendil falan kurtarmaz, direk hamama götürmek ya da denize atmak lazım gelir.
 
Profiterolcünün hemen yanındaki "Bodrum'un Mezecisi"nde ise aklınıza gelebilecek her türlü Ege otlu ve/veya otsuz zeytinyağlılar, mezeler satılır. Közlenmiş Kapya biberinden acılı balkabağına, Cibes'ten Antakya usulü çökelek'e hepsi birbirinden leziz ve farklıdır.  Mangal yapan yazlıkçıların, önünde kuyruk oluşturduğu küçücük bir dükkandır "Bodrum'un Mezecisi" . Kömür ateşinde pişen etler bile sönük kalır bu mezelerin yanında. 

 
Bitez kıyılarında her köşe başındaki midye dolma tezgahlarında her gün bir önceki günün midye dolma rekoru kırılır. Balıkçıların önündeki yalanan kediler gibi sıranızı beklersiniz midyecinin önünde. Dolmacı midyeyi açar, limonu sıkar ve tezgâhın önünde salyaları aka aka bekleyenlere sırayla midye dolma verir. Çocukları "10 tane yeter!" diye dizginlemeye çalışsanız da başarılı olamazsınız. En küçüğü bile 20 taneyi götürüverir ayaküstü. 
 
Bitez deyince akla ilk gelenlerden biri de Bitez dondurmacısıdır. Satsumalı, karadutlu, bal bademli... önündeki sıra hiç bitmez Bitez dondurmacısının.
 
"Bağarası" sadece Bitez'den değil Bodrum'un her yerinden gelinen bir köy lokantasıdır. Bitez köyünün ara patikalarından zar zor ulaştığınız bu yer, portakal ağaçlarının arasında saklanan bir köy evidir aslında. Burada yaşayan aile, zamanla lokanta olarak da hizmet vermeye başlamış.  Eğer yerini bulmayı başardıysanız, ağaçların dallarından sarkan aydınlatmaların altında, sıra dışı bir akşam yemeği yiyeceksiniz bu köy lokantasında.

Kayısılı lahana dolması, tarçınlı barbunya, portakallı kabak, ısırgan otlu mücver, sakız ağacının dalına geçirilip pişirilmiş çöp şiş, kıtır mantı, üzümlü ıspanak kavurma menüden birkaç örnek sadece. Yemeğin ortasındayken çalan  düdükle beraber tüm müşteriler sus pus oluveriyor "Bağarası"nda. Bir de bakıyorsunuz işletmenin sahibi bir iskemlenin tepesine çıkmış bağıra çağıra fıkra anlatıyor. Fıkra sonrası kakara kikiri devam ediyor yemek. Çok keyifli, samimi, lezzetli, mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer burası.
 
Ve son olarak "Savra" dan bahsetmek istiyorum. "Savra Bodrum" en sevdiklerimden... Mandalina ve zeytin ağaçlarının arasındaki "Savra" hem bir butik otel hem de restoran. O da tabii ki Bitez'de. Bahçesinde yetiştirdikleri baharat, meyve ve sebzelerle pişirdikleri yemekler oldukça başarılı. Yediğiniz yemek kadar hatta belki de daha fazla mimar Ahmet Tolan'ın tasarlayıp, inşa ettiği mekân, Savra'nın mimarisi, peyzajı büyülüyor insanı. Yemekten sonra kendinizi bahçeye atıp, ağaçların altında canlı müziğin, performansların keyfini çıkartıyorsunuz.  
 
Püfür püfür esen bir Bitez akşamında yapılacak en güzel şeylerden biridir "Savra" da canlı müzik dinlemek. Latin'den Jazz'a, Mirkelam'dan Yüksek Sadakat'a gerçek bir müzik ziyafetidir yaşayacağınız. 
 
Bitez, mandalina ve portakal ağaçlarıyla; köyüyle, deniziyle, yaşam şekliyle eski Bodrum'dur. 
 
Bitez'de hiç vakit geçirmeden Bodrum'u gördüm, biliyorum dememek gerekir.
 
Sevgiyle kalın,