Zirvenin 'gizli' gündemi

28 Eylül 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i, biraz da apar topar bir araya getiren Ankara zirvesi bugün yapılacak.

Zirveye "apar topar" denilmesinin nedeni, neredeyse son dakikada gündeme gelmesi ve çabucak düzenlenmesi. Konuyla ilgili ilk açıklamayı ABD ziyareti sürerken geçen hafta Erdoğan yaptı ve Putin'le Pazartesi günü telefonla, Perşembe günü de yüz yüze görüşeceklerini söyledi.

Türk-Rus zirvesi Kuzey Irak referandumunun bölgede yarattığı gergin ortam içinde yapılıyor ama bu konunun gündemde en ön sırada yer alması beklenmiyor. Türkiye'nin son derece sert açıklamalarına karşın Rusya Kürt referandumu konusunda neredeyse sessiz kaldı ve Irak'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini belirtmekle yetindi. Yine de Erdoğan zirvede bölgedeki gelişmeler konusunda Rusya'nın desteğini almaya çalışacak, Putin de Irak, Suriye ve diğer bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünden yana olduklarını söyleyecek.

Moskova'nın Kuzey Irak'taki sessizliği iki nedene bağlanabilir: Birincisi referendum sonrası gelişmeleri görmek ve ona göre tutum almak istemesi, ikincisi Rus Rosneft şirketinin daha 10 gün önce Kuzey Irak'la çok önemli bir doğal gaz anlaşması imzalama niyetinde bulunduğunu açıklaması. Yıl sonuna kadar imzalanması planlanan bir milyar dolardan fazla değerdeki anlaşmayla Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine yılda 30 milyar metreküp doğal gaz taşınması hedefleniyor. Bazı gözlemcileri Rusya'nın Kuzey Irak'la ekonomik ilişkilerini geliştirerek Bağdat'ı zayıflatmaya, dolayısıyla ABD'nin çıkarlarına zarar vermeye çalıştığını düşünüyor.

O halde zirvede Suriye konusunun mu öne çıkmasını beklememiz gerekiyor?

Aslında tarafların Suriye meselesinde yaptıkları işbirliğinin çerçevesi mayıs ayı başında Astana'da imzalanan anlaşmayla belirlendiği için bu konuda acil çözüme kavuşturulması gereken bir unsur bulunmuyor. Yine de Suriye'deki çatışmasızlık bölgeleri ve atılacak adımlar zirve gündemindeki başlıklardan biri olacak. Belki Türkiye'nin kendisi açısından açısından önemli bir konu olan Afrin'i gündeme getirmesi söz konusu olabilir. Rus Sputnik Ajansı dün, dört çatışmasızlık bölgesi dışında kalan Afrin'de Rusya, Türkiye ve İran'ın bir "özel bölge" oluşturmak amacıyla görüşmeler yaptığını duyurdu.

S-400 füzeleri konusunda da iki liderin çözmeye çalışacağı ciddi sorunları kalmamış görünüyor ve olağanüstü bir gelişme olmaması halinde füzelerin iki yıl sonra Türkiye'ye temsil edilmesi bekleniyor. Bu konu Türkiye'nin dış politikadaki yöneliminin değişmesi ve bir NATO üyesinin Rus füzeleri alması açısından önem taşıyor.

Peki, Kuzey Irak, Suriye ve S-400'leri gölgede bırakarak zirveye damgasını vurması beklenen konu hangisi?

Kamuoyunun "nasıl olsa çoktan imzalandı, artık oldu bitti" gözüyle baktığı için pek ilgilenmediği ve daha çok "teknik bir konu" olarak gördüğü Mersin Akkuyu'da Ruslar tarafından kurulacak nükleer santral zirvenin belki de asıl toplanma nedeni.

Türkiye Rusya Araştırmaları Merkezi (TÜRAM) Başkanı Aydın Sezer, Akkuyu'nun istedikleri hızda ilerlememesinin Rus tarafını son derece rahatsız ettiğini düşünüyor. Santralle ilgili iki temel sıkıntı var: Birincisi Türkiye'nin hala lisans vermemesi, ikincisi Türk tarafının henüz para koymaması.

Anlaşmaya göre, Akkuyu'da hisselerin yüzde 51'i Ruslarda kalacak, yüzde 49 hisse ise Türk şirketlerinde olacak. Sezer, "Aslında hisse devri gerçekleşti, hisseleri alan Cengiz-Kolin-Kalyon şu anda Rusya'nın seçtiği bir şirket tarafından denetleniyor"dedi. Bu konunun sıkıntı yaratmasının nedeni Rusların şu ana kadar santral için yaklaşık üç milyar dolar harcaması, buna karşılık Türk tarafının henüz hiç harcama yapmaması. Yüzde 49 hisseyi alan şirketlerin, 22 milyar dolarlık projeye dokuz milyar dolar civarında katkıda bulunması gerekiyor. Türk şirketleriyle ilgili denetimin tam da Putin'in Ankara'ya geleceği gün tamamlanması bekleniyor. Yaşanan sorunların santralin ilk reaktörünün hizmete girmesi için belirlenen 2023 tarihinde gecikmeye yol açma olasılığı bulunuyor.

Bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise, Türk-Rus zirvesi Batı ile ile ilişkileri gergin iki ülkenin liderlerini buluşturması açısından önem taşıyor.