Cansu Çamlıbel ve diplomasi muhabirliği

12 Ekim 2017 Perşembe  |  İYİ

Türkiye'de medyanın geldiği noktada gazetecilik adına aslında "normal" sayılması gerekenlerle karşılaşınca ister istemez seviniyoruz.

2000'lerin sonuna kadar gazeteler arasında "haber atlatmaya dayanan" kıyasıya bir rekabet yaşanırdı. Gazetelerin yöneticileri ve çalışanları güne önce rakip gazeteyi okuyarak başlar, "Acaba bir haber atladık mı" endişesiyle kalpler korkuyla atardı.

Zamanla medya tek tipleşince rekabet ve haber atlatma refleksi büyük ölçüde kayboldu, gazeteler ajanslardan gelen haberleri başlığını bile değiştirmeden kullanma tembelliğine alıştı.

Bunları yazmamızın nedeni Hürriyet'te bugün Cansu Çamlıbel imzasıyla yayınlanan bir "perde arkası" haber.

Gazetenin Washington temsilcisi olan Çamlıbel, aslında her yurtdışı muhabirinin yapması gerekeni yapmış ve Türkiye ile ABD arasındaki vize krizine nasıl gelindiğini araştırmış. 

"Trump nasıl ikna oldu" başlıklı değerlendirmede, "Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın ulusal güvenlik ekibinin telkin ettiği bu karara onay vermesinin arkasında kendisinin telefonla konuşmayı bile reddettiği Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro'nun Ankara'da ağırlanması ve Türkiye'den İran'a yapılan üst düzey ziyaretlerden duyduğu rahatsızlığın yattığı konuşuluyor" deniliyor.

Haberde krizle ilgili merak edilen soruların çoğunun yanıtı var.

Hürriyet haberi birinci sayfasına koymuş ama aslında biraz haksızlık etmiş, olması gerekenden daha az yer ayırmış.

Çamlıbel'i bir diplomasi muhabirinin nasıl çalışması gerektirdiğini gösterdiği için kutluyoruz.

Hürriyet'teki haberi okumak için tıklayın