Putin iktidarı bırakıyor mu?

21 Kasım 2017 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Rusya'da başkanlık seçimlerinin yapılmasına dört aydan kısa bir süre kalmasına rağmen şimdiki Devlet Başkanı Vladimir Putin'in adaylığını açıklamaması soru işaretleri yaratıyor.

Türk medyasına fazla yansımıyor ama Putin'in başkanlık seçimlerine katılmayabileceği dar bir çevrede de olsa yaklaşık iki yıldır konuşulan senaryolar arasında yer alıyor.

Son olarak İngiliz Independent gazetesi, Rusya liderinin 18 Mart'ta yapılacak seçimlerde aday olmayabileceğine ilişkin bir değerlendirme yayınladı.

Putin'in iktidardan ayrılabileceği yolundaki söylentilerin kaynağı aslında öncelikle kendisi; daha doğrusu yakın çevresine dile getirdiği "çok yoruldum" serzenişi. Bu yakınmada haklılık payı var çünkü Putin, başbakanlık yaptığı dört yıl da katıldığında, tam 17 yıldır iktidar koltuğunda oturuyor. 18 Mart'taki seçimlerde adaylığını koyması demek, altı yıl daha son derece yoğun tempoda çalışmaya devam etmesi demek. Independent'taki yorum da onun yorulduğu ve artık yeni bir seçim yarışına girmeyi arzu etmediği tezine dayanıyor.

Çok farklı nedenlere dayanan bir diğer senaryoda da, Putin'in yine adaylığını koymayabileceği ileri sürülüyor ama bu sefer bambaşka bir gerekçe ileri sürülüyor. Rusya anayasayası aynı kişinin üst üste üç dönem başkanlık yapmasını yasakladığı için 2012'deki seçimi kazanan Putin gelecek yıl aday olursa görev süresinin dolacağı 2024 yılında artık iktidarı bırakması gerekecek. Oysa, daha önce 2008'de yaptığı gibi, 2018'te başkanlıktan başbakanlığa geçerse 2024 yılında üst üste iki dönem daha seçilme şansı ele edecek. Tabii bu durumda, şu anda 65 yaşındaki Putin'in 2024 yılında artık 72 yaşında olacağı gerçeğini de unutmamak gerekiyor.

Yukarıdaki iki senaryo Putin'in "gönüllü" olarak başkanlık seçimlerinden çekilmesi tezine dayanıyor.

Ama bir başka senaryo daha var...

Her ne kadar çoğumuz Putin'i sonsuz güç sahibi, tartışılmaz lider olarak görsek de, gerçek o kadar basit değil. Rus sisteminin iktidara taşıdığı Putin'in aynı sistem tarafından alaşağı edilmesi olasılığı sanıldığından fazla, yani dışarıdan öyle görünmese de, vazgeçilmez bir lider değil.

Aslında ortada çelişkili bir durum var.

Doğru, Rusya'nın hırslı ve girişken dış politikası sayesinde Putin son yıllarda uluslararası alanda çok puan topladı, hayranlarının sayısı katlandı.

Ama Putin'in çok önemli alanda bir başarısızlığı var: Ekonomi.

Putin'in direksiyonda olduğu 17 yıl boyunca ekonomisini çeşitlendirmeyi başaramayan Rusya'nın petrol  ve doğal gazdan elde ettiği gelir tüm ihracat gelirlerinin yüzde 60'ına eşit, yani hala büyük ölçüde enerjiye bağımlı.

Hal böyleyken petrol fiyatları düşünce Rusya sudan çıkmış balığa dönüyor, ekonomik krizle kıvranmaya başlıyor.

Buna bir de Putin'in Batı ile cepheleşme siyasetinin bedeli olan yaptırımlar eklenince ekonomi iyice dibe vuruyor.

Işte, bazı Rus oligarkların bu durumdan, daha doğrusu bu durumu sorumlusu gördükleri Putin'den şikayetçi olduğu ve değiştirilmesi için ülkeyi yöneten gerçek güç olan FSB'ye, yani gizli servise baskı yaptığı bir süredir konuşuluyor. Ne kadar güçlü görünse de Putin'in devleti karşısına alması, iktidarı bırakması telkinine karşı koyması olanaksız.

Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, ister aday olsun isterse olmasın, önümüzdeki dönemde Putin adından yine sıkça söz ettireceğe benziyor.