Türküm, doğruyum, öğrenciyim, okulu sevmiyorum

18 Eylül 2017 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

2017-2018 Eğitim yılı bugün başlıyor. Milyonlarca öğrenci geçen hafta başı derse başladı bile. Bu sene çocukları ilk defa okula başlayan anne babalar ise ayrı bir heyecanlı. 

Uzun yaz tatili biterken bu işe en çok sevinenler de yine aileler. Birçok anne baba "artık okullar açılsa da şunlardan kurtulsak" derken. Öğrenciler de "tatil ne çabuk bitti, keşke biraz daha olsaydı" diyorlar.

Peki özellikle ergenlik çağındaki öğrenciler okulu, okula gitmeyi, dersleri neden sevmez? Nedir onları okuldan soğutan ortam? Neden yıllardır okullarımızı çocuklarımıza/gençlerimize sevdiremedik? 

Aslına bakarsanız ben çocuklara hak veriyorum. Okullarımız hiç bir zaman onların isteyerek, severek gideceği fiziki ve sistemsel özelliklere sahip olmadı ki... Onları okula çekecek, orada isteyerek zaman geçirecek ne bir eğitim modelimiz var, ne de binalarımız.

Her şeyden önce mimari olarak okul binaları ve bahçeleri son derece yetersiz. Ne derslikler, tuvaletler, koridorlar, ne de bir okulda en önemli alan olan bahçeler. Hele okul bahçeleri tam bir rezalet. Neredeyse birçoğunda 1 metre kare yeşil alan ve toprak yok. Her taraf beton olmuş. 

Öğrencilerin teneffüslerde ve okul içindeki çeşitli aktivitelerde kullandıkları bahçeler tam bir savaş alanı. Bir okulun yakınından geçerken, eğer teneffüse denk gelirseniz şöyle 2-3 dakikanızı ayırıp ortamı bir gözlemleyin.

Özellikle iş hanlarından ve apartman katlarından dönüştürülen eskinin dershaneleri, yeninin temel liselerini hiç gördünüz mü? Birçoğu bırakın bahçeyi/spor salonunu, normal bir insanın içini yarım saatte karartacak kadar kasvetli ve boğucu...

Birçok okulda müzik ve resim odaları, beden eğitimi derslerini yapacak alanlar bile yok. Ama olsun hem bu derslerde sınavlarda soru çıkmıyor değil mi? Müzik derslerinde flüt çalıyorlar ya, yetmez mi? 

Resim derslerinde de sınıfta yan yana yapılan sulu boya çalışmaları çok bile. Beden eğitiminde de bir futbol topu, 2-3 de voleybol ve basketbol topu oldu mu, tamamdır. Bunlar olmasa da olur ama bakın mescit çok önemlidir, onu geçmeyelim.

Hadi okul binasını ve bahçeyi geçtim, özellikle ikili öğretim yapan okullarda, sabahın köründe kalkıp yollara koyulan öğrenci niye sevsin okulu? Uykunun en tatlı olduğu yaşlarda okula giden çocuk içinden lanet okuyarak, elbette o okulun yanmasını, yıkılmasını ister. 

Yine çoğu okulda bir ara 5 dk olan teneffüsler 10 dk"ya çıkarılarak büyük bir lütuf bahşedilmiş. Her gün 7-8 ders gören bir öğrencinin, ders aralarına konmuş 10 dk ile yeni bir derse konsantrasyonu çok da kolay olmamalı.

Bütün bunlardan daha da önemlisi okullarımızdaki eğitim sistemi, maalesef öğrencilerin ilgi, yetenek ve geleceğe dönük plan ve taleplerine göre değil, ezberci bir anlayış ve sınav kazanma stratejisi üzerine kurulmuş.

Öğretmenlerin bazıları ise öğrencilerinden geride ve teknolojiden çok çok uzakta. Hala sınav notlarını girerken kızından/oğlundan veya çevresinden yardım alan birçok öğretmen biliyorum. Düşünün ki bilgisayar kullanmayı bile doğru dürüst bilmeyen öğretmenlerin olduğu ortamlarda siz akıllı tahta/tablet ile eğitim yapsanız ne olur.

Öğretmen sadece sınıfta ders anlatıp, işi bitince çekip giden kişi değildir. Öğretmen giyimiyle, kuşamıyla, konuşması/diksiyonuyla, kendini yetiştirmesiyle kısaca hitap ettiği onlarca kişiye rol model olacak özellikleriyle toplumda ayrıcalıklı yeri olan-olması gereken-gerçek bir liderdir. 

Ancak birçok öğretmenin bu mesleği tesadüfen seçtiği de bir gerçektir. Her meslek sevgi üzerine kuruludur ancak sevmeden yapılmayacak en önemli meslek öğretmenliktir.

Tüm bunları bir araya getirecek olursak okullar öğrenciler için severek zevkle gidecekleri yerler değil, ızdırap dolu saatlerini geçirecekleri birer toplama merkezlerine dönüşüyor.

Ben size bakanlığın eğitim ile ilgili düşüncesini kısaca özetleyeyim; MEB öğretmenlere diyor ki, "alın bu çocukları belirli saatler içinde okul denilen yerlerde tutun, onlara bakıcılık yapın, kimseye bir şey olmasın yeter."

Dostlar alışverişte görsün, görmeyenler eğitim yapılıyor zannetsin...

Neyse, eğitimin içinde olan öğrenci, öğretmen, veli her kim varsa bir an önce kurtulmaları dileklerimle yeni eğitim yılı hayırlı olsun diyorum.

İlhan İlmenöz