Çocuğunuz Einstein olabilir

28 Kasım 2017 Salı  |  MENTOR

Hiperaktif bir öğrenciyi beton zemine oturtan müdür haberiyle gündeme gelen çirkinlik aslında Türk eğitim sisteminin en ağır yaralarından biridir ve hem öğretmen kalitesini hem de hiper aktivitenin anlaşılmamış olması açısından önemli bir örnektir.

Ben konunun uzmanı değilim ama hiperaktif bir evladın babasıyım o yüzden de bu konuda bildiklerimi sizinle paylaşayım dedim çünkü hiperaktif olmak daha doğrusu Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çok yaygın, yaklaşık her 10 kişiden birinde var. Ayrıca bu çocuklarda genellikle okuma, matematik gibi öğrenme güçlükleri de bulunabiliyor.

Bu çocukların ortak özelliği IQ'larının ya ortalama ya da ortalamanın üzerinde olmasıdır. Ortalamanın altında IQ'su olan bir çocukta DEHB çok nadirdir ancak bu çocukların akademik başarısı çok düşüktür, bu nedenle sıklıkla okullarımızda tembel, salak, yetersiz gibi aslında hiç hak etmedikleri ithamlara maruz kalırlar ancak bu kesinlikle doğru değil.
Daha önce de yazdığım gibi, bu çocukların en büyük özelliği zekaları, Albert Einstein, Alexander Graham Bell, Leonardo Da Vinci, Pablo Picasso, Benjamin Franklin, Thomas Edison, Abraham Lincoln, John F. Kennedy ve Walt Disney, Robin Williams, Jim Carrey, Will Smith, Whoopi Goldberg, Michael Jordan DEHB olan başarılı insanlar. Başarılı olmalarının bir nedeni var çünkü bu çocuklar için en önemli sorun neye ilgi duyduklarını tespit etmek bir kere ilgi alanlarını keşfettikten sonra onları durdurmanın imkanı yok.

Ancak başarı ile onlar arasındaki en büyük engel ezber ile yaratıcılık, akademik başarı ile yaşam başarısı arasındaki farkı bilmeyen, kendilerini öğretmen olarak tanımlayan ama çocukları tanımaktan uzak insanlar öğretmenlerimizin hiçbiri bu konuda bilgili olmadığı gibi herhangi bir şekilde farklı olan her çocuğa damgayı vurmaya hazırlar.

Bu çocuklar o kadar değerli ki devlet onların korunup yaşıtları ile aynı şartlarda eğitim görmesi için sınav, sınıf geçme vs. konusunda özel düzenlemeler bile yapmış ama bunu anlayan hatta bilen öğretmen bulmak çok zor.

Maalesef bu çileyi bize de çektirdiler eğer biz aile olarak kendimiz bu konuda bilinçli olmasak okul sistemi çocuğumuzu kaybetmemize neden olacaktı çünkü okul sistemi onu sürekli olarak ötekileştirip özgüvenini kaybetmesine neden oluyordu ama biz çocuğumuzu tanıyorduk. Okul sisteminin onu "yetersiz" olarak damgalamasına hiç izin vermedik ona hep güvendik ve her fırsatta bunu onu söylemekmekten çekinmedik.

- Çok büyük beklentiniz olmasın.

- Bence okuldan alıp meslek lisesine verin.

- Üniversite şansı yok, kazanması imkansız.

Söyledikleri böyle uzayıp gitti ama evladımız onları yanılttı, Türkiye'nin önemli okullarından birini hiç zorlanmadan kazandı ama en büyük problem hangi alana ilgi duyduğu konusundaki kararsızlığı idi. Müzik, tarih, fizik, iş adamlığı, spor bir çok konuda gidip geldikten sonra  çocukluk aşkı müzikte karar kıldı ve hiç tereddüt etmeden kararını verdi, üniversiteyi bıraktı ve şimdi büyük olasılık yurt dışında önemli bir müzik okuluna burslu gidecek, gidecek diyorum büyük ölçüde tamamlanmasına rağmen henüz süreç  bitmedi.

Ve ben onu çocukluğundan beri izleyen bir baba olarak çok büyük işler başaracağından dünya çapında söz sahibi olacağından eminim çünkü çocukluk aşkına günde 10-12 saat ayırıyor başarısızlık mümkün mü?

Anne ve babalar çocuğunuzdan vazgeçmeyin her çocuk ayrı bir değer taşır size düşen onu bulmaktır.

Sevgili öğretmenler yerinde durmuyor diye sürekli şikayet ettiğiniz o çocuk var ya, belki Einstein belki de Picasso'dur, lütfen bir daha bakın...