Fenerbahçe'ye 'fener' yak!

06 Kasım 2017 Pazartesi  |  MENTOR

Cumartesi akşamına ilişkin yazacak hiçbir şey yok, her hafta bir öncekini aratan rezalet ve yetersizlikler silsilesi ama sorun futbolcu veya teknik direktör sorunu değil, asıl sorun 21. yüzyılda Fenerbahçe'nin Orta Çağ karanlığında yaşamasına neden olan çağdışı yönetim anlayışı.

Teknik direktör, futbolcu bunlar sonraki işler, asıl sorun her parçasıyla karanlığa gömülmüş Fenerbahçe'nin aydınlığa çıkarılması.

Kulüp her açıdan çok kötü durumda finansal olarak batık, sportif başarı yok, denetim yok, menajerlerin kulübü soyduğunu bizzat yönetim söylüyor, futbolcu izleme ekibi rezalet altyapıdan oyuncu çıkmıyor, genç oyuncu bulamıyoruz, futbol takımı yaşlı futbolcular için emekli sığınma evi gibi.

Hangi para, nereye nasıl harcanıyor bilen yok, kaça alındı, kaça satıldı, bunlar ekonomik miydi bilen yok.

Fenerbahçe her geçen gün daha çok borca ve karanlığa gömülüyor.

Aslında burada ilginç olan bu değil, ilginç olan artık herkesin kabul ettiği gibi bağlılığı üst düzey olan, herkes FETÖ/PDY'nin önünde el pençe divan dururken korkusuzca onunla mücadele eden Fenerbahçe taraftarının sessiz kalıyor olması ve bu yok oluşu sadece izlemekle yetinmesi. Bence bu durum incelenmesi gereken sosyolojik bir fenomen, benim kendimce bir gözlemim var ama ne kadar doğru bilmiyorum...

Genel olarak bakıldığında her taraftarın katılım düzeyi aynı değil, katılım düzeyine göre taraftarlar 8 kategoride değerlendiriliyor; 1-2-mimli, 3-olası, 4-tüketici, 5-müşteri, 6- üye, 7- yandaş  8- yırtıcı (suspect, prospect, customer, client, member, advocate, raving fan). 1. sıradan 8. sıraya doğru katılım ve bağlılık artıyor. Bana göre Fenerbahçe taraftarını büyük çoğunluğu 5 ve 6. sırada yoğunlaşıyor, aslında bu iyi bir şey ama her şeyde olduğu gibi olumsuz yanları da var. Fenerbahçe'yi her ticari faaliyetinde zirveye taşıyan, her organizasyonda öne çıkaran bu bağlılık ancak bu bağlılığın olumsuz bir yanı da var; duygusallık.

Yaşadığımız bilgi çağında duygusal kararlar alan bir sistemin asla başarı şansı yok. Ayrıca duygusallık çok kolay manipüle edilebilir bir kırılganlık da yaratıyor.

Fenerbahçe bu ülkede konumu tek ve benzersiz olan bir spor kulübü, Fenerbahçeli dışında herkes Fenerbahçe'ye (bunun nedeni açık ülke sporundaki lider camia Fenerbahçe ve herkesin rakibi Fenerbahçe) düşman ve bu durum Fenerbahçe taraftarında duygusal bir travma yaratıyor, sürekli savunma halinde, sürekli düşmanlıkla mücadele ediyor.

Bu iki unsur birleşince de Fenerbahçeli Fenerbahçe'ye ilişkin her türlü eleştiriyi  ihanet olarak görüyor, mevcut yönetimin de hakkını yemeyelim, üç beş tane de bu duygusallığı destekleyen, manipüle eden medya ayağı koydun mu bir anda Fenerbahçe yönetimi dokunulmaz oluyor.

Sosyal medyada deneyin Fenerbahçe için çok doğru bile olsa bir eleştiri yazarsanız Fenerbahçeli tarafından lince uğrarsınız ama ne olursa olsun goy goy yapıp övgüler ve olumlu şeyler yazarsanız kısa sürede fenomen olursunuz.

Fenerbahçe yönetimi taraftarın bu yapısını çok iyi biliyor o nedenle ne zaman sıkışsa sürekli hainler ve düşmanlar üretiyor, bazen Alex, bazen Zico, bazen rakipler, bazen TFF, bazen hakemler sürekli yel değirmenleri ile kavga ettirilen bir Fenerbahçeli ama  onlar hep masum.

Maalesef taraftarı manipüle etmek için kullandıkları bu yöntem bir çok defa Fenerbahçe'nin haklı olduğu konularda da haksız olup hakkını savunmaması sonucunu doğuruyor çünkü Fenerbahçe yönetimi haklı olduğu olayı ve zamanı değil ihtiyacı olan zamanı seçiyor ve bu tutarsızlık bir çok haklı talebin kamuoyunda yanlış anlaşılmasına, içinin boşalmasına neden olur.

Sistem 110 yıllık tarihinde ilk defa tıkanmış görünüyor. Fenerbahçe hızla yok oluşa gidiyor ve Fenerbahçe taraftarı bunu sadece izliyor.

Doğruyu söylemekte sakınca yok, Fenerbahçe başkanını kongre seçmez, 3 Temmuz'da FETÖ/PDY'nin karşısına dikilen kongre değildi, başkanı Fenerbahçeli seçer, kongre sadece hukuki bir prosedürün yerine gelmesinden ibarettir.

Ama Fenerbahçe'nin içine düştüğü duruma rağmen Fenerbahçeli yukarıda saydığım duygusallığı nedeniyle olayı sadece seyrediyor ve sahip olduğu yetkiyi kullanmaktan kaçınıyor.

Sonuç; bundan sonra Fenerbahçe'nin göreceği zararın sorumlusu duygusallıktan gözü kör olmuş Fenerbahçe taraftarıdır. Suskun kaldıkları her gün Fenerbahçe'nin gördüğü zararın sorumluluğu onların üzerinde olacaktır. Hukuk dışı bir yöntem tavsiye etmiyorum, Fenerbahçeli FETÖ/PDY ile mücadele ederken de hukuk dışına çıkmadı ama Fenerbahçe bu atalet ve tepkisizlik ile asla gün ışığına çıkamaz.

Fenerbahçeli bir karar vermek zorunda: Ya Fenerbahçe yok olacak ya da varlığına devam edecek. Öyle Ali Koç'a sığınıp sorumluluktan kaçmak yok sen yapacaksın, yapamazsan sonsuza kadar Fenerbahçe'yi kaybettiğinde sosyal medyada ağlaşmayacaksın çünkü sorumlu sensin.