Ali Koç'un misyonu

11 Eylül 2017 Pazartesi  |  MENTOR

Ben münferit bir Fenerbahçeliyim, ne taraftar grupları ile ne kulüp ile ne de herhangi bir Fenerbahçe organizasyonu ile organik bağım veya yakınlığım  var.

Son zamanlarda bazılarının fırsatı değerlendirip Fenerbahçe sırtıntan şöhret  ve isim devşirmesi ile haklı olarak kötü anlamda kullanılıyor olsa da 3 Temmuz Fenerbahçelisiyim, ondan önce sadece tiyatro izleyicisi idim ama benim durumumum tek  nedeni vardı; Fenerbahçe'ye kalkan olmak. Hep öyle kalacak.

Bu nedenle Fenerbahçe ile ilgili kararlarımı etkileyecek, duygusallığa kapılıp düşüncelerimin deforme olmasına neden olacak ilişkilerim yok.

Ayrıca siyasi konulardaki tercihlerimi herkesi kucaklayan bir organizasyon olması gerekliliği nedeniyle Fenerbahçe'den uzak tutabildiğime inanıyorum.

Fenerbahçe'de herkes yönetim değişikliği konusunda hem fikir ama motifler konusunda farklılık var. Benim gibi münferitlerin de içinde bulunduğu büyük bir grup Fenerbahçe'nin tek kurtuluşunun yönetim değişikliği olduğunu ve başarabilecek tek insanın Ali Koç olduğunu düşünüyor ve ona destek veriyor. 

Ali Koç'a büyük anlamlar yükleyen biri değilim, sonuç olarak kaybedecek çok şeyi var, 3 Temmuz'da CAS davasının çekilmesi gibi açıklaması gereken detaylar var ama iyi niyetli ve Fenerbahçe'ye hizmet etme çabasında olduğuna inanıyorum. 

Ancak bazı muhalifler var bunların tek derdi var Fenerbahçe hükümranlığını ele geçirmek, sevgi falan hikaye ne olursa olsun Fenerbahçe gücüne sahip olmak istiyorlar. Bunların tamamı 3 Temmuz'u bir fırsat olarak görüp Aziz Yıldırım'dan başka türlü kurtulamayız deyip 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe'yi sırtından vurmuş tipler, değil isimleri Fenerbahçe ile anılmak kulübün önünden geçmesi büyük utanç kaynağı olacak kişiler.

Son günlerde Ali Koç'un bunlardan çok uzak durmayabileceğini gösteren işaretler var, kimseye karşı peşin hükümlü olmak istemem belki de ben yanılıyorumdur ama bunlardan birinin değil Fenerbahçe yönetimine girmesi, Ali Koç'un elini sıkıyor olması bile benim için Aziz Yıldırım ile onun arasında fark kalmaması anlamına gelir.

Fenerbahçe şikeci iftirasını kendi elleri ile meşrulaştırmaz, eğer meşrulaştırıyorsa suçu kabul ediyor demektir, bu benim için bu kabul edilemez durum.

Bundan sonraki Fenerbahçe başkanınından ilk beklentim bu tiplerle bırakın yan yana olmayı, her fırsatta yüzlerine tükürmesidir.

Varsın Fenerbahçe başarısız olsun, varsın yönetimi bin türlü hata yapsın, varsın hiç kupa kazanmasın ama ahlaksız damgasına karşı hiç boynunu eğmesin. Mevcut yönetim böyle yapıyor demiyorum ama en azından bu konuda bayrak olmuş bir başkan var.

Elbette benim fikrimin büyük bir anlamı yok ama benim temsil ettiğim düşüncenin münferit Fenerbahçeliler arasında yaygın olduğuna inanıyorum.

Ali Koç Fenerbahçe başkanı olmak istiyorsa "Adalete Fener Yak" kampanyasında onunla yürüyen beş yüz bin kişinin temsil ettiği misyona ihanet etmemesi gerektiğini bilmeli.

3 Temmuz süreci esnasında Fenerbahçe'ye şikeci demiş, denilmesine göz yummuş, denilirken susmuş, ima etmiş, savunmamış herkesin adı sonsuza kadar Fenerbahçe'den uzak olmalı.

Fenerbahçe'ye ilişkin umutlarım giderek azalıyor, münferitler dışında herkesin kendi Fenerbahçe'si var ve öyle veya böyle bir şekilde münferitlerin temsil ettiği "sadece ve önce Fenerbahçe" düşüncesi asla yaşama geçmiyor çünkü bir şekilde organize olmuş resmi ve gayri resmi gruplar Fenerbahçe adına söz söylerken milyonlarca münferit Fenerbahçeli sesini duyuramıyor.

Sonuç; Fenerbahçe için tek kurtuluşu kongre batağından kurtulup gerçek sahipleri olan halkla kucaklaşmasıdır aynı Bayern Münih gibi. Yoksa kongre ve bunun yarattığı ilişkiler düzeni, Fenerbahçe'nin sadece gücüne talip olma arzusu Fenerbahçe'yi tüketecek, tüketiyor.