Birincilik beyazda

26 Ekim 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Uzaylılar  İstanbul ve Ankara semalarında görünecek. Görünmekle de kalmayıp konaklayacaklar, kamp kuracaklar.

Şaka yaptığımı sanmayın. O uzaylılar, bu ülkeye gelecekler.

Dünyada, başka bütün ülkelerde  kolaylıkla oynanan futbolun, Türkiye'de niye oynanamadığını araştırmak üzere gelecekler.

Futbol topu denen içi hava dolu yuvarlak bişeyi, hem de tonlarca euro, dolar harcayarak kontrol edemiyen,ettiremiyen, onunla oynayamayan ve buna rağmen 'büyük-usta-klas-yıldız' diye kabul edilen futbolculuğu ve teknik direktörlüğü meslek edinmiş binlerce kişinin, topla oynamak yerine, nasıl olup da top tarafından masgaraya çevrildiğini, incelemek üzere uzaylılar gelecek.

Daha da önemlisi, 80 milyona yakın insan kalabalığının, adına hakem denen üç kişi ile, yine adına futbol denen ve fakat asla Almanya, İngiltere, İspanya, Suudi Arabistan, Togo, Hindistan'da oynandığı gibi oynanmayan şey uğruna, her hafta nasıl uğraşıldığını hatta linç  edildiğini görüp, anlamak için gelecekler.

Onlarca gazete ve televizyon kanalında, hepi topu 90 dakika süren bir maçın nasıl olur da günlerce, haftalarca kafa, göz, yara yara, ağızlardan köpük saça saça irdelendiğini anlamak için gelecekler.

Kendilerinin herhangi bir Avrupa ülkesinde spor yazarı olma olasılıkları ( Cem Dizdar hariç, ) sıfırın da altında olan hooliganların, nasıl olup da spor yazarı yorumcusu kabul edildiklerini anlamak için gelecekler.

Ve sevgili okuyucu, yukarda okuduklarınız, uzaylıların Türkiye'deki tatilleri sayılacak. Asıl, Türkiye'deki hukuk ve basın anlayışlarını incelemeye gelecekler.

Asıl mesailerini, suçun ve veya suç ihtimalinin kendisi ile değil de, bir parti genel başkanın direktifi ile harekete geçen, kovuşturma, soruşturma açan, gözü ve kulağı her an, her saniye bir parti genel başkanına dikilmiş, sen emret biz yapalım diyenlerin nasıl olup da, hukuk sistemi içinde savcı, hakim gibi sıfatlarla anıldığını anlamaya çalışacaklar ve ne yazık ki anlamıyacaklar.

Anlamıyacaklar, çünkü anlayabilmek için Türkiye'de vekil veya medya mensubu olmak iktiza eder.

Şakası bir yana da Türkiye ağlanacak bir gülünçlükte.

Sapır sapır dökülüyor bütün kurumlarıyla.

Ve bütün renkler aynı hızda kirlenirken birincilik, üniversiteler, hukuk ve medya kurumlarında.