Futbol oyundur savaş değil

09 Kasım 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Ali Mortaş'ı hatırlamıyorsanız, benim suçum değildir.

Ali Mortaş'ı, Serpil Hamdi Tüzün'ü aklınıza bile getirmediğiniz için dünyanın en kötü futbolu oynanıyor Türkiye de.

Evet iddia ediyorum, dünyanın en sıkıcı, en kötü futbolu Türkiye de oynanıyor ve Türkiye'de de en kötü futbolu  Fenerbahçe oynuyor.

Ali Mortaş, her semtinde boş arsalar olan ve boş arsalarında çocukların gönül rahatlığı ile oynayabildiği İstanbul'un, futbola ve gençliğe gönül vermiş bir insanı, bir abisiydi.

Gerçi şimdi abi kavramını da mafyoz makyajla mahvettiniz ya, gerçek anlamda abiydi Mortaş ve gerçek anlamda spor tesisleri halindeydi semtlerdeki boş arsalar, semt sahaları.

Şehirler insanlara göre değil de taşıtlara göre hatta kâr daha çok kâr zihniyetine göre düşünülmeye başlanınca, oynaycak yer kalmadı çocuklara gençlere.

Ve kendini spor, özellikle de futbol otoritesi ya da severi kabul ve ilân edenler, anlamadı futbol oynamak ile müsabaka yapmak ya da müsabakaya yönelik antrenman yaptırmak arasındaki farkı.

 Oynamaya bırakmıyor, kendilerini futbol külübü zanneden şirketçikler çocukları, gençleri.

Oynarken çalım atar çocuk, oynarken arsada alan küçük olduğu için topu kontrol etmeyi hiçbir teknik direktörün öğretemiyeceği kadar güzel ve doğru öğrenir.

Hatırlayın Alparslan Eratlı'nın top kontrolünü ve canlandırın gözünüzde, Şener Özbayraklı'nın, maçın son dakikasında topu kontrol etme niyeti ile Osmanlıspor'a verdiği gol pasını.

Çocuklar daha 7 yaşından itibaren performans antrenmanlarına tabi tutuldukları için yeteneksiz kalıyorlar.

Yetenek beyler, oynayarak ortaya çıkar ve gelişir. Oysa siz, adını arena koyduğunuz tesisleriniz için gladyatörler yetiştirme peşindesiniz.

Bu kafayla, bu anlayışla siz, son Fener- Cimbom 19 yaş maçındaki gibi uçan tekmeci yetiştirirsiniz, ne de olsa İsviçre milli takımı futbolcularına maç sonu Allah Allah nidalarıyla taaruz eden bir futbol imparatoruna inanıyor, tapınıyorsunuz.

İnanın.

Neye isterseniz inanın ama bilin ki, futbol endüstriyel de olsa oyundur. Oynayanlar ve seyredenler eğlenmiyorsa, kavga eder bıçaklı sopalı.

Size iyi kavgalar. Ben, Can Bartu, Yusuf Tunaoğlu, Büyük Mehmet, Nevzat,  Cemil anıları ile idare ederim.

Bir de, biri anlatsın Aykut Kocaman'a hani Oğuz'un, ters koşu yoluna attığı pasa kendisinin ( Aykut ) çapraza attığı vole ile Fenerbahçe'nin Galatasarayı 1-0 yendiği maçı. (Fotoğraftaki)  İşte o pasların oyunudur futbol, Aykut bunu bilmiyor.

Aykut yetenekli ve iyi bir futbolcuydu, futbol üzerine kafa yormadığı, futbolu bilmeye çalışmadığı, oynamakla yetindiği belli, kötü teknik direktör oldu, futbolun keyf veren, vermesi gereken bir oyun olduğunu unuttu, hatırlamıyor.

Aslında Fenerbahçe'nin bugünleri birinci Pereria, Carlos olan döneminde atıldı. Högh verirdi Uche'ye, Uche, İlker'e, İlker Uche'ye ve geldik bu güne. Top kalsın Yıldırım'larda Aziz bey versin Ali Bey'e, Ali Bey götürsün eve. Gökten üç transfer düşün Yıldırım'lara, Kocaman...