'Sıfat'sız gazetecilik

23 Ekim 2017 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, gazetecilerin haberde "sıfat" kullanma alışkanlığını şöyle eleştirdi:

"Georges Clemenceau, Emil Zola'nın ünlü "J'accuse!" (İtham ediyorum!) başlıklı mektubunu 13 Ocak 1898'de manşetten yayınlayan L'Aurore gazetesinin sahibi ve başlığın da fikir babası.

Zola bu mektubunda Alfred Dreyfus'un haksız yere mahkûm edilmesine karşı çıkmış, "sağduyudan, gerçeklerden ve adaletten uzaklaştık, kör ve aptalca bir şey bizi çağlarca geriye götürüyor" uyarısında bulunmuştu. 

Dreyfus davasıyla ilgili mücadelesinde Zola'ya en büyük desteği veren Clemenceau'nun gazeteciliğe yeni başlayanlara bir öğüdü vardı:

"Genç adam, bir cümle yazarken, önce bir isim, bir fiil, bir de tümleç kullanacaksın. Sıfat kullanmak istiyorsan önce benim iznimi almalısın."

Clemenceau gibi adalete ve hukuka ne denli saygı duyduğunu kanıtlamış bir gazeteci, bu sözleriyle haberlerde "sıfat" kullanılmaması gerektiğinin altını çiziyordu. Sıfat kullanmamak, değişmez bir gazetecilik kuralı.

Türkiye'de ise günümüzde Clemenceau'nun sözlerinin tersi kural haline geldi. Gazeteci milleti haber yazarken isim, fiil ve tümleçten önce sıfatı koyuyor cümlenin başına. Bol keseden kullanılan sıfatlar arası bir yarışma yapılsa herhalde birinciliği "küstah" sözcüğü alır. Küstah sözcüğü saygısız, kaba, terbiyesiz kimse anlamına geliyor ve hakaret de içeriyor.

Daha önce de yazdım, "hiçbir gazetecinin hiçbir kişiye küstah deme özgürlüğü olamaz. Haber başlıklarında küstah gibi sıfatlar kullanmak, habere yorum katmak ve hüküm bildirmek anlamına gelir; haberin nesnelliğini ortadan kaldırır. Dahası okurun değerlendirme hakkını elinden almış oluruz."
Bu satırlara yer verdiğim "Küstah deme özgürlüğü" başlıklı yazımı 29 Mayıs'ta yazmışım. Fakat pek de etkisi olmamış. Zira Hürriyet internette "küstah" başlıkları hız kesmedi. 14 Ekim'de "Suriye'den küstah İdlib çıkışı" başlığını görünce internetin başlıklarını taradım. 29 Mayıs'tan bu yana "küstah"lı altı başlık daha buldum:

"AB'den küstah açıklama (22 Temmuz), İsrail'den küstah yanıt (26 Temmuz), YPG sözcüsünden küstah açıklama (24 Ağustos), Alman bakandan küstah Erdoğan açıklaması (25 Ağustos), Yunanistan'dan Türkiye'ye küstah açıklama (28 Ağustos), Oettinger'den küstah açıklama (31 Ağustos), 4 ay sonra Almanya'dan Türkiye küstah yanıt (2 Eylül)."

Basılı gazeteyi de kontrol ettim. Bu haberler, orada farklı başlıklarla kullanılmış; küstah sıfatına yer verilmemişti. Gazeteden farklı olarak internette bol keseden "küstah" denilmesi yadırgatıcı bir durum. Okurun gazeteciler kadar değerlendirme yapamayacağına mı inanıyoruz? Yoksa siyasetçilerin o söz ya da davranışlara gereken yanıtı veremeyeceğine mi? Dahası gazeteci gibi haber yazmak varken neden siyasetçi gibi saldırıyoruz?"

Yazının tamamını okumak için tıklayın