Müşteriler ağır hasta

14 Eylül 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

1980'li yıllardı. Turgut Özal başbakandı.

Ona "Takunyalı Başbakan" diyenler de vardı ve o günlerde yazılan bir kitabın adı "Turgut nereden koşuyordu" idi.

İşte nerden koştuğu merak edilen Turgut Özal "İstanbul dünyanın en pahalı arsasıdır" diye bir lâkırdı etmişti ki, nereden koştuğu merak edilen bir zatın nereye koştuğunun ipucu gibiydi İstanbul'la ilgili saçmalaması.

İstanbul dünyanın en DEĞERLİ arasası dememiş, en pahalı demeyi tercih etmişti.

Sanmıyorum ki Fransa'nın herhangi bir cumhurbaşkanı Paris'in değerini boş verip fiyatından söz etmiş olsun.

Londra'yı alınıp satılacak bir şehir gibi gören bir başbakanı oldu mu İngiltere'nin, İngilizlerin?

Nerden başlamıştı bu koşu, takunyadan başlamıştı, nereye idi?

Artık hasta yok, öğrenci de yok müşteri var diyen bir başbakanı da gördü Türkiye ve işte insanı insan, öğrenciyi öğrenci, hastayı hasta olarak değil de tümünü birden müşteri gören bu zihniyet, İstanbul'u memleket, değerli şehir değil de satılabilecek çok pahalı bir arsa olarak gören zihniyete eklemlenince gelindi bugünlere.

Artık hasta yok MÜŞTERİ var diyen çok sayın eski Başbakan Çiller adı yine dolaşıyor siyaset gündeminde.

Buna şaşırmalı mıyız, evet şaşırmalıydık eğer doğal insanlar olarak kalsaydık.

Kalamadık. Normalleştirdiler bizi.

Hastayı hasta öğrenciyi öğrenci görmek doğaldır, oysa siyaseti dizayn edenler dolaylı olarak hayatı da dizayn ettiler ve kendi çıkarları doğrultusunda haklarını değil menfaatlerini önceleyen bir normalizasyon sürecinden sonra gelindi bugüne.

Normal olan nedir şimdi Türkiye'de?

Yarını ve hayatı hiç düşünmeden hot zot etmek normaldir. Yalan söylemenin en büyük günahlardan sayıldığı İslam dininde Müslümanlığından normal olarak kimsenin kuşku duymadığı Müslümanların bir ayak üstünde 1 milyon yalan söylemesi normal oldu ne yazık ki.

Ve her alanında hayatın alıp satmak normal oldu.

Forma alanlar taraftar sayıldı. Lefter Küçükandonyadis, Metin Oktay, Baba Hakkı diye özlem belirtenler de bir kenara atıldı.

Tıpkı üç Kemal'lerin yanında esamesi okunmayacak zatların büyük yazar sayılması gibi.

Satarsan büyüksün mü?

Küçük kalalım, insan kalalım.