Trump'ın ipleri kimin elinde?

19 Ekim 2017 Perşembe  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump'ın patavatsız olduğu aşikar, ağzından çıkanı kulağı duyuyor mu pek belli değil, ama resmi ya da ayaküstü yaptığı açıklamalardaki çelişkiler ve geliş-gidişler, insana Trump'ın iplerinin birileri tarafından çekildiği  izlenimini  veriyor...

Ve bu geliş-gidişlerin de bazı ciddi politik söylemlerle ve temel politika değişkliklerine ilişkin olması da dikkati çekmiyor değil.

Trump'ın patavatsızlığına son örnek, Afrika ülkelerinden Nijer'de geçen hafta  pusuya düşürülülüp öldürülen dört Amerkan askerinden birinin eşine başsağlığı dilerken söylediği sözler: Trump'ın Çavuş David Johnson'un dul eşine söylediği düşüncesizce sözler, basına ABD temsilciler Meclisi üyesi Frederica Wilson tarafından duyuruldu. ABD Başkanı'nı duyarsızlıkla suçlayan Wilson'a göre, Trump ölen askerin eşine "Göreve giderken neyi göze aldığını biliyordu ama herhalde yine de üzücü bir şey" mealinde bir ifade kullandı. Trump ise böyle bir şey söylediğini, beklenebileceği gibi, inkar etti,

Ne kadar yalanlarsa yalanlasın, ABD kamuoyu bu gibi sözlerin Trump'tan beklenebilecek ifadeler olduğunu artık kabullenmiş durumda.

Ancak Trump'ın, TV ekranlarına yansıdığı ve kayıtlara geçtiği için yalanlayamayacağı bazı şeyler var ki, ABD Başkanı'nın birileri tarafından uzaktan kumandayla yönetildiğini düşündürüyor.

Bunun ilk ve en bariz örneği, Ağustos ayında Virginia eyaletinin Charlottesville kentinde aşırı sağcı ve ırkçı grupların gösterilerinde bir kişinin ölmesinden sonra Trump'ın yaptığı açıklamalardı.

Olayların hemen ardından kameralar önünde yaptığı ilk açıklamalarda şiddet olaylarından sağcıların yanı sıra onlara karşı çıkan liberal grupların da sorumlu olduğunu söyleyen Trump, sosyal medya, sivil toplum kuruluşları ve siyasi liderlerin yanısıra kendi kabinesinin üyelerinden bile gelen şiddetli  tepkiler üzerine geri adım attı ve "neo_Nazileri" ilk kez isim vererek suçladı. Ancak o günün gecesinde ne olduysa, hangi kuşlar kulağına ne fısıldadıysa, Trump ertesi sabah ilk iş, bir kez daha 180 derece bir dönüşle şiddetin sorumluluğunun her iki tarafa da ait olduğunu yineledi.

Sonra Obamacare adıyla bilinen sağlık sigortası yasası. Trump, göreve geldikten sonra ilk büyük yasama projesi olarak bu yasanın yürürlükten kaldırılıp yerine, özel sektöre çok daha fazla ayrıcalıklar tanıyan yeni bir yasa geçirilmesi için büyük çaba gösterdi. Ancak ABD Senatosu, ardarda oylamaya getirilen üç yeni tasarıyı da  reddetti.

Bunun üzerine kendi işini kendi görmeye karar veren Trump, yayınladığı başkanlık kararnamesiyle, Obamacare uyarınca sigorta şirketlerine ödenen sübvansiyonları  iptal etti.

Bu kararnamenin yol açtığı para darlığının, tedavi ihtiyacı içinde olan özellikle yoksul kesimleri etkileyeceğinden kaygılanan Cunhuriyetçi  bir senatör, Demokrat partili bir meslektaşıyla birlikte, Obamacare'de sınırlı değişiklikler yapan, ancak para akışını sürdürecek bir uzlaşma paketi hazırladılar.

Donald Trump, gazetecilere yaptığı ilk açıklamada uzlaşma paketini desteklediğini ve geçici de olsa bunun çözüme giden bir adım olarak olumlu olduğunu söyledi.

Ancak bazı kuşlar herhalde yine işbaşındaydılar ki, ertesi sabah Trump çark ederek uzlaşma paketini desteklemediğini ve sübvasiyonların ödenmesine devam edilmesini sağlayacak hiçbir öneriyi kabul etmeyeceğini açıkladı.

Dünyanın en büyük ekonomisinin ve en güçlü ordusunun başındaki adamın bu kadar tutarsız bir kişi oluşu ne kadar büyük bir tehlike oluşturuyor?

Anlaşıldığı kadarıyla, Trump, Beyaz Saray'daki  danışmanlık görevinden ayrılmış olmasına karşın, kadim dostu Steve Bannon'un akıl hocalığından yararlanmaya devam ediyor.

Bannon, yönettiği Breitbart haber sitesini kullanarak Cumhuriyetçi Parti içinde yeni bir aşırı sağcı klik yaratmaya çabalıyor. Bunun için de, gelecek yıl yapılacak Kongre ara seçimlerinde yenilenecek üyelikler için, halen görevde olan senatörlere  karşı radikal sağcıların adaylıklarını destekliyor. Trump henüz Bannon'un bu kampanyası aleyhinde tek bir söz etmiş değil; tam tersine, bir kaç gün önce gazetecilere yaptığı açıklamada Bannon'u "iyi bir adam" olarak tanımladı.

Merak edilen şu: ABD'deki kurulu siyaset düzenini sağdan yıkmaya çalışan Bannon, Trump'ın kulağına fısıldayan kuş ya da kuşlardan biri olabilir mi?

Cengiz İzmirli (mahlas)