Yayıncı kuruluşun dili

19 Eylül 2017 Salı  |  MENTOR

Yayıncı kuruluş zaten çürümüş Türk futbolunun en sorunlu yerlerinden biri, futbolun çok önemli bir pozisyonunu işgal etmesine rağmen Galatasaray, Beşiktaş ve Bursaspor'la diğer takımlar aleyhine ortaklık kurup platform televizyonu işletiyor.

Faal teknik direktörlere boş kaldıkları zaman "yüklü paralar" ödüyor, bu yolla sistemi gayri ahlaki şekilde kontrol ediyor olmaları riski var. Bazı teknik direktör atamalarında yöneticilerinin araya girdiği dedikoduları dolaşıyor.

Yayıncı kuruluşun önemli yöneticilerinin birinci derece yakınları bahis şirketi çalıştırıyor.

Yayıncı kuruluşun sahibi ile ülkenin önemli bankalarından birinin sahibi aynı kişiler ve onlar da ligdeki takımların önemli sponsorlarından biri, gayri etik bir durum.

Çok daha fazlasını sayarım ama konu bu değil, yayıncı kurumda televizyon yayıncılığının katlediliyor olması.

Yorumcu olarak seçilen insanların hangi kriter ve yeterliliği taşıdığı tartışmalı, genellikle Türkçeyi kullanma problemleri, ifade bozuklukları yaygın, bilseler bile bildiklerini ifade edecek dil zenginliğinden yoksunlar.

Spikerlerin çoğu mikrofonik ses denilen ve bir spikerde bulunması gereken en önemli özellik olan ses kalitesinden yoksun, tam tersine dinlerken insanın kulaklarını tırmalıyorlar.

Bilgi düzeyi olarak ortalama futbolseverin çok gerisinde bir bilgi dağarcıkları var. Televizyonda izlediğiniz şova katkı yapmayı bırakın amigo ve taraftar tavırları ile televizyonu kapatmanıza neden oluyorlar.

Sınırlı sözcük dağarcıkları ve ifade sorunları var, hiçbiri Ercan Taner ve Yalçın Çetin gibi kişiselleştirilmiş anlatıma ve özgünlüğe sahip değil. İsmini bilmesem adını bilemezsin, isimlerini bilmenin yolu kronik hale gelmiş komik Türkçe hatalarında ve amigo tavırlarından geçiyor!

Dün akşam bu spikerlerden Melih Şendil'in kırdığı pot televizyonculuk tarihine kara bir leke olarak geçti. Quaresma, Konyasporlu futbolcuların içinden geçti gibi sokak argosunda bile genel ahlaka aykırı, Türkçeyi katleden bir söylem resmi yayıncı kuruluşun mikrofonlarından evlerimize ulaştı.

Yabancı sayısıymış!!! Böyle bir düzeye gerilemiş yayıncı spiker kalitesi olan bir organizasyondan bırakın futbolcu yetiştirmeyi, çimleri koruma konusunda sağlıklı bir performans beklenemez, organizasyon dediğim futboldur, her köşesine ahbap çavuş ilişkisi ve yandaş kültürü sinmiş bir yapıda yayıncı da doğal olarak bu anlayışın dışında değildir.

Ben yayıncı kuruluşa para ödüyorum, karşılığında mahalle ağzıyla anlatılan maçlar ve amigo spikerler istemiyorum.

Kimse "beğenmiyorsan abone olma kardeşim" diyemez çünkü yayıncı kuruluş kanunla sağlanan bir imtiyaz nedeniyle "tekel" konumunda ve kamuya ait bir malı satıyor, bu yüzden kendisine çeki düzen vermek zorunda, eğer bu konuda kendisine çeki düzen vermezse kamu kurumları (RTÜK) gereken uyarıyı yapmalıdır.

Kanundan kaynaklanan imtiyazla "tekel" konumunda olan yayıncı kuruluşun mikrofonları çocuklarımıza mafya lisanı ile yayın yapamaz.