'Sanal para' güvenilir mi?

25 Eylül 2017 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Dünya kapitalizminin haber bülteni sayılan The Economist dergisinde 1988 yılında bir yazı yayınlandı. Yazıda  deniyordu ki, "30 yıl sonra artık ABD doları uluslararası rezerv para konumunu yitirecek ve yerini büyük bir olasılıkla IMF'in kontrol edeceği yeni (hadi adını da Phoenix koyalım) bir para birimine bırakacak".

Üç ay sonra 2018'e giriyoruz ve dünya para sistemi allak bullak olmaya devam ediyor: Petrodolar'ın egemenliği sona ermek üzere: Çin Merkez Bankası, Şanghay'daki borsasında  istendiğinde altına çevrilebilmek üzere, Yuan cinsinden petrol ticareti kontratlarını işleme sokmaya başlıyor.

Başta Rusya, Venezuela ve İran olmak üzere, ABD'nin ekonomik yaptırım uyguladığı petrol zengini ülkelerin hemen kullanmaya başlayacağı bu kontratlar, küresel petrol ticaretinin yarıya yakınının ABD dolarına ihtiyaç duyulmadan gerçekleşebileceği yeni bir düzeni getiriyor.

Bu arada, ABD Merkez Bankası faiz oranlarını korkarak yükseltmeye devam ederken Japonya Merkez Bankası var gücüyle para basmaya devam edeceğini ilan ediyor, AB Merkez Bankası da eksi faiz oranlarını "şimdilik" kaydıyla korumaya devam ediyor. Kısacası kimin elinin kimin cebinde ne yaptığının pek anlaşılamadığı bir ortamda yaşıyoruz.

Ve bütün bu belirsizliklerin ortasında başımıza bir de "cryptocurrency" denen dijital bir para birimi çıktı.

Bu sanal para birimleri, ki en çok bilineni Bitcoin, ne bir hükümet ne de altın gibi bir madde veya taşınır/taşınmaz malın değeri tarafından destekleniyor.

Nedir bu sanal para birimi diye sorulacak olursa, en basit yanıtı şu: "Algoritm" diye bilinen bir rakamlar ve harfler silsilesi.

Peki nedir özelliği? Sınırlı sayıda oluşu.

Ortaya çıkışıyla ilgili ayrıntılar bir yana bırakılacak olursa, sanal para birimleri "blockchain" adı verilen İnternet tabanlı bir muhasebe sisteminin kayıtları arasından "data mining" denen bir süreçle bulunup, bulan kişi adına kayda geçiriliyor. Örneğin Bitcoin, bu blokchain muhasebe sistemindeki işlemler sırasında yaratılmış kayıt silsilelerinin içinde birisini seçmiş, bu algoritmin para değeri yarattığını ileri sürmüş, olmuş size bir sanal para birimi. Ondan sonra bir başkası bir başka algoritm keşfetmiş ve Ethereum diye ikinci bir sanal para birimi yaratmış.

Elbette Bitcoin ve Ethereum dışında onlarca başka sanal para birimi daha dolaşıyor internette ama henüz çoğu yeterince bir piyasa oluşturamamış durumda.

(Data mining denen süreç de şöyle işliyor: Bilgisayarınıza istenen algoritmi arayıp bulacak bir program yüklüyorsunuz, ondan sonra bir de arama motoru işlevi görecek bir cihaz monte ediyorusunuz, sonra günler geceler boyu, yüklü elektrik faturaları pahasına bilgisayarınızın komutuyla arama motorunuz bütün interneti tarıyor, bulunca da -eğer bulursa- sizin sanal cüzdanınıza gelir kaydediyor.)

Peki sanal para birimleri neden bu kadar popüler:

1) Dünya merkez bankaları 2007-2008 bunalımından beri o kadar çok para bastılar ki, borsa ve tahvil piyasaları aşırı değerlendiği için başıboş para yeni yatırım kanalı arıyordu ve bu sanal para birimleri, çok hızlı fiyat dalgalanmaları dolayısıyla, yatırımcılarına inanılmaz kazançlar sağladılar. Örneğin Bitçoin yılbaşından beri yatırımcısına yüzde 400 gibi oranlarda kar sağladı.

2) Komplo teorisi-1: Sanal para birimleri, hem bunalım riski giderek artan mali piyasaların gazını almak, hem de 2007-2008 bunalımında olduğu gibi yaş tahtaya basmak yerine altın ve değerli madenlerde güvence arayan yatırımcıları kısa vadede yüksek kazanç vaadiyle caydırmak amacıyla üretildi.

3) Komplo teorisi-2: Uluslararası para sistemi gelecek 20 ila 30 yıl içinde tümüyle sanal ortama taşınacak, kağıt ve madeni para ortadan kalkacak, sanal para birimleri bu geçişe hazırlık için prova niteliğinde yaratılmış bir proje.

Nedeni ne olursa olsun, sanal para birimleri ticareti bugün trilyonlarla dile detirilen bir boyuta ulaşmış durumda. Peki sanal para birimleri de bir balon mu, bu işte bir gelecek var mı?

ABD'nin en büyük bankası JP Morgan Chase'in patronu Jamie Dimon'a göre Bitcoin ve bütün öteki sanal paralar batmaya mahkum, çünkü bu paraların arkasında ne bir hükümet desteği ne de herhangi bir taşınır/taşınmaz varlık desteği var.

JP Morgan'ın rakibi, ve müşterilerine attığı kazıklarla isim yapmış olan yatırım bankası Goldman Sachs ise, tam tersine sanal para birimlerinin geleceğin mali piyasalarının temeli olacağını iddia ediyor.

Şimdi gelin çıkın işin içinden: Wall Street'in en çok sözü geçen iki yatırım bankası sanal para birimleri hakkında taban tabana zıt tutum içindeler.

Sözler yerine eyleme bakmak istenirse, o zaman Çin Merkez Bankası'nın iki hafta önce aldığı karara dikkat etmek gerekir. Pekin yönetimi ani bir kararla ülkedeki tüm sanal para ticareti yapan borsaları kapattı.

Rusya Merkez Bankası henüz sanal para birimlerine karşı bir önlem almış değil. Kuşkusuz Avrupa, Asya ve Güney Amerika'daki bir çok ülkenin merkez bankası da bu sanal para olgusuyla nasıl başedileceğini belirlemeye çalışıyor.

Göründüğü kadarıyla, sanal para olgusu, artık mali piyasalarda iyimseri, kötümseri, karlısı, zararlısı her kişi ve kurumun kaçınılmazlığını ve hızla yaklaştığını kabul ettiği gelecek büyük bunalımın ortaya çıkışında da, asılmasında da etki sahibi olabilecek bir potansiyele ulaşmış durumda.

Ama bütün sorun, bu potansiyeline karşın, sanal paranın hala bilinmezi pek çok bir olgu olduğu gerçeğinde yatıyor.

Azerbaycan Türklerinin bir sözü vardır: Bilmezem demek, çok türlü kaza savar.

Girdisini çıktısını öğrenip enine boyuna ölçüp biçmeden sanal para işine girmemek herhalde pek çok kaza savacaktır.

Cengiz İzmirli (mahlas)