Sabancı Üniversitesi kendini nasıl savunacak?

12 Eylül 2017 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Sabancı Üniversitesi ile Potsdam Üniversitesi arasında Almanya'da (15-17 Eylül) düzenleneceği açıklanan "Ermeni Soykırımına Avrupa Yaklaşımları" adlı çalıştay, büyük tepki çekti. Çünkü bu çalıştaya sadece, "Ermeni soykırımı vardır!" diyen akademisyenlerin katılabileceği anlaşıldı. 

Yani bir akademisyen çıksa da; "Ben, çalıştayda bir konuşma yaparak Ermeni Soykırım iddialarını bilimsel verilerle yalanlamak istiyorum!" dese, onu kapı dışarı ederler ve; 

"Burada sadece soykırımı destekleyenler konuşabilir. Türkiye'yi savunmak yasaktır!" derler. 

Sabancı Üniversitesi, gördüğü tepki üzerine bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Özetle şöyle diyor;

"Potsdam Üniversitesi tarafından yapılacak olan çalıştayın ev sahibi değiliz. Öğretim üyelerinin Potsdam Üniversitesindeki çalıştayda görev almaları akademik özgürlüğün gereğidir!"

Sabancı Üniversitesi, 'akademik özgürlük' söylemine sığınarak, Türkiye'yi uluslararası boyutlarda köşeye sıkıştırabilecek böylesi bir girişimin sorumluluğundan sıyrılamaz.

Olay sadece bu da tartışmaya açıktır ya!-  bir akademisyenin kendi inisiyatifi ile gidip böyle bir çalıştaya katılması değildir. Çünkü; 

Hem broşürlerde, düzenleyiciler arasında Sabancı Üniversitesi'nin logosu vardır...

Hem de programda, çalıştayın açılış ve kapanış konuşmalarının, Sabancı Üniversitesi'nden katılan akademisyen tarafından yapılacağı belirlenmiştir. Bu konuşmaların her zaman düzenleyici/ev sahibi üniversite tarafından yapıldığı düşünülürse, Sabancı Üniversitesinin topu taca atmaya çalışması boşuna gayrettir.

KOÇ ÜNİVERSİTESİ KATILMIYOR

Toplantıya ayrıca, Kemerburgaz, Bilgi ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitelerinden de akademisyenler katılıyormuş. Her ne kadar Koç Üniversitesi'nden de bir kişinin de katılacağı ilan edilmişse de, Koç Üniversitesi, katılacak akademisyenin işine altı ay önce son verildiğini açıklamış. Zaten Koç Üniversitesi'nin adını duyunca şaşırmış, ülkeyi sıkıntıya sokabilecek bu tür bir aykırılığı ona yakıştırmamıştık.

Sabancı Üniversitesinin, Türk tezini savunacak kimsenin 'giremediği' bu çalıştaya akademik özgürlük diyerek -nasıl tek taraflı özgürlükse- destek veriyor olması kolay affedilecek bir hareket değildir. 

Elbette, bütün akademisyenlerin ve bu akademisyenleri içinde barındıran üniversitelerin yurtsever sorumluluk içinde olmalarını bekleyemeyiz...

Ama akademisyen kimliği taşıyanların bu ünvanı hak edebilmelerinin temel koşulu, önyargılardan uzak olmaları...

Bu akademisyenleri barındıran üniversitelerin de, -yurtsever duyarlıkları olmasa bile- akademisyenlerini, özgürlüğün tek yanlı işlediği platformlardan korumalarıdır.

Sabancı Üniversitesi, yaptığıyla övünüyor olabilir. Ama Türkiye'nin gözünde bir kez daha sınıfta kalmıştır.