Rusya'da ne içilir?

27 Ekim 2017 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Moskova'da restoranlarda kolanın yaygın bir içecek olmadığını fark ettim. Tabi ayran da yok haliyle. Sudan sonra yemekle birlikte en çok tercih edilen içecek mors adında bir içecek. Alkolsüz. Kırmızı renkli ve küçük orman meyvelerinden yapılıyor. Genelde çilek, kızılcık, yaban mersini benzeri meyvelerden hazırlanıyor. Bu içeceğin oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum.

Önemli bir çay ve kahve kültürü olduğunu söyleyebilirim. Siyah çay yanında yeşil çay da çok tercih ediliyor. Rusça'daki semaver, çay ve çaynik gibi kelimeler Türkçe okunuş ile aynı.

Kefir de Rusya'da en önemli içeceklerden biri. Bizim ayrana benzemekle birlikte daha yoğun ve tadı ekşimsi. Sağlık için oldukça faydalı olduğu düşünülüyor. Uzun yıllar nasıl hazırlandığı bir sır olarak kalmış. Anlam olarak Türkçe ve Arapçadaki keyif kelimesinden geliyor ve arkasında bir tür aşk hikâyesi var diyebiliriz. İlginç olan ise Rusya'da halk arasında pek bilinen bir hikâye değil. Ben de bir şekilde tesadüfen öğrenmiş oldum. İlk olarak Kuzey Kafkasya'daki bir bölgede yapılıyormuş ve nasıl hazırlandığı kimseye anlatılmıyormuş. 20. yüzyılın başlarında genç bir fabrikatör, İrina Saharova adındaki çalışanını bir grupla birlikte tarifi elde etmek için bölgeye gönderiyor. Yirmi yaşındaki İrina oldukça güzel bir kızmış.

İrina beraberindeki ekiple birlikte Mirze-bey adındaki bir beyin yaşadığı, süt ve peynir üretilen dağlık bir bölgeye geliyor. Mirze-bey onları gayet iyi karşılıyor ve sorularına yanıt veriyor, ancak kefirin sırrını vermiyor tabi. İrina ve beraberindekiler ayrıldıklarında bir grup onları çeviriyor ve İrina'yı alıkoyuyor. İrina bir köye getiriliyor. Orada yaşlı bir kadın tarafından kendisine ikramda bulunuluyor ve beyin kendisini çok beğendiği ve onunla evlenmek istediği söyleniyor. O sırada Mirze-bey de geliyor ve özür dileyerek aşkını ilan ediyor. İrina sessiz kalıyor. Ancak tam bu sırada daha önce İrina'nın yanında bulunanlar askerlerle birlikte köye geliyorlar. Mirze-bey mahkemeye çıkarılıyor.

İrana'dan onu affedip etmeyeceği soruluyor. İrina ise yalnızca kefirin tarifini vermesi koşuluyla affedebileceğini söylüyor. Ertesi gün Mirze-bey tarifle birlikte İrina'ya bir demet dağ çiçeği gönderiyor. Böylece ilk olarak 1908 yılında Moskova'da eczanelerde kefir şişeleri yer almaya başlıyor.

Tabi İrina o zamanlar kefirin sırrını elde edemeseydi güzelliği sayesinde ve Mirze-bey aşık olmasaydı kefirin yaygınlaşması zaman alabilirdi ama mutlaka ortaya çıkardı bir şekilde. İşte kefirin hikâyesinde de tek taraflı diyebileceğimiz bir aşk yatıyor diyebiliriz.

Gelelim votkaya. Votka Rusya ile özdeşleşmiş bir içki. Beluga, Ruskiy standart, belaya berozka, piyat ozer, telnyaska, simirhof, putinka, kubanskaya, moskovskaya, narodnaya gibi çok sayıda votka markası bulunuyor. Alkolsüz içkilerde kefir ve mors nasıl milli içecek gibiyse votka da alkollü içecekler açısından önemli bir yere sahip. Votka geleneksel olarak fermente edilmiş tahıllardan veya patatesten yapılıyor.

Votka Slav dillerindeki vada (su) kelimesinden türetilmiş aslında. Votkanın ilk olarak 1405 yılında medikal bir sıvı olarak kullanıldığı, Rusça sözlüklerde ise 19. yüzyıldan itibaren yer almaya başladığı söyleniyor.

Samih Güven

Yazının orjinalini okumak için tıklayın