Rusya ile 2 sıkıntı

13 Ekim 2017 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde son günlerde bazı alanlarda "sıkıntı" yaratma potansiyeline sahip gelişmeler yaşanıyor.

Görünüşte Ankara-Moskova hattında işler yolunda gidiyor, iki ülke Suriye'de eşgüdümlü hareket ediyor, daha dün gece Türk askeri İdlib'e girdi; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ankara ziyaretini yeni tamamladı.

Ancak, aniden ortaya çıkan iki konu gelecekte sorun yaratabilecekmiş izlenimi bırakıyor.

Bunlardan ilki, Türkiye ile Rusya'nın uzun süredir pazarlığı sürdürdüğü, hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ön ödeme yapıldığını açıkladığı S-400 füzeleri meselesi.

Aslında, bir kaç gün öncesine kadar bu konuda bir sorun yokmuş gibi görünüyordu, nihai anlaşmaya giden yolda taraftar arasındaki temaslar sürüyordu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Türkiye'nin S-400 füzelerinin teknolojisi de istediklerini, bu gerçekleşmezse anlaşmadan vazgeçilebileceğini söylemesinin ardından Moskova'dan peş peşe açıklamalar gelmeye başladı.

Öyle anlaşılıyor ki, Rusya'da S-400 füze sisteminin Türkiye'ye satılmasına karşı olan çevreler, "teknoloji transferi"ni gerekçe göstererek seslerini yükseltmeye ve anlaşmaya karşı lobi yürütmeye başladı. 

Örneğin, Federasyon Konseyi (senato) Dış  İlişkiler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev, Çavuşoğlu'nun Rus tarafına baskı yapmaya çalıştığını ileri sürdü ve "Bu baskıya yenik düşülmemesi gerekir"dedi. Kosaçev ayrıca, bu konuda Moskova'da sıkça dile getirilen bir argümandan söz ederek, füzelerin teknolojisinin transfer edilmesi halinde sırlarının NATO'nun eline geçebileceğini öne sürdü. Diğer açıklamalarda da sistemin sadece "kritik olmayan" parçalarının Türkiye'de üretilmesine izin verilebileceği görüşüne yer verildi.

Moskova'dan yükselen seslere bakıldığında, Rus tarafının Türkiye'ye S-400 satılması konusunda ikiye bölündüğü görülüyor, ancak bu konuda son sözü söyleyecek Putin'den şu ana kadar herhangi bir olumsuz açıklama yapılmadığını unutmamak gerekiyor.

İki ülke arasında sorun yaratmaya aday diğer konu tarımla ilgili.

Türkiye'nin Rusya çıkışlı tarım ürünlerinin ithalatında ticaret müşavirliği ya da ataşeliği onaylı fatura zorunluluğu getirmesi Rus tarafını rahatsız etmiş görünüyor.

Türkiye'ye "domates ambargosu" uygulanmasında başrolü oynadığı bilinen Tarım Bakanı Aleksandr Tkaçov, karara anlam veremediklerini belirterek "Böyle saldırganca yeni engeller çıkarmaya devam ederlerse biz de karşılık veririz" diyerek misilleme tehdidinde bulundu.

Belki bu iki konuya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ukrayna ziyareti sırasında,"Kırım'ın Rusya tarafından yasadışı ilhakı tanımayacağız"demesi de eklenebilir ama Rus tarafının Ukrayna'da söylendiği için bu açıklamayı soruna dönüştürmeyeceği tahmini yürütülebilir. Ancak bu konuyu, Türkiye'nin Kırım'dan gelen gemilere limanlarını kapadığı haberleriyle birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Ayrıca, Putin de Türkiye'nin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'ne ambargo uygulamasını kastederek petrol akışının durmasının fiyatların yükselmesine yol açacağını söyledi. Ancak Erdoğan, "Petrol fiyatlarının yükselmesi Rusya'nın çıkarına. Putin latife yapmıştır" diyerek bunu polemik konusu yapmaktan kaçındı.

Kısacası, belki şu an itibarıyla Türk-Rus ilişkilerinde yeni bir krizden söz etmek abartılı olur ama yukarıda değinilen iki konunun soruna dönüşme potansiyeli taşıdığını görmek gerekir.