Gözler Silivri'de

11 Eylül 2017 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Cumhuriyet Davası'nın 2. duruşması bugün Silivri Cezaevi'nin karşısında bulunan duruşma salonunda yapılacak. Duruşmada, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Yayın Danışmanı ve yazar Kadri Gürsel'le muhabir Ahmet Şık'ın tahliye talepleri bir kez daha değerlendirilecek. Duruşmada 158 gündür tutuklu bulunan Cumhuryet muhasebe çalışanı Emre İper de savunma yapacak. Söz konusu kişiler 24 Temmuz'daki duruşmada şu savunmaları yapmıştı:

Atalay: Yayın politikası değişmedi

* Bu yargılamanın birbirini tamamlayan iki amacı var. Birincisi, Cumhuriyet gazetesini ele geçirmek ya da susturmak. İkinci siyasi iktidarın istemediği haberleri, hoşuna gitmeyecek yazıları yayımlamayı düşünebilecek, aklının ucundan geçirecek gazetelere ve gazetecilere, maruz kalacakları akıbeti göstermek.

* Aksi yöndeki değerlendirme ve eleştirileri saygıyla ve anlayışla karşılamakla beraber kuvvetle belirtmek isterim ki yayın politikası değişmemiştir. Esasen, bu tartışmanın yeri, zemini mahkemeler olamaz. Bu nedenle bu konunun kendi doğal mecrasından çıkarılıp, tutuklamaya kadar vardırılan bir ceza davasının içine taşınmasını protesto ediyorum.

* Cumhuriyet gazetesini manipülasyon yapmakla, gerçeği perdelemekle ve algı operasyonu yapmakla itham eden bilirkişi, Cumhuriyet'in darbecilerle ilgili manşetlerini gizlemek, perdelemek, algı operasyonu yapmak için orijinal birinci sayfanın üstünü ve altını keserek, raporuna yalnızca sayfanın işine gelen kısmının görüntüsünü alıyor.

Sabuncu: Manşetleri savunmak...

* 16 Temmuz tarihli gazetenin manşetini gece 12'de belirledik: "Çözüm demokrasi". Bu manşet bilirkişi raporunda yok, iddianamede yok.

* Evimin polis tarafından basılması mı, yatak odasına kadar girilmesi mi, Silivri'ye girerken 47 yaşında bir adam olarak soyularak içeri alınmam mı? Bir gazeteci olarak manşetleri savunmak zorunda kalmak daha ağır geliyor.

* Pensilvanya'ya hiç gitmedim. "Bana kalem hediye etti" diyen gazetecilerden değilim. Yüzlerce köşe ve haber yazdım. Bir tekinde Fethullah Gülen'i övdüğümü, beklentiyle yağcılık yaptığımı bulamazsınız.

Gürsel: Öngörülerim gerçekleşti

* Şimdi tutukluluğum bir cezaya dönüşmüş ise ve otoriterlik hakkındaki eleştiri ve uyarılarım bu tutukluluğun gerekçeleri arasına konulmuşsa, bu durum görüşlerimin ne kadar haklı ve yerinde olduğunu gösterir sadece.

* Hakkımdaki "terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçlamasını destekleyen tek bir gerçek kanıt bulamazsınız. Çünkü böyle bir kanıt oluşturan ne bir davranışım, ne bir sözüm, ne de bir yazım vardır. Bahse konu örgüte karşı, bütün kariyerim boyunca hep azami şüphe ile yaklaştım ve kesin bir biçimde eleştirel oldum. FETÖ'nün adı henüz "cemaat" iken ve bu cemaat ile AKP iktidarı birlikte çalışırken benim bu yapıya karşı bakışım kategorik biçimde negatif olmuştur ve hiç değişmemiştir. Bütün öngörülerim gerçekleşti.

Şık: Daha çok gerçeğe ihtiyaç var

* Hukuktan; hak, adalet, vicdan ve liyakati çıkardığınızda geriye kalan ne ise, Türkiye yargısı şu an odur. Gayet iyi biliyoruz ki hak, adalet, hukuk, insanlık çağrıları size ulaşmıyor. Dolayısıyla, hiçbir talebim de olmayacak. Ancak, sizi bir zırh gibi kuşatan üzerlerinizdeki cübbelerin, insan hayatından ve özgürlüğünden yapılmış olduğunu söylemekle yetineceğim.

* Mesleki faaliyetlerim nedeniyle her siyasal iktidarın ve her dönemin yargısının "kötüsü suçlusu" olmayı başardım. Kızıma bırakacağım bu mirastan gurur duyuyorum.

* Bu karanlık günlerde ihtiyacımız olan daha fazla hakikat kaybı değil. Her şeyden çok ve daha fazla gerçeklere ihtiyacımız var. Bu yüzden hakikate kendimden daha fazla saygı duymaya da, inkârcı biat kadrolarına dahil olmayı reddetmeye de devam edeceğim.

(Cumhuriyet)