'Halk yalakalığı'

23 Kasım 2017 Perşembe  |  MENTOR

Popülizmin çok geniş bir terminolojisi var ama ben çok uzun anlatmayacağım, kısaca "halk yalakalığı" demek. Diyeceksiniz ki halka değer verip önemli kabul etmenin neresi kötü?.. Eğer böyle düşünüyorsanız yanlış anlamışsınız, halk yalakalığının asıl içeriği halkın zaaflarını kullanıp ondan kendi çıkarları doğrultusunda fayda sağlamaktır, kısacası halkı tezgaha getirmektir.

Popülizmi her yerde görebilirsiniz, siyaset, sanat, politika, spor, hatta tıp.

Mesela doktorların televizyonlara çıkıp ıhlamur için, kuşburnu yiyin tarzı yayınları popülizmin dik alasıdır, halk sağlığı ile dalga geçmenin yalakalık boyutudur.

Popülist söylemler asla gerçeği ve doğruyu içermez, sadece ilgi gören, tüketilebilir, bireysel mastürbatif kavramları tekrar ederler ve bunun üzerinden halkın cebine doğru giden yol açıp onu istismar ederler.

Popülizm insanın aklına değil zaafiyetine hitap eder pornografi gibi, tatmin edilememiş duygulardan oluşturulan bir ticari metadır; pornografi insanın, eksikliğinden, zaafiyetinden, tabularından yararlanır.

Dünyadaki en büyük popülistler siyasetçilerdir, bu yüzden tüm dünyada "güvenilirliği" en çok tartışılan onlardır çünkü popülizm doğru olan değil tüketilebilir olandır ve insanın tatmin olan ihtiyacı yerini yenisine bırakır. Asıl amacı mümkün olduğunca çok insanı ikna ederek en çok oyu alıp  iktidar olmak isteyen bir siyasi hareket bir bakıma sıkça söylem değiştirmek zorundadır ve çok doğaldır o yüzden sadece halkın çoğunluğunun seçimine dayanan sistem demokrasi değil çoğunluk diktatörlüğüdür, seçimi demokrasi yapan şey hukukun varlığıdır.

Hukuk olmadan seçim demokrasi üretmez, hukukla kanun arasında fark vardır yasal olan her zaman  hukuki olmaz. Örneğin Nazi Almanya'sında Yahudilerin hadım edilmesine zorunlu tutan bir yasa çıkarılmıştı ve hakimler de bu yasaya dayanarak Yahudi olan insanların hadım edilmesine karar veriliyordu. Daha sonra Nürnberg mahkemelerinde bu hakimlerin patronu olan Adalet Bakanı Franz Schlegelberger hiçbir suça iştirak etmemiş olmasına rağmen bu yasaların çıkmasındaki payı nedeniyle "ömür boyu" hapis cezası almıştır. Yani yasaya uygun olan hukuki olmaz, hukuk tarih boyunca insanoğlunun yaşadığı dramlar sonucu oluşturulmuş ve asla değiştirilmemesi gereken insan hakları vb kavramlardan oluşur ve bir ülkede demokrasi olması için seçimden  önce olması gereken şey evrensel hukuğa saygılı bir bağımsız yargıdır. Sadece seçim bir sistemi demokrasi yapmaz, maalesef bizim tarihimiz boyunca böyle bir yargı sistemimiz olmadı ama yaşanan her olumsuz örnek geleceğe doğru bir adımdır Padişahın bireysel kararı ile insanların kafasını vurdurabildiği bir kültürden çağdaş hukuk sistemine geçiş kolay olmuyor, Batı'nın 800 yılda aldığı yol düşünülünce yine de ileriye doğru hızlı yol aldığımız söylenmelidir. 

Popülizmin en kötü uygulaması, belki de en tehlikelisi ise sanat adı altında yapılan bezirganlık, ticaret veya aldatmacadır. Bir şeyin talep ediliyor olması o şeyin meşru ve doğru olduğunu göstermez. Aynı Franz Schlegelberger örneğinde olduğu gibi hukuki de olmaz, elbette burada bir ceza suçundan bahsetmiyorum topluma karşı işlenmiş bir suçtan veya istismardan söz ediyorum çünkü sanat; insan yaratıcılığının, yeteneklerinin ve düş gücünün dışa vurumu, yaratıcılığı teşvik ve kaynaklık eden bir faaliyettir bu yanı ile ekonomik bir faaliyet olmaktan çok toplumsal ilerlemenin motoru olarak görev yapan bir toplumsal kavramdır.

Her fırsatta cinselliğini kullanıp kimsenin ne yaptığına değil neresine bakacağına karar vermeye çalıştığı insanlara itirazım, yok alıcı var satıyor (topluma karşı suç işleseler bile bu suç ceza hukukundaki suçtan çok toplumsal sorumluluk anlamındadır) ama o insanlar sanatçı unvanını kullanamaz onlar olsa olsa seyyar satıcıdır, başarılı iş adamlarıdır ama sanatçı değiller, sanatçı toplumun lideri, öncüsü, rehberidir her çok satana sanatçı deyip kavramın için boşaltmayın lütfen.

Çok satan deyince medyayı unutmayalım; medyanın asli görevi halkı bilgilendirmek ve halkın adına onun avukatlığını veya savcılığını yapmaktır.

Halk da bu görevi karşılığında onun ürünlerini satın alarak onun bu faaliyetini sürdürmesine destek olur. Halkı bilgilendirmek yerine "satmak" ilk amaç olunca aynı sanatçılarda olduğu gibi gazeteci kalmaz geriye kalan şey sadece seyyar satıcıdır, reyting peşinde koşan pornografi şovlardır, küfürdür, hakarettir ama gazeteci değildir.

O yüzden sanat ve gazetecilik birer ekonomik faaliyet değildir toplumun ilerlemesini ve gelişmesini bu sayede refaha ulaşmasını sağlayan toplumsal ortak fayda sağlayan faaliyetlerdir. 

Dünya çapında bir markamızın olmamasının, hiçbir icadın altında Türk imzası olmamasının nedeni popülizm içeren adına sanat ve medya denilen gerçekte sadece birer seyyar satıcı tezgahı olan medya ve sanat dünyasıdır.

Bakın dünyaya nerede bir gelişme varsa orada sanat ve sanatçı vardır, Einstein'ı, Newton'u yaratan bilgi değil, onları yaratıcılığa ve farklı düşünmeye iten sanatçıların faaliyetidir.

Bu nedenle sanat ve medya birer ticari faaliyet olarak görülemez, ikisi de toplumu daha iyi yapan kavramlardır aynı adalet gibi adaleti ticari faaliyet olarak görürsen ne olursa sanat ve medyayı ticari faaliyet olarak gördüğünde olacak da budur. Demiryolları gibi düşünün dünyadaki bütün demiryolları zarar eder ama demiryolu yapmak ekonomi için kaçınılmaz bir zorunluluktur çünkü en ucuz ulaşım ve taşıma yoludur ama kimse için tek başına ekonomik değildir o yüzden toplum adına devlet yapar.

Sonuç olarak; popülizm toplumun bulunduğu yerde saymasına neden olan ama ekonomik getirisi fazla bir bataklıktır, toplumu çürütür, panzehiri ise bağımsız medya ve sanattır, medya ve sanat bu bataklıkta çürümeye terk edilemez, bağımsız sanat ve medya toplumun can damarıdır. Bu nedenle devlet tarafından desteklenmesi zorunludur, gerekirse devlet başka hiçbir ekonomik faaliyeti olmayan medya kuruluşlarının tüm zararını karşılayacak, sanatçılara ekonomik kaygı olmadan yaşayacak ortamı sağlamalıdır, ülkemiz için ilk yapılması gereken medya ve sanatı seyyar satıcılıktan asli görevlerine döndürecek tedbirleri almaktır.

Siyasileri popülizmden uzaklaştıracak bilinen tek yol var o da; Hukukun üstünlüğü. Biz hukuk talep edersek siyasiler bize hukuğu verecektir, eğer hukuk talep etmiyorsak bir gün haksızlığa uğradığımızda konuşma hakkımız olmaz. 

Kemalizm'in bile zarar veremediği büyük lider Atatürk'ün "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir"  sözü anlatmak istediğim şeyin özetidir...