Nevşin Mengü vakası

22 Eylül 2017 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

CNN Türk ana haber spikeri Nevşin Mengü, uzun süren "ekran yasağı"nın ardından yıllardır çalıştığı kanalına veda etti, daha doğrusu veda etmek zorunda bırakıldı.

Mengü'nün ekranlardan uzak kalmasına yol açan olayı çoğumuz hatırlıyoruz, ABD Başkanı Donald Trump'la Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşme için canlı yayında "Girdisi çıktısı, oturdusu kalktısı toplam 23 dakika sürdü"demişti.

Bu sözler uç kutuplarda iki farklı tepki yarattı.

CNN Türk izleyicilerinin-herhalde- çoğunluğunu oluşturan hükümet karşıtları Mengü'ye gönülden destek verdi, hükümeti destekleyenler, özellikle "yandaş medya" ise çok sert tepki gösterdi.

Mengü'nün bir kesimin desteğini almasının nedeni çok açık:

Medya uzun süredir baskı altında, gazeteciler sansür-otosansür arasında sıkışmış durumda, herhangi bir konuda görüşünü yazmadan, söylemeden önce 40 kere düşünmek zorunda çünkü cezaevinde 160 civarında gazeteci var.

Bu koşullarda Mengü'nün Amerikan-Türk zirvesinin bir kısım medyanın gösterdiği gibi "diplomasi zaferi" olmadığı anlamına gelen sözleri pek çok izleyicinin gözünde "cesur bir çıkış" oldu, alkışlandı.

Buna karşılık "aykırı bir ses" duymaya tahammülü olmayanlar Mengü'yü linç etmeye çalıştı, kanal yönetimi de çareyi onu ekrandan uzaklaştırmakta buldu.

Hakkını teslim etmek gerekiyor, Mengü kendine özgü bir tarzı olan, araştıran, soran, bilgili, zaman zaman maço tavırları olan ve sevsin sevmesin izleyenlerin kayıtsız kalamadığı bir kişi.

Ama her mesleğin kuralları, ilkeleri, incelikleri var.

Türkiye'de zaten zor koşullarda yapılan gazetecilikte doğrular ve yanlışlar birbirine girmiş durumda. Gazeteciliğin en temel ilkesidir, haber ve yorum ayrılmak zorunda.

Oysa haber spikerlerinin çoğu bu gerçeğin ya farkında değil ya da bilerek önemsemiyor, haberle yorumu sıkça karıştırıyor.

Mengü'nün unvanı "haber spikeri" olduğuna göre ondan beklememiz gereken bize haberleri sunması, aktarması, oysa "girdisi çıktısı 23 dakika..."cümlesi bir yorum. O, Mengü'nün değil, bülteni izleyenlerin yapması gereken bir yorum.

Mengü'ye belki kişisel sempati besleyebiliriz, o sözlerini destekleyebiliriz ama sırf hoşumuza gidiyor diye gazeteciliğin temel bir kuralının çiğnendiği gerçeğini görmezden gelemeyiz. Bu değerlendirmeye katılmayanlar, yandaş medyadaki haber görünümlü yorumlara gösterdikleri tepkiyi hatırlamalı.

Eğer unvanı "yorumcu" olsaydı durum farklı olacaktı.

Peki, gazetecinin kişisel görüşünü açıklama hakkı yok mu?

Elbette var ama o hakkının kullanılacağı yer "haber bülteni" değil.

Yine de...

Yapılan hatanın bedeli Mengü'ye aylarca ekranı kapatmak ve sonunda ayrılmak zorunda bırakmak olmamalıydı.