Köçek...

04 Ekim 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Adı bende saklı, lafını esirgemeyen deli-dolu, mesleği yeni bırakmış eski bir gazeteci dostumla "dem"lenip sohbet ediyorduk, dedi ki:
 
- Bana öyle geliyor ki; sen gündemden ayrı kalıyorsun.
 
Önce biraz şaşırdım. Sonra dikkatle yüzüne baktım. Anladım ki; sorgu hançerini takmış gözüne, pusuya yatmış alıcı kuş gibi bekliyor. 
 
Sordum:
 
- Ne demek istiyorsun?
 
Hışımla girdi lafa:
 
- Gazeteleri okumuyor musun? Siyasetçilerin açıklamalarını dikkate almıyor musun? Haber kanallarında tartışma programlarını izlemiyor musun?
 
- İzliyorum, ne olmuş?
 
Önce durakladı, sonra derin bir nefes aldı ve ekledi:
 
- Yahu, dedi, ortalıkta köçekten geçilmiyor. 
 
- Ne demek o?
 
- Bak anlatayım, dedi. Eskiden köçek varmış. Köçek, kadın kılığına girip oynayan erkeklere denir, bilmiyorsan öğren. Bir zamanlar saraylarda resmi köçek takımları bulunurmuş. Oynamaya başladılar mı çok can yakarlarmış. İstanbul'dan dünyaya ün salan köçekler yedi-sekiz yaşlarındaki oğlan çocuklardan seçilir, gerekli eğitimden geçtikten sonra takımda yerlerini alırlarmış. Gel zaman, git zaman iş çığrından çıkınca Sultan Abdülmecit, "ahlaka mugayir" oldukları gerekçesiyle, 1856 senesinde köçekleri yasaklamış.
 
- İyi ya! Yasak getirilmiş, daha ne istiyorsun?
 
- Sen öyle san!
 
- Ne yani, hala köçek mi var?
 
- Olmaz olur mu? Gazetecisi var, yazarı var, çizeri var, terör uzmanı var. Aktörü, artisti var, akademisyeni var, eski siyasetçisi var, hukukçusu var, eskimiş belediye başkanları var, velhasıl var oğlu var...
 
- Neredeymiş bunlar? 
 
- Gözünü aç, etrafına bak, görmek istersen görürsün.
 
Dedim ki:
 
- Anladığım kadarıyla, sen epey dolusun. Ne var ki, o kadar meslek erbabı insanı aynı kefeye koymak doğru mudur? Demokrasilerde çokseslilik esastır, yasalara ters düşmemek koşuluyla herkes fikrini söylemekte hür değil mi?
 
Patladı:
 
- Sen, dedi, ne demek istediğimi bal gibi anlıyorsun, yalandan deliliğe veriyorsun!  Çok sesliliğe itiraz eden kim? Benim derdim, demokrasiye inanan, cumhuriyete sahip çıkan insanların rahat bir mecrada çıkıp derdini anlatamamasıdır. Hepsini toplasan iki elin parmak sayısını geçmeyecek kimi insanların, bilir kişi, uzman vs. adı altında güçlüye yaranacağım diye, hafta beş gün ekranlara çıkıp "köçeklik" etmelerinedir.

Sordum:
 
- "Hırsızın" hiç mi suçu yok?!
 
Ekledi:

- Sen, dedi, onları TV'lere çıkaranları soruyorsun. Olmaz olur mu? Al birini vur ötekine, hepsi, aman bize bir şey olmasın, gerisi ne olursa olsun, derdinde.

Neyse, lafın burasına bir çentik atıp yazıyı bağlayalım ve gelelim kafamızdaki soruya:

Epey zamandır "çarşıyı şenlendiren çengi ve köçekler" toplumsal bir olgu mudur?