Soçi'de kritik viraj

22 Kasım 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Rusya, Türkiye ve İran liderleri bugün Soçi'de, Suriye'de iç savaşın son bulması yolunda belki de dönüm noktası olabilecek önem taşıyan zirvede bir araya gelecek.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani arasındaki zirve Suriye'de çatışmaların son bulma sürecine girildiği bir dönemde yapılıyor. Zirve öncesi Suriye lideri Beşar Esad'ın Soçi'ye sürpriz bir ziyaret yaparak Putin'le görüşmesi dikkat çekici bir gelişme oldu. Esad'ın bundan önceki ziyareti, Rusya'nın Suriye'deki operasyona başladığı 30 Eylül tarihinden çok kısa bir süre önce yapılmıştı. Putin'in Esad'la görüşmesinden sonra "Suriye'deki askeri operasyon bitiyor"demesi, çatışmaların son bulacağına yönelik bir işaret olarak algılandı. Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, Putin'in Esad'la üçlü zirvede alınacak kararların hayata geçirilebileceğinden emin olmak için görüştüğünü söyledi. Bu da, Rusya liderinin bugünkü zirvede Türk ve İranlı liderlerle varacağı anlaşma için şimdiden Esad'ın desteğini aldığı anlamına geliyor.

Zirve öncesi üç ülkenin genelkurmay başkanlarının toplantısında da Suriye'de geri kalan IŞİD ve El Nusra (yeni ismiyle Fetih el Şam) militanlarının varlığına son vermek için somut adımlar üzerinde anlaştıkları açıklandı.

Bugün Soçi'de ele alınacak konuların arasında Türkiye'yi de yakından igilendiren Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin hangi grupların katılımıyla ne zaman yapılacağı da bulunuyor.

Toplantının mümkün olan en geniş katılımla yapılmasını isteyen Moskova önce PYD'nin de yer alacağını açıklamıştı. Ancak Türkiye'nin PKK'nın uzantısı olarak gördüğü PYD'ye yüksek sesle itiraz etmesinin ardından Rus tarafı durumu yeniden değerlendirme sürecine girmiş görünüyor. Gerek Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov gerekse Kremlin dış politika danışmanı Yuriy Uşakov, bu konunun Soçi zirvesinde karara bağlanacağını açıkladı.

PYD konusunda Rusya ikilem içinde.

Bir yandan iç savaş sonrası yeni Suriye'nin inşasında Kürtlere rol vermek, hatta belki özerklik tanımak ve PYD kozunu tümüyle ABD'ye kaptırmak istemiyor ama diğer yandan da Türkiye ile sağlanan eşgüdümü tehlikeye atmaktan çekiniyor. ABD Suriye satranç tahtasında PYD taşını oynamakta kararlı görünüyor ve bu uğurda Ankara'yı karşısına almaktan çekinmiyor. Buna karşılık Rusya daha esnek bir tutum almaya çalışıyor ve PYD için Türkiye'yi kaybetmek istemiyor. Bu pencereden bakıldığında Soçi'de Türkiye'nin şiddetli itirazının dikkate alınması olasılığı bulunmuyor. Ama böyle bir sonuç çıksa bile Moskova'nın PYD kozunu kendi eliyle ABD'ye teslim edeceğini düşünmek fazla iyimser bir değerlendirme olur. Yani Rusya elinden geldiğince Türkiye ile PYD arasında bir denge sağlama taktiğini benimseyecek, zaman zaman hamleler yapacak, zaman zaman geri adım atıyor görünecek.

Soçi zirvesine katılmaması ABD'nin Suriye'de devrede olmadığı anlamına gelmiyor. Kaldı ki, Putin'le ABD Başkanı Donald Trump, çok kısa bir süre önce Vietnam'da Suriye ile ilgili ortak bir açıklama yaptı. Açıklamanın en dikkat çekici yönü, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yapılan Cenevre görüşmelerine atıfta bulunulmasıydı.

Şu anda Suriye'de sahadaki durum bir yanda Rusya-Türkiye-İran, diğer tarafta ise ABD'nin bulunduğu izlenimi veriyor.

Ama gerçek bu kadar basit olmayabilir.

Örneğin Rusya, Türkiye ve İran'la uzun vadeli bir iş birliği  mi düşünüyor yoksa Suriye'de elini güçlendirmek için kısa vadeli taktiksel bir cephe mi istiyor?

"Geçiş dönemi" sonrasında Rusya'nın asıl amacı bölgeyi ABD ile birlikte kontrol etmek mi?

Kısacası, Türkiye'nin yağmurdan kaçarken doluya tutulmaması için adımlarını çok dikkatli atması gerekiyor.