Nakşibendiler üzerine...

09 Eylül 2017 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Mustafa Kemal Atatürk, laik cumhuriyeti çağdaş eğitime, akla, bilime dayanan eğitim sistemi üzerine kurmuş, bir süre sonra, 30 Ağustos 1925 Kastamonu Nutku'nda şu sözlerle dikkat çekmişti:
 
- Efendiler; iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. Unutmayınız; en doğru ve en hakiki tarikat medeniyettir.
 
                                    *                 *                *
 Önce din vardı 
 
Daha sonra, büyük çoğunluğu birbiriyle akraba olan mezhep ve tarikatlar ortaya çıktı. 
 
Hangisini isterseniz onu ele alın. Sisli, puslu, gizemli, alacalıdır. İçlerine girdin mi çıkamazsın. Hepsi, şeyhlerin kerametine bağlı olduklarından, nereye gidecekleri, nerede duracaklarını kestirmek zordur.
 
Nakşibendilik, Suni mezhebine bağlı bir tarikattır, geçmişi oldukça eskilere dayanır.  
 

                                  *                 *                   *
 
 Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde yer alan ünlü "31 Mart Vak'ası"nın bir numaralı ismi Derviş Vahdeti, Nakşibendi idi.
 
"Volkan" adlı gazete çıkaran Vahdeti'nin arkasında ise, "İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti" vardı. 31 Mart Ayaklanması bastırıldı. 1908'de Meşrutiyetin ilanına da karşı çıkan Vahdeti, yargılandı, idama mahkum oldu, darağacına çekildi.
 
1923'de Cumhuriyet ilan edildi, 1924'de Hilafet kaldırıldı.
 
Çok geçmedi...
 
1925'de bu kez Şeyh Said başkaldırdı. 
 
Şeyh Said de Nakşibendi idi.
 
Çok geçmedi...
  
1930'da Menemen ayaklanması baş gösterdi. Kıyama kalkan bir grup, yedek subay öğretmen Kubilay'ın kafasını kör testere ile kestiler. Ayaklananların başında Nakşibendi tarikatının liderlerinden Derviş Mehmet vardı.
 
Gençlik yıllarında Derviş Vahdeti'nin Volkan gazetesinden yazan 31 Martçı Said Nursi 1909 yılında Isparta'ya sürüldü. 1925'de Şeyh Said isyanı nedeniyle mahkum oldu. Kökü Nakşiliğe dayanan Nurculuğu geliştirmekle biliniyordu. Koyu bir şeriatçı, cumhuriyet, laiklik ve Atatürk düşmanıydı.
 

Said Nursi'den sonra Nakşi liderliğini Şeyh Mehmet Zaid Kotku devraldı. Yıl 1952...

 
Kotku, önce Necmettin Erbakan'ı, ardından Turgut Özal ve kardeşi Korkut Özal'lı yetiştirdi.
 
Ve şimdi: 
 
Adıyaman'ın Menzil'inde Şeyh Abdulbaki Erol...
  

Özetin özeti ile, son yüzyılda yer alan  Nakşibendiliğin kilometre taşlarını anlatmaya çalıştık. 
 
Son bir cümle ile bitirelim yazıyı:
 
Demokrasinin temel ilkesi laikliği koruyabilmek, nereden gelip nereye gitmekte olduğumuzu anlamak için oturup iyice düşünmenin zamanı geldi, geçiyor!
 
Aksi halde çok geç olacak...
  
Not: Bu yazıda, Wikipedia başta olmak üzere, İlhan Selçuk ve Oktay Akbal'ın yazılarından yararlandım.