Fenerbahçe'deki felsefe problemi

28 Ağustos 2017 Pazartesi  |  MENTOR

Raul Meireles         10 milyon avro

Emmanuel Emenike 9 milyon avro

Serdar Kesimal         4.75 milyon avro

Özer Hurmacı           4.5 milyon avro

Milos Krasiç              7.5 milyon avro

Orhan Şam               3.5 milyon avro

İssiar Dia                   6.5 milyon avro

Miroslav Stoch          5.5 milyon avro

Henri Bienvenu         4 milyon avro

Hasan Ali Kaldırım   3.75 milyon avro

Şimdi de Nebil Dirar 4.5 milyon avro...

Bu transferlerin hepsinin iki ortak özelliği var: Hepsi büyük paralarla Aykut Kocaman tarafından Fenerbahçe'ye getirilmiş ve hiçbir yarar sağlamadan satın alındıkları paranın çok altında veya bedelsiz serbest kalmışlar. Nebil Dirar yeni ama hiç umut veya ışık yok, HAK ise malum sahada sadece 11 kişiyi tamamlıyor. Bunlar yararsız kötü oynamış falan transferler değil, resmen çoğu topa vurmadan gitmiş adamlar.

İnsan bu kadar hatadan ders almaz mı, eğer inatçı ise ve kendi kurduğu dünyada yaşamın gerçeklerinden kopmuş bir şekilde yaşıyorsa almaz, hatta " Bu benim sonumu hazırlayacaksa da bildiğimi yapacağım" der.

Siz skor medyası ve taraftarının söyleyip yazdıklarına bakmayın Gençlerbirliği maçında iyi oynadı Fenerbahçe, kaliteli ataklar ve görmeye alışık olmadığımız ikiye birler, dan dun orta yerine ayağa pas atma çabası vardı.

Çok net görüldü ki, 9'da 3 isabet bulan Fenerbahçe'nin sorunu oyuncu kalitesi veya takım kalitesi değil ,teknik direktörünün oyun felsefesidir. İki stoper iki ön libero oynuyor ve asla bu 4 oyuncunun hücum organizasyonlarına katılmasına izin vermiyor. Fenerbahçe sürekli rakibe eksik hücum ediyor, ona rağmen böyle bir tablo ortaya koyan Fenerbahçe'nin ön tarafını tebrik etmek lazım.

Ozan Tufan'ı çok beğendim, adam eksiltiyor ve sonrasında boş adamı çabuk görüyor, çabuk oynuyor. Bu oyun görüşünün yanında yetenekli topu istediği  yere istediği hızda atabiliyor, ayağında çok top tutmuyor, ayrıca defansta büyük katkısı var, çok iyi pozisyon alıyor, güçlü, kolay geçilmiyor ve top kazanıyor. Elbette daha çok çalışıp istikrar kazanması gerekiyor ama dün Ozan kötü oynadı diyen futboldan anlamıyordur. (Mesela bu açıdan Valbuena oldukça sorunlu, bu konudaki aşkını kontrol etmezse Fenerbahçe'ye çok zarar verir. Vardar maçında yediğimiz golün başlangıcı onun kaptırdığı toptu dün de bir çok kontra yememize neden oldu ancak bunun dışında çok yararlı)

İsmail Köybaşı sezon başından beri üstüne koyarak ilerliyor, dün de oyuna girdikten sonra iyi işler yaptı.

Mehmet Topal büyük saygı duyduğum bir insan ama maalesef futbolcu olarak yetersiz ve Fenerbahçe seviyesinin çok altında, top kesme dışında diğer bütün özellikleri vasat altı, oyun görüşü yok, boş arkadaşını göremiyor, gördüğü zaman da topu ona atacak yeteneği yok. Çok top kaybediyor ve sürekli kontra yememize neden alıyor. ofansif yönü yok, olduğu zaman da rakip lehine sonuç yaratıyor.

Guiliano iyi oyuncu olduğunu her topu ayağına aldığında gösterdi ama topu ayağına alması çok nadir oluyor çünkü Fenerbahçe hücumda çoğalamadığı için sürekli rakip defansa karşı eksik kalıyor hücumcular ,o zaman da onların kalitesini anlamak imkansız, 5-6 kişinin kucağına attığın adamın kalitesi ne olursa olsun sonuç beklemek saçmalık.

Soldado da öyle rakip ceza sahasında 4-5 kişi arasında yalnız kalıyor, ne diyebilirsin ki böyle bir ortamda topa vurması bile şans.

Isla'yı çok beğendim.

Dün kalede sorun olmadı ama Volkan'ın topu oyuna sokarken ilkokul çocuğu düzeyindeki beceriksizliği dikkat çekici idi, her topu uzun atıp rakibe hediye etmesi ve bazılarını doğrudan taca atması adeta ben Fenerbahçe kalecisi değilim diye bağırması anlamına geliyordu. Kameni de iyi kaleci değil bana göre, şu anda Fenerbahçe'nin en sorunlu bölgesi kale, zaten iyi bir kalecisi olsa şu an Avrupa Liginde gruplara kalmış ve 9 puan toplamış olurdu.

Uzun süredir ilk defa bir hakemi beğendim, iyi niyetli idi, yanlışları vardı ama kararlı idi. Penaltı penaltı değildi bence, hakem ben gördüğümü çalarım romantizmine kapıldı: Zaten Fenerbahçe aleyhine çalınca herkes penaltı diyor, Fenerbahçe tarafı da sesini çıkaramadığı için ciddi bir yaptırımı da yok, her maç yüzlerce defa olan bir çarpışma idi.

Kırmızı karta gelince pozisyondaki hem kırmızı hem sarı doğruydu. Ortalıkta hakem veya yorumcu diye dolaşan komik adamlar var, onların dikkat çekmek veya reyting almak için yazdıkları şov amaçlı saçmalıklara bakmayın, yüze kasıtlı darbe, darbenin şiddetinden bağımsız kırmızı kart. Bu reyting canavarı tiplerin yazdıklarının doğru ile ilgisi yok, tamamen dikkat çekip rating almak amaçlı. Ne söylersem dikkat çeker amacına yönelik saçmalıklar.

Bunu yazmışken küçük bir paragraf açmakta yarar var, bu Fenerbahçe sırtından reyting devşirmeyi en iyi Ahmet Çakar yapıyor, bir ona üç başkalarına taktiğini uyguluyor 3 kere Fenerbahçe'ye sallayıp bir kere Fenerbahçe'yi kolluyor. Böylece hem Fenerbahçe muhalefetinin hem de Fenerbahçe'nin reytingini alıyor, yani mevzu doğru yanlış olmaktan çok reytingle ile ilgili ve çok da iyi yapıyor bu işi, sorun onun yapması değil, sorun insanların böyle basit bir tuzağa düşüp kendilerini kullandırıyor olmaları. 

Sonuç; Fenerbahçe'nin iyi bir takımı, iki kötü kalecisi ve çok kötü bir teknik direktörü var.  Topal bu takımda oynayamaz. Sadece iyi bir kaleci, iyi bir teknik direktör ve Topal'ı kenarda tutup onun yerine Ozan'ı tek oynatarak nisanda şampiyon olur. Gerçek bu, aksi takdirde başarı çok zor.

Fotoğraf: Hürriyet