Aydın, yazar, terzi Kirkor abi

18 Kasım 2017 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Kirkor Ceyhan (1926-1999)

Kirkor abi Zaralı idi.

Tehcir sonrası doğmuş 

ama korkunç zekâsına rağmen 

koşullar sadece ortaokulu bitirmesine imkân tanımıştı.

***

Terzi çıraklığı ile genç yaşta İstanbul'a göç ve 

Beyoğlu'nda zenaat. 

Okumadığı roman ve özellikle de Rus klasiği kalmamıştı.

***

Klasik Türk müziği hayranlığı, 

Aydın bir müşterisinin klasik Batı müziği konserine bir bilet vermesine kadar devam etmiş.

***

ilk kez polifonik klasik müzik dinledikten sonra 

Kirkor abi, bir daha ne klasik Türk müziği ne de Ermeni müziği dinleyemeyecek kadar vurulmuştu.

Özellikle de Beethoven'a aşıktı

***

Kirkor abi ile sık sık İDSO konserlerinde buluşsak da 

daha sonra bana SSCB'deki acı tatlı hikâyelerini de anlattı...

KİRKOR ABİ'NİN SSCB SERENCÂMI

İstiklâl'deki "tüccar terzi" lokasyonu, 

bir yandan aydın ve sanatçıların 

bir yandan da muhaliflerin ve ajanların uğrak yeri olmaya başlamıştı.

***

Gençliğinden beri sosyalist ve emekten yana duran Kirkor abi,

hem muhalif tutumu hem de yakınındaki SSCB Başkonsolosluğu'ndaki muhtelif- 

muhtemelen de KGB ajanı- ataşe müşterileri vesilesiyle 

"aslında özlediği hayatın ancak sscb'de mümkün olduğuna" kendisini inandırmıştı.

***

Ne de olsa sosyalist ve

babası ve diğer tanıdıkları tehcirin birinci dereceden tanıkları idi.

1940'larda varlık vergisi nedeni ile 

Aşkale'de taş kırmaya giden çok ermeni vardı.

6/7  Eylûl ve Kıbrıs olayları daha çok Rumları hedeflediyse de, 

komünizme gönül veren bu aydın Ermeni 

kendisini bu topraklarda artık huzursuz hissetmeye başlamıştı...

60'ların ortasında

hem etnik kökeni hem de marksist zihniyeti ile

cennet olarak tahayyül ettiği

Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti'ne göç fikri

artık Kirkor abinin kafasında bir nevi fikrisabit olmaya başlar.

Hem sosyalizm ve kültür hem de kendi dilini serbestçe konuşmak.

***
Tabiî kî yalnız gitmeyecektir:

Kendi ailesinin - anne baba dışında- 

15'e yakın benzer konumdaki aileyi de 

tatlı dili ve argümantasyonu ile iknâ eder.

***
Türk vatandaşlığından da çıkmak için müracaat edince ve 

göç günü yaklaşınca, tanıdığı polisler 

"Abi yapma etme- oralar bildiğin gibi değil. 

vatandaşlığı yakma. sen geri dönersin" diyerek,

TC vatandaşlığından çıkmasını son anda engellerler.

***
Ermenistan'a gidilmiş. 

orta boy bir şehir.

bir yandan ideal toplum:

sanat, bale ve piyano mektepleri, 

milyonlarca tirajla basılan envaî kitap,

sosyalizm dersleri ve tartışmaları vs.

Ama öte yandan, 

insanın henüz bunları sindirememesi ve 

yaygın hırsızlık ve alavere/ dalavere.

***
İç çamaşırı fabrikasında çalışanlar 

her akşam iş çıkışı külot fanila çaldılar mı diye kontrol ediliyorlar- çare:

sabah işe giderken fanila külotsuz gidip- 

bir firsatta tuvalette bir takim giymek.

Eh ayda 22 takım fena değil.

Et kombinasında da,

işçiler için fanila altina naylon koyup, 

yarım- bir kilo dövülmüş eti çıkartmak da vaka-i adiye olmuş.

***

Yani 45-50 yıllık sosyalist ideoloji insanı değiştirmeye kâfî gelmemiş.

Tabiî kî büyük hüsrân..

***

Kirkor abi, okuduğu ve tahayyül ettiği sosyalizmin

gördükleri ile alâkası olmadığını çok kısa sürede anlamış.

50 yıl reel sosyalist rejimin, 

insanı değistirmeye, 

hırsları törpülemeye ve 

gerçek iyi insan olmaya yetmeyeceğine 

kanaat getirdikten sonra

Moskova'da güçlü bir Ermeni paşa bulup 

(rüşvet lâfını kullanmasa da belli bir çıkar olduğu kesin)

"SSCB ve Ermenistan'ın mükemmel ötesi olduğunu 

ama kendindeki ağır astım ve diğer hastalıkların buranın havasıyla azdığını vs" söyleyerek

sadece kendisi ve ailesi için 2 yıl sonra dönüş izni çıkartabilmişti.

***

Yaşamının son 15 yılında epey sık görüşürdük.

Son anına kadar inanmış komünist, 

Beethoven başta klasik müzik hayranı ve takipçisiydi.

***

Toprağın bol olsun ahbarig

Bizim "Tatar" Şükrü Tanatar 

muhteşem zeki ve espritüel bir kardeşim.

Benim Kirkor abi ve Ermenistan'a göç hususunda söylediklerime, 

rahmetli babasından naklen bir gerçek olayla katkı sağladı:

***
Gene bir Anadolu Ermenisi aile, 

dolduruşa gelip, ermenistana gitmiş.

henüz gitmemiş ama 

göçe kararlı bir ermeni aile 

gidenlere durumu sormuş.

askerde er mektupları gibi bu mektupların da okunacağını bilen oraya yerleşen aile cevap yazmış:

"BURALAR ŞAHANE.

KARDEŞLİK HÜRRIYET EŞITLIK. 

HERŞEY MÜKEMMEL.

SIZ DE HAGOP'U EVLENDIRIR EVLENDIRMEZ ARAMIZA KATILIN"

karşı vaziyeti çakmış. 

Çünki Hagop henüz 3 aylık kundaklık bebekmiş...

 

Ali Rıza Sığırcı

Yazının orjinalini okumak için tıklayın