Sevgili günlük

08 Eylül 2017 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Hayal gücü ne kadar güzel bir şey! Olayların istediğimiz şekilde ilerlemesi.Tamamen kendimizin tasarladığı bir dünya kurmak. Bunun tuğlalarını kendi ellerimizle döşemek. Birer, birer. Sabırla. Kelimeler yapı taşlarımız. Ve bir sınırımız yok. İstediğimiz gibi inşa edebiliriz. Bu yeterince büyüleyici değil mi? Öyleyse neden kolay değil? Bizi sınırlayan neler, yaratıcı olmanın, güzel bir şey ortaya koymanın zorluğundan mı kaynaklanıyor bu?

Evet sevgili günlük, sana anlatmak kendime anlat mı yoksa? Ama, hayır. Eğer kendime anlatmak olsaydı herşeyi olduğu gibi anlatabilirdim. Belki anlatmaya bile ihtiyaç duymazdım. Bu farklı bir şey. Sen ayrı bir varlıksın. Beni yanlış anlama, senden birşeyler saklıyor değilim. Gizlimiz saklımız yok elbet. Ama yine de bilmiyorum işte.

Ama beklemekle olmaz, bunu öğrendim. Çünkü zaman vermiyor hükmü. Çoğu şeyi insan kendi şekillendiriyor. Herşey kendi dinamikleri içinde döngüsünü tamamlıyor, zaman bütün bunların tanığı yalnızca. Bir şeye karışmıyor, bir şeyin şöyle ya da böyle olmasını istemiyor. Herşey onu çevreleyen koşullar içinde bir yere evriliyor ya da evrilmiyor. Zaman bir yerden bir yere varmak sadece. A noktasından B noktasına. Bu yüzden mi önemli kendi adımlarımız?

Eğer kendi başına, ayrı bir varlıksan sevgili günlük, yardım etme özelliğin var mı? Evet sessiz, mükemmel bir dinleyicisin, bunun kıymetini biliyorum. Yargılamadan, sabırla dinliyorsun, hüküm vermeden, olacağına bırakıyorsun. Bunlar önemli evet

Sevgili sahip,

Dur bir dakika lütfen!  Belki farkında değilsin ama yardım ediyorum sana. Bana her geldiğinde, yeni kapılar aralıyorum. Yeni düşünceler, yeni fikirler gösteriyorum. Anlıyor musun? Bir uslup şekilleniyor, belki bir ivme yakalıyorsun benimle buluştuğunda. Bunları biliyorsun. Enerji ve kararlılık meselesi işte. Mehmet Eroğlu hocanın sözleri aklında olsun hep:

Yetenek=Enerji+Kararlılık

Yaratıcılık=Yetenek+Donanım+Düşgücü

Sanat=Yaratıcılık+Cesaret

Bugün şunu söyleyebilirim sana. Geçmiş bir fon müziği gibidir bazen. Bırak çalsın ilerlerken. Yine de sesini fazla açmazsan, seni yormasını, enerjini almasını engelleyebilirsin. Bu müzik yol gösterecek sana, hatalarından gerekli dersleri çıkaracaksın. Herşeye ilk anında, o anki duygularınla yanıt vermediğin için, sakin kalmayı başardığın için ne kadar haklı olduğunu göreceksin.

İnsana en büyük yol gösterici kendi deneyimleridir, biliyorsun bunu. Başkalarının deneyimleri, bizi bazı kararlar almaya yönlendirebilir ama yine de öğretici olamayabilirler. Bu yüzden, insan kendi döşediği taşların üzerinde yürür çoğu zaman. Böyle yollar daha kıymetlidir. Ama şunu da unutma, yardım etsem bile, ben bir filizof değilim, böyle bir ağızla da konuşmamalıyım aslında.

Cemil Hoca demişti; öykü ters striptizdir, başkalarının elbisesini giyinmektir. Ve etrafta elbisesini giyenebileceğimiz, onları anlamaya çalışabileceğimiz, bunu hak eden öyle çok kimse var ki. Bütün mesele her seferinde hazır olman buna. Karar vermen ve odaklanman. Eğer zamanını ve enerjini sınırlayan şeyler varsa önce bunu koymalısın yoluna.

Hoca söylemişti yine: Dil ve içtenlik meselesi. Bu herşeyden önemli aslında. Hele malzemeden, konudan duyulan heyecandan alırsa kuvvetini daha da iyi olur. Bu yüzden kafanda dolaşıp duran, zihnini meşgul eden bir malzeme olmalı öncelikle. Önce konuyu, konuları ayrıntılarıyla paylaşabilirsin benimle. Hazır olduğunda da başlarsın bir yerlerden.

Bugün son olarak şunu söyleyebilirim sana. Orhan Pamuk'un dediklerine kulak vermelisin. Yani nereden ve ne zaman geleceği belli olmayan ilhamı beklemek yerine yazmayı disiplinli bir süreç haline getirmelisin.

Evet sahip, şimdi sen anlat biraz...

Samih Güven

Yazının orjinalini okumak için tıklayın